ÇEK KANUNU NEDEN ÇIKMADI?

ÇEK EYLEMLERİNDE NEDEN BEKLENEN YETERLİ SAYIYA ULAŞILAMIYOR?

Çek kanunu neden Adalet Komisyonundan meclise sunulmadı? Basından ve ikili görüşmelerde yetkililerden öğrendiğimize göre Babacan karşı çıktığı için kanun çıkmadı. Peki, bunun arkasındaki tek neden piyasada dolaşan 226 milyar tutarındaki çek ve af çıkması nedeni ile doğacağı iddia edilen nakit sıkıntısı mıdır?

Bence Hayır, tek neden bu değildir, hatta temel neden bu değildir. AK Parti içerisinde Çek Tasarısı konusunda farklı görüşler vardır. Çek mağdurları genellikle esnaflardır ve esnaflarda ağırlıkta Ak Partiye oy veren kişilerdir. Çek tasarısı açık bir çek affını içermediği gibi 3167 deki cezayı da misli ile artırmaktadır. Bu hali ile yasallaştığında parti tabanından tepki toplayacaktı.

ÇEK EYLEMLERİNDE NEDEN BEKLENEN YETERLİ SAYIYA ULAŞILAMIYOR?

Bunun nedenleri yukarıdaki nedenlerle birçok yerde örtüşmektedir.  Karşılıksız çek büyük bir sosyal sorun, büyük bir toplumsal  yaradır diyoruz. Biz belki burada yanılıyoruz. Karşılıksız çek henüz büyük bir sosyal sorun, sosyal bir yara değildir, potansiyel bir sorundur.

Neden mi? Elimizde mevcut istatistikler şöyle bir göz atalım bunu göreceğiz. 2002 yılından bugüne kadar devam eden çek mahkûmu ya yoktur, ya da yok denecek sayıdadır, 2003 yılı da öyle ciddi bir rakam değildir. Esas sorun doğacak sorunlardır. Yargıtay da bekleyen 70.000 dosya, başsavcılılık da bekleyen 150.000 dosya, adliyelerde savcılıklarda bekleyen on binlerce dosya, asliye cezalarda öyle on binlerce dosya vardır.  Hükümet bu durumu hepimizden iyi bilmektedir ve af ya da çek kanununda değişiklik için zamanı vardır, halen hükümeti sıkıştıran bir durum yoktur.

BÜTÜN BUNLARA RAĞMEN ORTADA BÜYÜK BİR HAKSIZLIK VARDIR, İNSANLAR KANUNSUZ OLARAK HAPİSHANELERDE TUTULMAKTA, KAÇAK YAŞAMAYA ZORLANMAKTADIR. BU BÜYÜK BİR HAKSIZLIKTIR.

Bu haksızlık karşısında doğruyu söylemek gerekirse esas sorgulanması gereken yargıdır, 1o.ceza dairesidir, siyasal iktidarın sorumluluğu ikincil bir sorumluluktur. Albay Çiçek’in 24 saat geçmeden tahliye edilmesi üzerine bir gazete ilginç bir manşet attı. Manşet Şöyle:

Abrakadabra Çiçek serbest

Abrakadabra çek mağdurları hapiste diyebilir miyiz bilmem?

Benim görüşüm, hani derler ya, “yiğidi öldür hakkını ver” ,diyorum ki hükümet 31.12.2008 tarihine kadar uyum yasasını çıkarmamakla üzerine düşeni şimdilik kaydı ile yaptı. Sorgulanması gereken yürürlükte olup olmadığı tartışmalı olan bir kanundan insanlara ceza vermeye devam eden 10. Ceza Dairesidir, yerel mahkemeler sorumluluk almamak için dairenin peşinden gidiyor. Zaten bu ülkede sorumluluk almanın her şeyden önce bir insanlık, bir yurttaşlık görevi olduğunu toplum olarak kavramış olsak yaşamakta olduğumuz birçok sorunu aşmış olacağız.

BÜYÜK SOSYAL SORUN HÜKÜMETİN VE TOPLUMUN ÖNÜNDE DURUYOR.

 Yargıtay’da bekleyen 70.000 dosya üç yıl içersinde onaylanarak yürürlüğe girecektir.2005 yılına kadar karşılıksız çek mahkûmiyetlerinin ancak % 5 i hapis cezasına dönmüştür, bence bu oran bundan sonra beklemedik biçimde artacaktır. Her geçen gün hapisteki insan sayısı artacaktır ve bugün bu sorunu algılamakta güçlük çekenler başlarına geleceklerin farkına varacaklardır. Bundan ne demek istiyorum? Bugün savcılıklarda, mahkemelerde, Yargıtay Başsavcılığında bekleyen birkaç yüz bin dosyaya rağmen bir meclis eylemine beş yüz kişi katılmıyorsa bu mağdurların azlığından değil TEHLİKENİN FARKINDA olmamaktan kaynaklanıyordur. On binlerce dosya Yargıtay’ca onandığı, mahkûmların sayısı çığ gibi büyüdüğünde artık benim burada bir şey yazmamak gerek kalmayacak ,herkes tehlikenin farkında olacaktır.

OLAN BUGÜN İÇERDE YATANLARA, KAÇAK YAŞAMAYA ZORLANANLARA OLUYOR.

ACİL ÇÖZÜM BELKEYEN BU İNSANLARDIR

PEKİ, NE YAPMALI?

Tek kelime ile farkındalığı artırmalıyız başka çare yok, aksi halde karşılıksız çeke çözüm bulunması yıllara yayılabilir. Beni telefon ile arayanlar hatırlayacaktır, ben hep hemen bir çözüm olmadığını söylegeldim.  Şimdi de aynı şeyi söylüyorum.

FARKINDALIĞI ARTIRMAZ İSEK ÇÖZÜM YILLARA YAYILABİLİR

Benim bu sözüm sizlere hoş gelmeyebilir, gelmeyecektir de, bunu biliyorum, ama 5 yıl içeride kalmaktan herhalde daha iyidir bir yıl sonra serbest kalmak, ya da üç yıl daha kaçak yaşamaktansa bir yıl sonra özgür olmak daha iyidir. Hepimizin isteği hemen şimdi ama hemen şimdi aceleciliği bizi üç yıl geciktirecekse bizim bu dileğimiz neye yarar?

ÖNERİM ÖNCE İLLER BAZINDA ÖRGÜTLENMEK, ETKİNLİKLER İÇİN MADDİ KAYNAK OLUŞTURMAK VE DOĞRU ZAMANDA DOĞRU EYLEMİ KOYMAKTIR.

Kendi kendimizi kandırmayalım, bu hükümetin ideolojisi ile karşılıksız çeke ceza çelişkili değildir, bunu anlamalıyız. Sorunu küçümseyerek abartılı, iyimser yorumlarla varılacak yer hayal kırıkları yaşamak olacaktır.

About these ads

14 Yanıt to “ÇEK KANUNU NEDEN ÇIKMADI?”

  1. admin Says:

    Türkiye’de bir hukuk depremi yaşanmaktadır.

    Bu ortamda sürekli insan hakları ihlalleri yaşanmaktadır. Ben ve benim gibi düşünen bir avuç yol arkadaşım “çözüm hukukdur“ ve “birlikte başarırız“ diyoruz. Zararların tazmini ve çek yasasından doğan ihlaller de emsal oluşturması için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ‘ne aynı anda ve bireysel başvuru yapma kararı aldık.

    Başvurular blog üzerinde yapılmaktadır. 12.temmuz günü avukatlarımız bir tanışma toplantısı düzenlediler.

    Sizleride davet ediyoruz.

  2. seker765 Says:

    “perhaps no command!!”

  3. burhan işcan Says:

    BAKMAK VE (GÖREBİLMEK) GÖRMEK – ÖNEMLİ OLAN İLGİDİR

    DOSTLARIM;
    (BU YAZIMI BÜYÜK HARFLARLE YAZMAMDAKİ AMAÇ AYRINTILARI İZAH ETMEK İÇİNDİR
    BAŞKACA NİYET ÖZELLİKLE ART NİYET YOKTUR)
    Rahmetli Aziz nesin Bu ülkedeki, aptalları uyandırayım dedi. Fakat ne yazık ki bizim aptallar daha da derin uykulara daldılar. İşin garip yanı ise; Aziz Nesin’in mesajından, onlar daha çok anlamı kadar koordineli organize çıkarıp daha da kurnazlaştılar. Hatta belkide kendi kendilerine kızıyorlardır bile ulen bu milletin bu kadar aptal olduğunu neden bu kadar geç anladık; illede Aziz Nesin’in uyandırmasınımı beklemeliydik diye. Geçmişteki yıllara üzülüyorlardır.En büyük yanlışlık Sendikalarda, nedenmi. Eskiden bu ülkede Sendikalar,Üniversiteler, Harakete geçtiğinde çokşeylerin seyri değişiyordu.

    Sayın burhan işcan,
    AK Parti İletişim Merkezi’ne yapmış olduğunuz 812115 numaralı başvurunuz, Adalet Bakanlığı’na iletilmiştir. Bakanlığın ilgili biriminden gelen cevap aşağıda yer almaktadır.
    Adalet Bakanlığı Cevabı:
    Sayın İşcan
    Öncelikle tebrik ediyoruz. Güzel bir kolaj çalışması ile bu demagoji metni ortaya çıkmış. Haklı yanları olması bu metni demagojik olmaktan çıkarmıyor. Biz belli başlı konulara değinerek açıklamalar yapacağız.(BİRLİKTE YAPALIM)
    HUYUM KURUSUN. ADIMIN GEREĞİ OLARAK, SAVUNDUĞUM TEZLERİ İSBATA DAYANDIRMADAN YAPAMIYORUM. BU DA MECBUREN KOLAJ ÇALIŞMASI GEREKTİRİYOR.
    -Öncelikle girişten itibaren olağanüstü bir kara tablo çizilmeye çalışılmış, konular abartılmış, birbiriyle alaka ve ilgisi olmayan konular aynı düzlemde ele alınmış, son olarak zaten var olan konular (e-devlet gibi)hem yokmuş gibi hem de olması halinde büyük bir devrim olacak gibi sunulmuş.

    Ekonomideki daralma %14`den fazla mı? İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) Başkanı Orhan Turan, ekonominin lokomotifi konumundaki imalat, inşaat ve ticarette ortalama daralma yüzde 21 iken, Türk ekonomisinin nasıl “sadece“ yüzde 14 daraldığının netleşmesi gerektiğini belirtti.
    Turan, imalat sanayinin yüzde 24,4, inşaat sektörünün yüzde 5,7, toptan ve perakende ticaretin yüzde 12,1`lik payı bulunduğuna, sektör paylarının geçen yılın ilk çeyreğine göre 3,8 puan azaldığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
    “Üç sektörün geçen yılki ağırlığı yüzde 46 iken, yüzde 42,2`ye gerilemiş. Yüzde 42,2 ağırlığı olan üç sektör ortalama yüzde 21 daralırken, yüzde 14,6 ağırlığı olan ulaştırma, depolama ve haberleşme sektörü de yüzde 17,6 daralmışken, GSYH büyümesi nasıl ilk çeyrekte yüzde -13,8 çıktı? Yani yüzde 66,8 ağırlığı olan dört sektör yüzde 20 daralmışken, mali aracı kuruluşlardaki yüzde 10,8`lik büyüme mi küçülmeyi yüzde 14`e çekti? Yüzde 8,2 ağırlığı olan vergi ve sübvansiyonlardaki yüzde 21,2`lik daralmayı saymıyoruz.“
    Orhan Turan, “ekonominin lokomotifi konumundaki imalat, inşaat ve ticarette ortalama daralma yüzde 21 iken, Türk ekonomisinin nasıl sadece yüzde 14 daraldığının da netleşmesi gerektiğini“ belirtti.
    Asıl darbe ekonomide!
    Aylardır Ergenekon ve darbe tartışmalarıyla zaman kaybediyoruz. Hükümet büyük bir ustalıkla gerçek darbenin ekonomide olduğunu perdeliyor. Ekonomideki küçülme tarihimizin kaydettiği en kötü seviyeye ulaştı.
    Küçülme=İşsizlik demek. Siyaset kurumunun silkinip kendisine gelmesi ve `AŞ, İŞ VE YATIRIM`dan başka mevzusu olmaması gerekiyor. Yoksa bugünlerimizi bile arayacağımız günler çok uzakta değil!
    EŞBAŞKAN MAL DAĞITIYOR

    Eşbaşkan mal dağıtıyor, yetişen alıyor.
    Altın madenini Almana veriyor, Eşbaşkan,
    Kurşun döktürmeyi Türk halkına.
    ***
    Çınarları Salamon’a veriyor,
    Çınarlara bez bağlamayı Süleyman’a,
    Ceylanpınar’ı Yakob’a veriyor, Eşbaşkan,
    Cennetteki ceylanları Yakup’a.
    ***
    Eşbaşkan mal dağıtıyor, yetişen alıyor.
    Telekom’u papaza veriyor, Eşbaşkan,
    Ezan okuyan telefonu, müezzine.
    Elektriği gayrimüslime veriyor,
    Karanlık’ta “Hu” çekmeyi Müslüm’e.
    ***
    Tekel’i İngiliz’e veriyor Eşbaşkan,
    Tevekkülü Türk milletine,
    Limanları Abraham’a veriyor,
    Liman hamallığını bizim İbrahime.
    ***
    Eşbaşkan mal dağıtıyor,yetişen alıyor.
    Gemiciği oğluna veriyor, Erbaşkan,
    Açlık gemini vuruyor yetimin ağzına,
    Toprakları yedi düvene veriyor,
    Kara toprak dolduruyor Memet’in boğazına.
    ***
    Sigortayı İsviçre’ye veriyor Eşbaşkan,
    Kazayı ve kaderi Türk işçisine.
    Elektriği gavura veriyor,
    Risalei Nur’u ümmeti Muhammed’e.
    ***
    Eşbaşkan mal dağıtıyor, yetişen alıyor.
    Dermanını zalime veriyor, eşbaşkan,
    Derdi Türk milletine.
    Oymapınar’ı İsrail’e veriyor,
    Kuran’daki pınarları Tük çiftçisine.
    ***
    Demir çeliği Yanki’ye veriyor, Eşbaşkan,
    Çelik çomağı Türk sanayicisine.
    Şeker Fabrikalarını Siyonist’e veriyor,
    Mevlidi Şerifi pancar üreticisine.
    ***
    Eşbaşkan mal dağıtıyor, yetişen alıyor.
    Barajları Yahudi Lobisine veriyor, Eşbaşkan,
    Yağmur Duasını Türk köylüsüne.
    Zeytinlikleri Aya Yorgi’ye veriyor,
    İmameli tespihi Yörük Ali’ye…
    ***
    Egemenliği Brüksel’e veriyor, Eşbaşkan,
    Boyun eğmeyi Ankara’ya.
    Bankaları haçlıya veriyor
    İcrayı ve iflası ayla yıldıza.
    ***
    Eşbaşkan mal dağıtıyor, şehirler kalkıyor.
    Tandoğan’da yakılıyor uyarı ateşi,
    Çağlayan’da, Güneydoğu’da, Diyarbakır’da
    Parlıyor, direniş güneşi.
    ***
    Eşbaşkan mal dağıtıyor, şehirler kalkıyor.
    Karayılan siliyor kasaturasını,
    Deli Erzurumlu yeniden biliyor palasını.
    Arhavili İsmail görünüyor İnebolu’da, yeniden
    Kartallı Kâzım indiriyor duvardan filintasını.

    Ozan HÜSEYİN HAYDAR

    -Genel af konusu nerden çıkıyor anlıyoruz. Evet anlıyoruz, çek konusuyla ilgili vazgeçilmez malzeme. Çek mağdurlarına af yok teröriste af var klişesi yayılıyor ama faydasız bir iftira olarak kalıyor. Zira hükümetlerimiz döneminde teröristlere de cezaevlerine de af çıkmadı.
    Etkili bir pişmanlık yasası için yapılması gerekenler
    Başbakan R. T. Erdoğan`ın bazı gazetecilere açıkladığına göre hükümet yeni bir pişmanlık yasası çıkararak, terör örgütü mensuplarının hayatlarına terörist olarak devam etmelerinin önüne geçmek istiyor.(12.12.2007 zaman)
    Baykal: 2 yıl sonra çıkar CHP lideri Baykal, Terörle Mücadele Yasa Tasarısı’nın, eli kanlı katil Abdullah Öcalan’a af getiren bir tasarı olduğunu savundu. Deniz Baykal, ‘Herkes aklını başına alsın’ dedi

    CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Terörle Mücadele Yasa (TMY) Tasarısı’nın 6. maddesinin terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’a af niteliği taşıdığını savunarak, tasarının bu haliyle yasalaşması durumunda Öcalan’ın 2 yıl içinde tahliyesinin mümkün hale gelebileceğini ileri sürdü.
    Sözcü Gazetesi EMİN ÇÖLAŞAN 19 Mayıs 2009
    Bunun Sonu Apo’ya Af…
    Tayyip’in ‘tarihi fırsat’ dediği Kürt açılımı, Türkiye Cumhuriyeti’ni bölmenin ilk adımı. Kürt tezgâhının son aşaması da bebek katili Apo’ya af getirmek…

    -Çek konusunda ise çalışmaları takip ediyorsunuz. Bakanlığımız zaten bir Çek Yasa Tasarısı üzerinde çalışıyordu. Bu tasarı komisyonlarda bulunuyor. Diğer uygulama sorunlarının çözümüne ilişkin çalışmaların da kısa süre sonra netice vereceği düşüncesindeyiz. Ancak çek konusunu gündeme getirme amacındaki bir metnin başka konuları kendisine dayanak olarak seçmesi lafı uzatmaktan başka bir işe yaramıyor. Bize çek konusunu soranlara verdiğimiz net cevapları size de verecektik. 4 sayfalık metin ana fikir olarak çek konusunda talep içeriyor. Ama ağız açılmışken saydıralım kabilinden metin yayılmış farklı konulara. Bu bakımda çek konusundaki açıklama sizin tüm metninize bir cevap olarak yetecek ama biz diğer konulara yine de değineceğiz.
    BEN YENİ ÇEK YASASI HAKKINDA GÖRDÜĞÜNÜZ CEVABI ALDIM. MAĞDUR DOSTLARIM BU CEVAB BENİ TATMİN ETMEDİ RAHATSIZ ETTİ. SİZCE DE ÖYLEMİ?
    -Yargı ile konularda neden hükümet ya da Adalet Bakanlığı muhatap alınıyor, anlaşılır gibi değil. Yargı yürütmenin baskısı altında olduğu için gibi bir gerekçe ile itiraz edilecek biliyoruz. Ancak şu an yürütme yargının baskısı altına kolayca girebiliyor.
    -Genel konular, yargı-yürütme ilişkileri vs bunlara vereceğimiz cevaplar bellidir. Ancak yargıya hakim olmak iddianızda haksızsınız. Bir erklerin uyumundan yanayız, çatışmasından değil. Dolayısıyla uyum istemek baskı ile açıklanmamalıdır.
    (Ankara – Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, “laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği” iddiasıyla AK Parti’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açtı.)

    ULUS (A.A) – 03.07.2009 – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Deniz Baykal, “Ne yazık ki bugün yargının bağımsızlığı ile ilgili çok ciddi sıkıntılar, sorunlar var. Bu sorunlar en yetkili yargı mensupları, Yargıtayın sayın başkanları tarafından her vesile ile dile getiriliyor” dedi.
    Yargıtay Onursal Başkanı ve Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sami Selçuk, ”Teftiş Kurulu, Adalet Bakanlığı’na bağlı olduğu, yargıç ve savcıları denetlediği sürece siz orayı bağımsız yapamazsınız” dedi.

    Türk yargısının bağımsızlık değil, tarafsızlık sorunu var
    AP Türkiye raportörü Oomen-Ruijten, Türkiye’nin en acil sorunlarından birinin kutuplaşma olduğunu belirtti. Bunun yeni bir anayasayla aşılabileceğini söyleyen Oomen’e göre Türk yargısının da tarafsızlık sorunu var. Hollandalı vekil, Türkiye’deki laikliği de eleştirdi: “Şu an din ve devlet işleri ayrı değil. Türk laikliği eski moda ve kesinlikle militan.” “Türkiye’deki sorun şu; hakikaten bağımsız bir yargısı var; ama tarafsız değil.”
    Hiç kimse sivil yargının bağımsızlığı üzerinde durmuyor…
    Oysa sivil yargı Adalet Bakanı’nın ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı’nın etkisi altında.
    Tüm yargıyı düzenleyen Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) başkanı Adalet Bakanı’dır.
    Müsteşar kurulun doğal üyesidir. Sanki bu yetmiyormuş gibi, yargıyı denetleyen Teftiş Kurulu da doğrudan Adalet Bakanı’na bağlıdır.
    Bakan ve Müsteşar HSYK’den çıkarılmadıkça…Teftiş Kurulu doğrudan HSYK’ye bağlanmadıkça…
    HSYK, idari ve mali özerkliğe kavuşturulmadıkça…Türkiye’de sivil yargı bağımsız olamaz!
    NE BUYRULUR.

    -Bir ifadenizi düzeltmek isteriz: Yargı bağımsızdır buna katılmıyoruz.
    Yargı bağımsız ve tarafsızdır doğrusu budur.
    HER KEZ GÖRMEK İSTEDİĞİNE BAKAR.

    -Niçin etkin muhalefet yok sorusunun muhatabı biz değiliz. Hükümete ulaşmanın
    yolları var ve bu sebeple sorularınızı rahat bir şekilde sorabiliyorsunuz. Muhalefete ulaşma yolları var mıdır, bunlar nelerdir, bu yolları kullanan varmıdır, bilemiyoruz.
    TABİKİ VAR.MECLİS ZİYARETLERİMİZ, VE MECLİS GURUP BAŞKAN VEKİLLERİ İLE YAPTIĞIMIZ GÖRÜŞMELERİMİZ. BELGELİDİR.
    -Kayıt dışılık ve kaçağın önüne geçmek için en önemli adımlar hükümetlerimiz döneminde atıldı. E-devlet tecrübesi ve sanal yollar üzerinde yapılan işlemlerin neredeyse tamamı hükümetlerimiz döneminde başladı. Bunu hatırlatmak isteriz.
    CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, AK Parti Yozgat Şefaatli ilçe teşkilatının, kara para ya da kayıt dışı para trafiğinin yönlendirilmesinde önemli bir rol üstlendiğini iddia ederek, “Deniz Feneri ve Yimpaş yapılanması içinde kayıt dışı ve illegal yollardan AKP’ye para aktarıldığına dair bulgular var” dedi.

    Kart, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Yimpaş Grubunun, Deniz Feneri olayıyla illegal ilişkiler içinde olduğunu, bu iki grubun da Hükümetçe himaye edildiğini gösteren bulguların bulunduğunu öne sürdü.

    YolsuzlYeni dönemde AK Parti’yi bitirme ihtimali olan tek şeyi Yeni Şafak yazarı Fehmi Koru yazdı…Yolsuzluklar siyasetin yolunu tıkar YOLSUZLUK iddiaları iki taraflı kesen bıçak gibidir çünkü.
    AK Parti iktidarı altıncı yılına girdi ve kural dışı müdahalelere rağmen daha uzun yıllar ülkeyi yönetme potansiyeli hâlâ AK Parti’nin elinde. Karşısında siyaset yapanların bir bölümü ciddiye alınmıyor zaten, bir bölümü geçmişte dile getirilen iddialardan yaralı, neredeyse hepsinin topluma kendini anlatma noktasında ciddi sorunları var.
    Yeni dönemde AK Parti’yi bitirecek olan, hakkında yeni bir kapatma dâvâsı açılması değildir. Öyle bir girişimi bile mümkün kılacak şey, halkla irtibatını da sona erdirecek olan, yolsuzluk ithamı altında kalıp tıkanmasıdır.
    İçinden çıkabilecek çürük yumurtalar hakkında nasıl bir davranış sergiliyor AK Parti? Görmezden-işitmezden mi geliyor, her iddianın üzerine ciddi bir biçimde yürüyor mu? Yolsuzluk yapanı koruyor mu, yoksa güveni istismar ettiği için en ağır biçimde cezalandırıyor mu?
    Ülkenin geleceğiyle ilgili öngörüde bulunmamı mı istiyorsunuz, bana AK Parti’nin yolsuzluk konusuna nasıl yaklaştığını söyleyin yeter. Sahi, nasıl yaklaşıyor yolsuzluk konusuna AK Parti? Yeni Şafak
    AKP’nin ‘Ali Dibo’ları!
    Devrim Göktaş
    Yolsuzluk batağına saplanmayacağı iddiasıyla adını AK yapan partinin kapkara bir yolsuzluk listesi bulunuyor
    İktidara gelmeden önce yolsuzlukları önleyeceğine söz veren ve adını ‘AK Parti’ yapan hükümet, adı yolsuzluklarla anılan bir önceki dönem koalisyon hükümetine bile taş çıkardı. İktidara geldiği dönemden bu yana hükümetin bakanları dahil birçok partili, yolsuzluk suçlamasıyla karşı karşıya kaldı. Adı sık sık yolsuzluklarla anılan Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın yanı sıra oğlunun da yolsuzluk yaptığı ortaya çıktı. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın oğlunun şirketi AB Gıda AŞ’nin, yüzde 80’lik gümrük vergisi uygulanan mısırın vergi oranının yüzde 25’e indirilmesinin ardından 582 ton mısır ithal ettiği ortaya çıktı. Böylelikle Unakıtan’ın oğlu, yalnızca vergideki oran değişikliğiyle yüzde 55 kazanç elde etmiş oldu. Maliye Bakanı, “Oğlum o mısırları tavuklarına yedirecek” diyerek konuyla ilgili gülünç bir açıklama yaparken Unakıtan’ın oğlu daha sonra fosforik asit üretmek için de teşvik aldı. Bakan Kemal Unakıtan’ın “naylon faturadan kaçak villa”ya kadar uzanan geniş bir yolsuzluk çetelesi bulunuyor. Özelleştirmeler öncesinde Ofer ailesinin özel uçağı ile seyahat eden Unakıtan’ın seyahatinin gerekçesi bir türlü basına açıklanmadı. Hong-Kong’da yapılan özel görüşmeler ise kamuoyundan gizlendi. Ve Tüpraş, Kuşadası Limanı, Galataport, Balıkesir Kağıt Fabrikası, Erdemir gibi birçok ihale yargıya taşındı. Depremzedelere bile kazık! AK Parti döneminde yapılan hemen hemen bütün ihalelerde yolsuzluklar gündeme geldi. Güler, akbil sanığı oldu
    AK Parti Hükümeti döneminde yolsuzluğa adı karışan bir diğer bakan ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler oldu. Bakan Güler de Başbakan Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde “akbil davası”nda yargılananlar listesinde yer aldı. Ancak dokunulmazlık zırhı Enerji Bakanı’nı korudu.
    Ali Dibo nedir?
    ‘Ali Dibo’, Hatay’da eş dost, aile anlamına geliyor. DYP Milletvekili Mehmet Eraslan, Hatay’da kamu ihalelerinin AK Parti teşkilatı tarafından ‘bağlandığı’ iddiasını dile getirmiş, olay siyasi literatüre ‘Ali Dibo’ olarak geçmişti.
    AK Parti’li Milletvekili Fuat Geçen de Hatay’da ‘Ali Dibo’ olayı yaşandığını savunmuş ve partisinden ihraç edilmişti. Sinop, Isparta, Ağrı, Gaziantep, Bingöl, Karaman gibi illerde de Ali Dibo yönteminin kullanıldığı iddia edilmişti.
    -Kredi borcunu ödemeyen, kredi kartı taksidini ödemeyen, çeki karşılıksız çıkan vatandaşın topu hükümete atmasında insaf oranı az. İnsanlarımızın
    ev ekonomisi yönetme konusundaki kabiliyeti, ülke ekonomisi üzerine yorum yapma kabiliyeti kadar yüksek olsaydı sanırız sorunlar daha da azalırdı.

    BAKMAKLA GÖRMEK ARASINDA FARK İŞTE BUDUR.
    BAŞBAKAN Batman’daki konuşmasında, sözlerinin sloganlarla kesilmesi üzerine Araf Suresi’nden alıntı yaparak “Gerek yok. Bazı insanlar vardır kulakları vardır duymazlar, gözleri vardır görmezler, dilleri vardır gerçekleri konuşamazlar.” dedi.

    Araf Suresi’nin bu kısmı aynen şöyledir: “And olsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık. (hazırladık) Kalpleri vardır bununla kavrayıp -anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvan gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır.”
    Başbakan’ın bu sözleri bir başkası için söylemesinin etik açıdan ne kadar yanlış ve kabul edilemez olduğunu, surenin tamamını okuyunca daha iyi anlıyoruz.
    Başbakan’ın dili var konuşuyor… Ancak gerçekleri ne oranda görüyor… Acaba vatandaşı duyuyor mu? Gerçekleri ne kadar görüyor?
    Vatandaşı duymadığını yine vatandaşlar söylüyor. Başbakan maval okuyor
    Aslında vatandaşın Başbakan’a verdiği mesaj şudur: Sayın Başbakan ağzın var konuşuyorsun… Ancak ekonomideki sorunları görmüyorsun… Vatandaşın sesini duymuyorsun.

    ÖZEL sektörün temsilcisi olan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu “Sanayide işlenmiş ara malı oranı yüzde 69 oldu. Sanayici, Çin ve Hindistan için komisyoncu oldu.” diyor… Başbakan duymuyor.

    Biz yıllardır “Cari açık Türkiye’nin kan kaybına sebep oluyor. Bu açığı borçla – harçla finanse ediyoruz. Türkiye’nin geleceğini tüketiyoruz…” diyorum… Başbakan duymuyor.

    Nihayet, AKP iktidarında Türkiye’nin varını, yoğunu yabancı ülkeler transfer etti… Başbakan ihracattan bahsediyor… Yabancılar kanımızı emiyor
    Biz çalıştık, Avrupa Birliğini ve uluslararası fonları besledik. IMF’ye 6 milyar dolar faiz ödedik. Türkiye olmasaydı, IMF çalışanları nasıl maaş alacaktı
    YA “DEVLET MALI DENİZ, İÇ BABAM İÇ, YE BABAM YE DİYENLER.
    -Devlette şeffaflık hükümetlerimiz döneminde artmadı, devlette şeffaflık hükümetlerimiz döneminde başladı. Bu konuda iddialıyız. Bilgi Edinme Yasası ve etik konusunda önemli adımlar ile hesap verilebilirlik arttı, şeffaf devlet olma yolundaki devletlerden biri oldu Türkiye
    İyi günler diler Bilginize sunar sistemimizi kullandığınız için teşekkür eder, iyi çalışmalar dileriz.
    Saygılarımızla…
    Erdoğan: Milletin iradesinin üzerinde hiç bir merci yoktur

    AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, milletin iradesinin üzerinde hiçbir merci olmadığını bildirerek, ”Kim ki kendisini yasama organının yani TBMM’nin üzerinde görürse bu millete haksızlık eder. Asli olan insanımızdır, milletimizdir, vatanımızdır, ülkemizdir, anayasal düzendir” dedi.

    YİNE GÖRMEK AMACI İLE BAKILMADAN SÖYLENEN SÖZLER.

    ALACAKLI DAİMA ÜSTTEDİR SAYIN BAŞBAKANIM. TIPKI IMF GİBİ. ORDAN KAÇTINIZ. AMA DOLUYA TUTULDUNUZ.
    BANKALAR TBMM NİN ÇIKARDIĞI KANUNLARI TINLAMIYOR. NEDEN ACABA , “Kim ki kendisini yasama organının yani TBMM’nin üzerinde görürse bu millete haksızlık eder.”
    BU MİLLETE HAKSIZLIK EDENLERDEN MİLLET HESAP SORACAKTIR. KİMSENİN HİÇ AMA HİÇ ŞÜPHESİ OLMASIN
    BURHAN İŞCAN
    ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM BAŞKANI

    DOSTLARIM;
    DÜN İSTANBULDAYDIM;
    ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİMİN FAALİYETLERİNİ DUYURMAK, LOBİ FAALİYETLERİNDE DESTEK ARAMAK İÇİN İSTANBULA GİTTİM.
    Organizatör arkadaşlarım; İTO Başkanından randevu aldıklarını benim de katılmamı istediklerini bildirdiler. Gittim. Amacım TUSİAD Başkanı ile de görüşüp, görüşlerini ve desteklerini almaktı. Ancak her iki başkanda yurt dışında oldukları için görüşmek mümkün olmadı. İTO Başkan yardımcısı ile görüşmemizde, benim için çok önemli olan şu iki husus ön plana çıktı
    1-ÇEK KULLANIMI TÜRK TİCARET HAYATININ OLMAZSA OLMAZLARINDANDIR. ÇEKİN KULLANIMINDA GÜVENİRLİĞİ İÇİN HAPİSLİK CEZASININ KORUNMASI GEREKİR. Zira çek nakit sıkıntısı çeken kullanıcıların, bu ihtiyaçlarını karşılayan en güvenirli ve ucuz vasıtadır. PİYASALARIN DA BU ANLAMDA ÇEKE İHTİYACI VARDIR.
    2-KENDİLERİNİ ŞİMDİ ÇEK MAĞDURU OLARAK TANITANLARIN NİYETİNİN ASLINDA; HAPİSLİK YAPTIRIMINDAN KURTULUP, BORÇ ÖDEMEMEK OLDUĞUDUR.
    Şüphesiz ki; bu iki husus bize karşı, yeni yasada hapisliğin kalkmasına karşı olanların öne sürdüğü başlıca TEORİLERDİR.
    Ben dün, başta HABER TÜRK, YENİŞAFAK olmak üzere basından destek turlarını da başlattım. Gazeteci dostlarımız; Sayın Orhan Pala ve Sayın İbrahim Kahveci de bu iki hususta çekincelerini dile getirdiler. Görüşüp fikir birliğine erdikten sonra ise her ikiside bana destek olacaklarını belirttiler.TARTIŞMA PROGRAMI AYARLAYACAKLARINI BELİRTTİLER YANİ GAYE MESELEYİ GÜNDEMDE TUTMAK.
    Çek yasası beklenirken karşılıksızda adet artıyor
    Çek mağdurları çek yasasının çıkarılmasını beklerken, piyasadaki karşılıksız çek adedinde artış olduğu görüldü. Mayısta 875 bin civarındaki karşılıksız çek haziran itibariyle 1 milyon 57 bin 673′e çıktı (CAHİT SARAÇOĞLU-9.7.09.yeni safak) GİBİ

    DOSTLARIM;
    BENİM DE ÜZERİNDE SIKLIKLA VE ÖZELLİKLE DURDUĞUM HUSUSLAR VARDIR. BU HUSUSLARI SİZLERLE ÇOK KERELER PAYLAŞTIM. AMA YANLIŞLARDA ISRARLAR BU HUSUSATIN TEKRARINI GEREKTİRİYOR.
    1-EZBERLERİ BOZMAK GEREK
    2-TEORİLERİN DOĞRULUĞU VE YERİNDELİĞİ UYGULAMA İLE ORTAYA ÇIKAR
    3-LOBİSEL ÇALIŞMALAR YAPMAZSAK VE BİRLİKTE HAREKET ETMEZSEK, HİÇ BİR ZAMAN TOPLUMDA OLUŞMUŞ ÖN YARGI VE PEŞİN HÜKÜMÜN ÖNÜNE GEÇEMEYİZ. O OLGUYU YIKAMAYIZ.

    YUKARIDA BAHSETTİĞİM İKİ TEORİDE UYGULAMADA İFLAS ETMİŞTİR.
    1-Merkez Bankası, küresel krizin Türkiye’deki etkisini ortaya koyan önemli veriler arasında bulunan karşılıksız çekte sayıyı açıkladı. Buna göre, bankalar tarafından duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı, 2009 yılının ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 50,7 arttı. 2008′in 6 ayında 701 bin 802 adet olan karşılıksız çek, bu dönemde 1 milyon 57 bin 673 adede çıktı.
    150 BİN ESNAF HAPİSLE KARŞI KARŞIYA

    Ancak, söz konusu yasal düzenleme görüşülüp kanunlaşamazken, geçen bu süre zarfında da halen karşılıksız çek kesilmesi de dikkat çekiyor. Bu çerçevede geçtiğimiz mayıs ayına kadar ilk beş aylık dönemde 876 bin 121 adet olan karşılıksız çek adedi, haziranda 181 bin 552 adet
    daha artarak, 1 milyon 57 bin 673 adede ulaştı. Piyasada yaklaşık 150 bin civarında olduğu tahmin edilen karşılıksız çek kesen esnafın büyük çoğunluğu, bu suçtan dolayı hapis cezası ile karşı karşıya gelmiş durumda. DEMEKKİ ÇEKTE HAPİS CEZASI SANILDIĞI GİBİ CAYDIRICI OLMADIĞI GİBİ SAĞLAM BİR TEMİNAT DA DEĞİLDİR.
    PİYASALARA GEREKLİ OLAN NAKİTİ HÜKÜMET BULMAK ZORUNDADIR. HÜKÜMET; VURGUNCUYA, YOLSUZLUK YAPANA, ALİ DİBOLARA BULDUĞU FİNANSI TEMİZ TÜCCARINA ESNAFINA SANATKARINA DA BULMAK ZORUNDADIR. TEFECİ GİBİ ÇALIŞAN AVUKATA VATANDAŞINI MALZEME YAPMAMALIDIR. ÜLKE EKONOMİSİ KÜÇÜLÜRKEN BANKALARIN %11 BÜYÜMESİ NASIL AÇIKLANABİLİR.

    “Kredi borcunu ödemeyen, kredi kartı taksidini ödemeyen, çeki karşılıksız çıkan vatandaşın topu hükümete atmasında insaf oranı az. İnsanlarımızın ev ekonomisi yönetme konusundaki kabiliyeti, ülke ekonomisi üzerine yorum yapma kabiliyeti kadar yüksek olsaydı sanırız sorunlar daha da azalırdı.” “DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN VUR BELİNE KAZMAYI”
    ÇEK BİR TUZAKTIR. BU UYGULAMALARDA GÖRÜLMÜŞTÜR. BU GÜNKÜ ANLAMINDA ÇEK OLGUSU VE YASALARI ORTADAN KALDIRILMALIDIR. HÜKÜMETİN BİRAN ÖNCE BUNU YAPMASI GEREKİR KISACA HÜKÜMET PİYASALARA NAİT ENJEKTE ETMEK ZORUNDADIR.
    “ALİ DİBOLARA” BAŞKA TABİRLE “SAADET ZİNCİRİNE” DEĞİL
    2-“Yaşanılan ekonomik zorluklardan dolayı verdikleri çeklerin karşılığını ödeyemeyip, hapis cezası ile karşı karşıya kaldıkları için kendilerini “çek mağduru” olarak niteleyenler, halen piyasaya karşılıksız çek vermeyi sürdürüyor.”
    2005 YILI TEMMUZ AYINDA ÇIKAN TÜRK CEZA YASASI MEVCUT. 2008 YILININ SONUNA KADARDA 2003 YILINDA ÇIKAN ÇEK YASASININ DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKİYORDU. SOGULANMASI GEREKEN ŞUDUR. BU SÜRELERDE BU İŞ NİYE YAPILMADI. “KASIT” FAKTÖRÜ GÖZETİLMEDEN ÇEK MAĞDURU YARGILANMIŞSA KABAHAT KİMDEDİR.

    3-“Karşılıksız çeki elinde bulunduran esnaf da isyan ediyor. Bu konuda bankaların sorumsuzluk yaptığına dikkat çeken bu esnaf kesimi, “Bankalar çek yaprağı başına 470 lira ödüyor. Üzerine yazılacak rakamda limit yok. İstediğin rakamı çekte yazabilirsin. Bankayı bağlayıcı bir tarafı yok. İlk çekin arkası yazıldıktan sonra banka on gün düzeltme süresi veriyor. Bu süreden sonra diğer çek yaprakları isteniliyor. Ama dolandırıcı bu sürede tüm çekleri kullanmış olabiliyor” değerlendirmesini yaparak bu esnaf kesimi, hapis cezasının kaldırılması halinde, şahıs çeklerinin tahsilatının hiç yapılamayacağını, sahtekârlığın iyiden iyiye artacağını ileri sürüyorlar.”
    “yeni şafak aptalca bir sey yazmış geri zekalı adamlar bunlar ya …adamın 1 ceki ytazılmış ve batmaya baslamış vadesi gelmemiş çekleri var ve işi battı bu adama ne sıfatla dolandırıcı diyor karektersizler…banka karneyı gerı ıstıyor ama genelde esnaf zaten kocandakı yaprakları kullanmış oluyor..doğru dürüst araştırmadan konusuyorlar yazıyorlar işte..yazıklar olsun haberci olacak bunlar guya”
    SUÇ KİMDE DOSTUM. -LOBİSEL ÇALIŞMALAR YAPMAZSAK VE BİRLİKTE HAREKET ETMEZSEK, HİÇ BİR ZAMAN TOPLUMDA OLUŞMUŞ ÖN YARGI VE PEŞİN HÜKÜMÜN ÖNÜNE GEÇEMEYİZ. O OLGUYU YIKAMAYIZ.
    BU İŞ OTURDUĞUN YERDEN AHKAM KESMEYLEDE OLMUYOR. GİDECEKSİN VE ANLATACAKSIN. DOĞRUNU SAVUNACAKSIN. AMA KİMSEYİDE KARŞINA ALMAMA DURUMUNA ÖZEN GÖSTEREREK YAPACAKSIN BUNU. YETERİCE DÜŞMANIMIZ VAR BİZİM GAYEMİZ DOST KAZANMAK. TANIŞ OLUP İŞİ KOLAY KILMAK BU GÜN BU YAZI YENİ ŞAFAKTA BENİM İSTEĞİM ÜZERİNE MAHSUS ÇIKTI Kİ YARIN İBRAHİM BEY YANITLARIMI YAYINLASIN DİYE .
    İKTİDARA YAKIN BİR MEDYAYI YANINA ÇEKMENİN DAHA İYİ ÖZELLİKLERİNİ BİLEN VARSA BUYURSUN MEYDAN BOŞ
    BİZLER DESTEK BULMAK İÇİN ÇALIŞIRKEN. HELE MADDİ OLANAKLARDAN YOKSUN BUNU YAPARKEN BİRİLERİNİN BURUN KIVIRMASI ÇOK KÖTÜ.
    12 HAZİRANDA TAKSİMDE KAÇ KİŞİ OLACAK DERSİNİZ.
    KAÇ KİŞİ BİRLEŞİMDEN HABERDAR
    14 HAZİRANDA METRİS ÖNÜNDE KAÇ KİŞİ OLACAK
    CEVAP HAZIR. BUNLARDAN HİÇ BİR ŞEY ÇIKMAZ.
    ÇIKARSA BİZİM SURATIMIZA NASIL BAKACAKLAR. BİZİ KÖSTEKLEMEKLE NE KAZANACAKLAR. TEMBELLİĞE BULUNACAK MAZERET ÇOKTUR. DEVAM EDİN DAHA ÇOK MAZERETLER VAR. YARIN AKŞAM GÖRÜŞÜRÜZ.
    YARIN TAHMİNLERİM BOŞA ÇIKARSA ZİL TAKIP OYNAYACAKMISINIZ. YOKSA BIKKINLIK İÇİNDE SİZE YÖNELTİLEN İTHAMLARLA KABUĞA MI ÇEKİLECEKSİNİZ..
    UNUTMAYIN Kİ ZAFER, ZAFER KAZANACAĞIM DEYİP YOLA ÇIKANLARINDIR. EVDE BEKLEYENLERİN DEĞİL.
    KIRAL TV. VE RADYODA İSTEKLER OLUYOR. BENZERİ PROĞRAMLAR DİĞER TV.LERDE VAR. İSTEKLER ALT YAZI İLE GEÇİYOR. ŞİMDİ KİM ŞUNU YAPTI.
    “METRİS CEZA EVİNDE YATAN ÇEK MAĞDURU DOSTARIMIZA SIRADAKİ PARÇAYI ARMAĞAN EDİYORUZ. ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM”
    “12 TEMMUZDA TAKSİMDE BULUŞACAK ÇEK MAĞDURLARI İÇİN BAŞIN ÖNE EİLMESİN ŞARKISINI İSTİYORUZ. ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM” GİBİ. HİÇ OLMAZSA BUNLARI YAPIN. BU GİBİ ŞEYLERDEN ÇOK KAZANÇLAR VAR UNUTMAYIN.
    BURHAN İŞCAN
    ÇEK MAĞDURLARI BİRLEŞİM BAŞKANI
    0 537 3704830

  4. seker765 Says:

    “no command”

  5. burhan işcan Says:

    DELİDEN SON BURHANLAR
    İŞLERİ OTOMATİĞE BAĞLAMAK
    MUTLULUĞUN YAŞANDIĞI CUMARTESİ
    GEÇ GELEN ADALET, ADALET DEĞİLDİR
    Dostlarım;
    Bu yazıma başlık aradım durdum. Daha da başlıklar var ama okuduktan sonra siz seçin.
    Bir cumartesi düşünün, özgürlüklere kavuşmuş insanlar ve yakınları kahvaltı masasında. Piknikler düşünülüyor, programlar yapılıyor birlikteliğin tadını çıkartmak adına.

    10 temmuz 2009 Yargıtay içtihat yayınlaması olayı nedir ?
    Karşılıkız çek ‘e hapis cezası verilmesinin nedeninin çek karşılığı kredileri korumak ve cezacı doktrinlerde kalmak olduğunu gördük.
    1.ocak.2009 itibariyle TCK ile uyumu yapılmayan Çek Yasasının geçersiz olduğunu biliyoruz. Bizim iddiamız değildir. Adem Sözüer ortaya atmıştır. Her hukukcu aynı görüştedir. Bazı mahkemelerde buna uygun kararlar vermiştir.
    Her hukukcu aynı görüştedir sözünü açalım. Karşılıksız çekde ceza olmasını istemek ayrı bir olaydır. Uyumsuzluk nedeniyle yasanın geçersiz olduğunu kabul etmek ayrı bir olaydır.
    Kanunu kalmayan cezaların düşmesi için yargıtay kararı gerekmektedir. Yargıtay emsal kararı olmadan ceza verende haklıdır, ceza vermeyende haklıdır.
    Burada kritik konu, psikolojidir. Politik değer kaybı istenmemektedir. Borçlu sayısı kadar alacaklı vardır. Alacaklınında korunacağı çözümler yaratmak siyasete uygun bir söylemdir.
    Bu noktada Yargıtay kritik önem taşımaktadır. Kanun boşluğu nedeniyle yargıtayın bir içtihat yayınlaması gerekiyor. Bunu 2.ocakda yapabilirdi. Bekleyen 75.000 dosya var ise üç yıl sonrada yapabilir. Kimsede itiraz edemez.
    Yargıtay olumlu bir içtihat yayınlayacaktır. Buna inanıyorum. Hukuksal tespitlerimi yapmıştım. Eski kararlarda buna vurgular var. Doğrusuda bu.
    Yargıtay bu içtihadı, yeni yasadan önce yayınlarsa ne olur ? piyasadaki tüm çekler, vadesini bekleyen çekler cezasız kalır. Cezalarda ısrar edilmesinin nedeni ne ise, kimler istiyor ve kalıyor ise onlar boşta kalır. Bu olur mu? ben sanmıyorum. Hukuksal bir temeli olmasada söylediğimin gördüğüm budur. Yargıtay olumlu bir içtihat yayınlayacaktır. Bunuda yeni çek yasası meclisden çıktığı gün yapacaktır. Derinlemesine inceleyen bir hukukcu varolan davalar için kurtuluş (en azından itiraz) koşulları bulacaktır.(?bu hususa dikkat –b.işcan)
    Peki bu işin zamanı nedir ? tamamen sosyal nedenler ile düşünüyorum. İçtihat ve yeni yasa sonucunda 2009 öncesi karşılıksız çek suçları cezasız kaldı denilse kimse itiraz etmez. Alacaklıların yeniden şikayet edeceği düşünürsek altı aylık süre vardır. Altı ay 1.temmuz.2009 da biter.
    1.temmuz tarihi önemlidir. Meclis tatili de başlar. Bu tarihe kadar çek yasasının çıkma olasılığı büyüktür.
    1.ağustos tarihide önemlidir. Adli tatil başlar. Adli tatilde karar verilemez mi? elbetteki verilir. Ama istisna olur.
    Çek yasası taslağı, bir mini affı barındırmaktadır. Bu gerçektir. Derinlemesine inceleyen bir hukukcu varolan davalar için kurtuluş (en azından itiraz) koşulları bulacaktır.
    Herşey iyi güzel, peki yasa niye 1.temmuz ‘a çıkmadı ? Yasanın çıkamama nedeni, tepkilerdir. Yargıtay başkanının tarihi çıkışı vardır.
    Yasa bu hafta çıkarmı ? Alelacele çıkacak bu yasadan bir şey beklenir mi ?
    Yasa; Ağustos ‘da ek bir oturum ile görüşülebilir. Bu durumda artık sihirli ve zararsız 2009 öncesi düştü sözü etkisizdir. Bu durumda yasada görülür bir iyileşme beklenmelidir. Adli tatilide düşünmek gerekiyor.
    Temmuz ayında yargıtay bir içtihat yayınlayabilirmi ? Yayınlayabilir. Olumlu içtihat yayınlarsa, meclis ilk fırsatda yasayı çıkartmak zorunda kalır. Ayrıma dikkat etmek gerekir. Yargıtaydan sonra çıkacak bir çek yasasında iyileşme görüleceğini sanmıyorum. (wordpress- karşılıksız çek ve yasal düzenlemeler blog admini)
    Alelacele çıkacak bu yasadan bir şey beklenir mi ?
    1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren temel ceza kanunları olan Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Kabahatler Kanunu eskiye göre çok önemli değişiklik ve yenilikler getirmiştir. 765 sayılı TCK’nın 10. maddesinin aksine 5237 sayılı TCK’nın 5. maddesinde “Bu Kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağının” belirtilmesi ve yüzü aşkın özel ceza kanununda cezanın ertelenmesi, paraya çevrilmesi, iştirak, teşebbüs, tekerrür, müsadere gibi ceza hukukunun genel hükümlerine aykırı hususları içermesi karşısında gerekli değişiklikler yapılıncaya kadar ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar 5. maddenin yürürlük tarihi askıya alınmış, iki yılı bulan bir çalışma sonucu özel ceza yasalarının büyük bölümü elden geçirilerek 5237 sayılı TCK, Kabahatler Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile uyumlu hale getirilmeye çalışılmıştır.
    Yasa koyucunun 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde sözünü ettiği diğer kanunlar içerisinde 3167 Sayılı Yasanın da olduğu hususunda tereddüt yoktur. Buna göre 3167 Sayılı Yasada bulunan ve 5237 Sayılı TCK nun 1.kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümler 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabilecektir. Bu düzenlemenin mevhumu muhalifinden 3167 Sayılı (özel) Kanunun TCK nun 1. kitabının 52. maddesinde düzenlenen gün para sistemine aykırı olan ceza kuralının 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Kaldı ki yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesini dikkate alarak 5728 Sayılı Yasa ile özel yasalarda ayrıntılı düzenlemeler yapmasına rağmen 3167 Sayılı Yasada herhangi bir düzenleme yapmamıştır.
    Yasa koyucunun atlama yaptığı, bu konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine göre yasa koyucunun muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması,uygulanamaz olması olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulanmak amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa’da yapılan düzenlemeye, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.(LEHE KARAR VEREN MAHKEMELERDEN)

    • Burhan İŞCAN ‘ın komisyon üyeleri ile konuşmalarını hatırlayınız.
    • Yargıtay ın açıklamalarını hatırlayınız.
    • Burhan İŞCAN ‘ın söylediklerini hatırlayınız. 1.000 kişi gidersek yasa çıkacak. Bunu o söylemedi. Yol gösterildi (admin)

    Üç yıldır çıkmayan yasanın ağır faturası:
    Türkiye`de son iki yıldır yaşanan ekonomik durgunluk, karşılıksız çek sayısını patlattı. Satış sıkıntısı yaşayan tüccar ve esnaf, şimdi de sattığı malın parasını tahsil edememe sıkıntısı çekiyor.Piyasada 3.000.000 karşılıksız çek
    “Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıklamasına göre, bu yılın birinci çeyreğinde Türkiye ekonomisi yüzde 13,8 küçüldü. EN AĞIR DARBE TİCARETE
    Adalet S.O.S veriyor
    Rekor dosya sayısı, hukuk sisteminin belini büktü. Ortalama yargılama süresi 241 güne, bir hakimin baktığı dava sayısı 852′ye ulaşınca adalet yavaşladı. Yargı tıkanınca, hapistekilerin sayısı 112 bine yükseldi. 40 bin 383 tutuklu ise yargılanmak için gün sayıyor.
    Yargı reformu Türkiye’nin AB ve BM’ye taahhüdü
    Tartışmaların odağındaki yargı reformu, 2004′te AB’den müzakere tarihi alan Türkiye’nin en önemli taahhütleri arasında bulunuyor. Düzenleme, Gül’ün de imzasını taşıyan ve 4 yıl içinde yapılacak değişiklikleri kapsayan 2009 yılı Ulusal Programı’nın en önemli maddelerinden. Askerlerin askerî disiplin suçları dışında sivil mahkemelerde yargılanması; Türkiye ve AB arasında 2008-2006′daki iki katılım ortaklığı belgesinde; istişarî ziyaret raporlarında, ilerleme raporlarında ve 2008 Ulusal Program’da defalarca akit altına alınmış. Yine AİHM’nin birçok kararı ile BM’nin 2005 ve 1984 tarihli iki komite raporunda, Tür- kiye’ye bu konuda düzenleme yapma- sı çağrısında bulunuluyor. Uzmanlara göre; değişiklikten geri adım demokratikleşmeden taviz anlamına gelecek.

    VERSO Araştırma Şirketi’nin sahibi araştırmacı Erhan Göksel, Ekim 2009’da ikinci büyük bir kriz dalgasının geldiğini belirterek, iktidarın bu krizi kaldıramayacağı için 2010’un ilk çeyreğinde baskın erken seçime gitmek zorunda kalacağını öne sürdü.
    Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısında 2010’a kadar yatırım yapacak firmalara sağlanacak bölgesel ve sektörel destekleri içeren yeni tevşik sistemi masaya yatırıldı.

    Teşvik paketine bu hafta içinde son şeklinin verileceği bildirildi.
    EKK toplantısı, dün Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıya, Devlet Bakanları Zafer Çağlayan ve Cevdet Yılmaz, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün de katıldı.
    Yapılan açıklamada, toplantıda, bölgesel ve sektörel teşvik sisteminin uygulanmasına yönelik Bakanlar Kurulu Kararname Taslağı’nın gözden geçirildiği ve taslağın nihai hale getirilmesine yönelik çalışmaların hafta içinde bitirilmesi konusunda ilgili kurumların görevlendirildiği kaydedildi.
    Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın açıklamaları ile gündeme gelen, ekonomi yönetiminin ‘IMF’siz programının’ ayrıntıları netleşti. Ankara’nın IMF’siz planına göre, temmuz ayında da IMF ile stand-by anlaşması konusunda bir ilerleme sağlanamazsa, stand-by seçeneği askıya alınarak, IMF’siz bir program için düğmeye basılacak. Temmuz başında, yüzde 4.5-5’lik küçülme baz alınarak hazırlanan 3 yıllık program açıklanacak. IMF anlaşması olmadan program uygulanmaya başlanacak.
    KOKLADIĞIM HAVA
    Adalet Komisyon Başkanı Sayın İyimaya ile 17 haziran görüşmemden çıkardığım sonucu size aktarmıştım. Onun için sizi birlikteliğe çağırmıştım.
    Ayrıca benim; “çek mağdurları yüksek yargı ile hükümetin çekişmesinin de mağduru olmamalı” yazımla, Sayın Av. Rahmi Ofluoğlunun “hükümetin çıkmazı” yazısını hatırlayınız. Bütün bunlardan sonra şu kanıya varabiliriz. Her şey hazır. Hazır olmayan bankaların sorumluluk almaya yanaşmaması. Hükümet bankalara boyun bükmektedir. Çıkmazdadır. Zira haklı olduğumuz hükümetin ve hükümet partisinin her milletvekili tarafından bilinmektedir. Ortada oynanan oyun zaman kazanma adınadır. Ya at ölür, ya padişah ölür, yada ben mantığı vardır. Fakat bizim zamanımız yoktur. Bu da bilinmekte ve bizden lobi oluşturma beklenmektedir. Bası önünde trajik sahneler yaratmamız beklenmektedir. Böylece hükümet bankalara “kardeşim bakın benim başka çarem yok, gelin artık anlaşalım” diyecektir.
    YADA YARGITAY EMRİVAKİ YAPACAK.
    Görüştüğüm avukatlardan edindiğim intibaa bu olasılığın % 80 oranında şansı olması. İhtimal ihtimaldir. Bu olasılığın olması halinde meclisin 15 temmuzda toplanacağı bir başka duyumum. Toplanıp yasayı çıkarmanın mecburiyet olduğu bildirilecek.

    DOSTLARIM ; BU TAHMİNLER VE DUYUMLAR GERÇEK OLMAYA BİLİR. BİR GERÇEK VARDIR Kİ , BUNLARIN GERÇEK OLABİLECEĞİNİ DE GÖZE ALIP ISKALAMAMAK.
    DEVAMI YARIN
    HÜKÜMET YENİ YASA ÇIKARMAK İSTİYORMU? ÇEK OLGUSU VE YASALARI TÜMDEN ORTADAN KALDIRILACAKMI?
    SAYGILARIMLA BURHAN İŞCAN

  6. hasan Says:

    sayın rahmi bey size çok tşk ediyorum.çek yasasının her aşamasında bizleri aydınlattığınız için benim anlamadığımda 31,12,2009 tarihinden sonra bu kanun geçersiz ise neden hala çezalar devam ediyo hakimlerin tekelindemi bu iş veya yargıtay ın tavrı belli ama konuya el atmıyo bu insanlar olmayan suç dan dolayı yatıyolar.bu nasıl iş anlamış değilim daha ne kadar sürer sizce sürpriz mi bekliyoruz yoksa düzenleme mecburi mi ?.sebebi nedir bu kanunsuzluğun

  7. embiya biçen Says:

    biz bu ülkenin çek mağdurlarıyız başka bi özelliğimiz ve insan olarak bi değerimiz yok

  8. embiya biçen Says:

    yav biz çek mağduru olarak zannetmiyorumki kimsenin aklında değiliz

  9. Meclis kapandı, AIHM yolları açıldı mı ? « karşılıksız çek ve yasal düzenlemeler Says:

    [...] tamamını okumak için “Çek Kanunu Neden Çıkmadı ?”  bu linke [...]

  10. admin Says:

    kaleminize sağlık Rahmi Bey,

    ben cesaret edememiştim. “Cezacı yaklaşımlar ile siyasi görüşler arasında bağlantı kurmaya ”

    Aceleci olmadan, vadeli eylem planları yapmak ve sadık kalmak gerekiyor.

    iyi günler dilerim.

  11. seker765 Says:

    pekçok şey anlattık…ama hepsini birlikte anlattık…karman çorman oldu herşey…

    düzenli planlı ve organize olmak gerekir…

    bireysel çabalar çok fazla ses getirmez…

    saygılar…

    seker765

  12. seker765 Says:

    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE nidaları mevcut sorunu falan çözmez sevgili hocam…
    hangi bir konuda NE MUTLU oldu TÜRKÜM? söyler misin bana lütfen? (sakın yanlış anlaşılmasın bu cümlelerim size değil sevgili hocam…bunun adresi bellidir)

    aylardır verilen çabalar var ortada…üstelik konunun uzmanı sayın ofluoğlu başta olmak üzere…daha bu kadar zaman içerisinde biz KANUNSUZLUĞU anlatamamışız ..siz neden bahsediyorsunuz?

    31/12/2008 den sonra geçen süreçte kanunsuzluğu ve kanunsuz verilen cezaları anlayan bir ALLAH ın kulu çıktı mı? üstelik yargıtay da dahil…?

    sayın palandöken faciası ortada…bunlar mı anladı da sahip çıkacak biz çek mağdurlarına…?

    lütfen artık somut şeylerle uğraşalım…
    aynı şeyleri temcit pilavı gibi defalarca yazmamız da çözmez..sıkmadan konunun özüne vakıf net cümlelerle anlatma zorunluluğumuz vardır…

    hayat hikayesi devri artık bulunduğumuz ortamda çok geçmiştir…bu cümlelerim sayın İŞCAN a dır…son derece iyi niyetlerine güvenmeme rağmen bence ANKARA eylemi hariç yazılanlar laf kalabalığıdır…

    ALLAH a havale etmek biz istesekde istemesekte somut gerçektir…yüce ALLAH bunda bize ihtiyacıda yoktur…

    ne yapılabilir? ne edilebilir? buna yoğunlaşma gereği vardır…

    yoksa uzun uzun metinlerle karmaşa yaratmak zaten düz metinden birşeyler anlamakta zorlanan meclis üyelerini sıkar…

    siz herkesi mevcut sıkıntılarınıza aynı duyarlılıkla yanıt verebileceklerini mi sanıyorsunuz?

    bence yapmayın ALDANIRSINIZ….

    saygılar ….
    seker765

    • rahmiofluoglu Says:

      BU DAVADA KURTARICILIĞA SOYUNMANIN ANLAMI YOKTUR. MAĞDURLARIN HEPSİ DENEYİMLİ İŞ ADAMLARI, VASİYE İHTİYAÇLARI YOK. BU DAVADA BAŞARIYA ULAŞMAK ORTAK ÇABA VE ORTAK AKIL İLE MÜMKÜN OLACAKTIR. KARŞILIKLI DÜŞÜNCE ALIŞVERİŞLERİ İLE OLUŞACAK ORTAK AKIL VE ÜZERİNDE ANLAŞMAYA VARILACAK EYLEMLERDE BİRLEŞİP BÜTÜNLEŞME İLE SONUCA GİTMEK MÜMKÜN OLABİLİR. ÇEK MAĞDURLARI BLOGSPOT BU ANLAMDA GÜZEL BİR FORUM. SON GÜNLERDE GÖRDÜĞÜM BURADA TARTIŞAN ARKADAŞLARDA BİR MORAL BOZUKLUĞU YAŞANDIĞIDIR, BUNUN SÜREÇTE AŞILACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM.

      • yaşar Says:

        bireysel olarak bu çalışmalara katkıda nasıl bulunabilirim, AIHM söz konusumu bireysel müracat bir sonuç getirirmi?


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: