FETÖ Soruşturmalarında iş kabul ediyoruz

bizxxxxxx

Okurlardan gelen sorulara cevabımızdır:

FETÖ soruşturmalarını biz üç kategoride ele alıyoruz;

  • Darbe girişimine katılanlar
  • Silahlı Örgüt Üyesi Şüphelileri
  • Hizmet Hareketi

Darbe girişimine fiilen katılanların vekâletini kabul etmiyoruz ancak silahlı örgüt şüphelileri ve Hizmet Hareketine bir şekilde katılanların savunmalarını kabul ediyor ve vekâlet alıyoruz. Bunun nedeni bu iki grupta suçsuz insanların olma ihtimalidir.

Bununla beraber darbe girişimine fiilen katılanların avukatlığını yapacak olan meslektaşları da kınamıyoruz. Zira hukuk devletlerinde herkesin savunulma hakkı vardır.

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 23.06.2016 Tarihli 2013/32207 E. 2016/6665 Sayılı Kararı

Resmi belgede sahtecilik suçlarında, atılı suçun konusu çekin sanık ve keşideci arasındaki ticari ilişki sebebiyle iktisap edilip edilmediği araştırılmadan verilen ceza kararı bozmayı gerektirecektir.

yg151.jpg

Yargıtay 15. Ceza Dairesi         

2013/32207 E.

2016/6665 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : …. Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Sanıklar ….. ve …. hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükümleri katılan vekili tarafından, sanık ….. hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmü sanık …. müdafii tarafından ve sanık ….. hakkında verilen temyiz isteminin reddine dair karar sanık ….. tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ….’ün ……’nin yetkili temsilcisi ve ortağı olduğu, diğer sanık …..’nin aynı şirketin büyük ortağı olduğu, ….’nin …. Pınarbaşı şubesi ile 2 milyon TL bedelli genel kredi sözleşmesi düzenlediği, taahhütname imzaladı, bu belgeler karşılığı anılan şirkete kredi kullandırıldığı, sonrasında sanıkların bu kredi sözleşmesine teminat olarak verdikleri keşidecisi …. lehdarı ….. olan 08/11/2005 tarih ve 37.344 TL, 19/11/2005 keşide tarih ve 35.781 TL bedelli çeklerin, alınan kredinin ödenmemesi üzerine icra takibinin bulunduğu, yapılan takip sırasında çeklerde keşideci olarak görünen …. yetkilisi … adına atılan imzaların sahte olduğu, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda,

Yazının devamını oku »

Ceza Hukuku, Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Karşılıksız çek düzenlemesi evrensel ilkelere aykırı ve tutarsızdır

Torba yasa ile TBMM’ne sunulan karşılıksız çek düzenlemesi kısa ömürlü olacaktır

RAHMİ OFLUOĞLU

Yatırım Ortamının İyileştirilmesine ilişkin yasa tasarısı ile 5941 sayılı çek kanununda yapılan değişiklikler evrensel ceza hukuku ilkelerine ve 5237 sayılı TCK’nın umumu hükümlerine, anayasaya, uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu gibi kendi içerisinde de çelişkilidir.

Türkiye’de karşılıksız çeke ceza 1985 yılında 3167 sayılı yasa ile ilk kez ceza sistemimize girmiş, yasada iki kez önemli değişiklikler yapılmıştır.

İlk değişiklik 4814 sayılı yasa ile yapılmıştır. İkinci önemli değişiklik 2009 yılında 5838 sayılı yasa ile yapılmıştır.

Çek nakittir ilkesi Yazının devamını oku »

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Karşılıksız çeke ölçüsüz ceza geliyor

Karşılıksız çek cezası halen piyasada olan ve yasanın yürürlük tarihine kadar keşide edilecek olan çekler için de geçerli olacak

RAHMİ OFLUOĞLU
AVUKAT
Yatırım Ortamının İyileştirilmesine ilişkin tasarı TBMM’ne sevk edildi. Tasarı ile Çek Kanunu,İcra İflas, 6102 sayılı TTK, Gelir Vergisi, Vergi Usul, Kurumlar, KDV gibi bir çok kanunda değişiklikler yapılıyor, yeni düzenlemeler getiriliyor.
En önemli değişikliklikler çek kanunu ve iflasın ertelenmesinde yapılıyor.
2012 yılında kaldırılan karşılıksız çek cezası aynen geri geliyor, üstelik daha ağır koşullarla.  5941 sayılı yasanın değişen 5. Maddesi eski haline dönüyor.

Karşılıksız çekte yetkili mahkeme icra mahkemeleri olacak.

Temyiz yok, cezalar itiraza tabi olacak.

Karşılıksız çek yargılamaları jet hızıyla kesinleşecek, eskiden olduğu gibi davalar yıllarca sürmeyecek.

Karşılıksız çek cezalarında erteleme yok, meşruten tahliye yok, adli para cezası ödenmediğinde kararda belirtilen ceza aynen yatılacak.

Cezalar ne kadar? Yazının devamını oku »

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Direnme kararından önce sanığa son sözünün sorulmaması, direnmenin gerekçesiz olması

Ceza Genel Kurulu         2014/35 E.  ,  2016/49 K.

“İçtihat Metni”

Kararı Veren

Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi

Mahkemesi : Ağır Ceza

Sanık …’un mağdure …’a yönelik çocukların cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı TCK’nun 103/1-b, 103/2, 103/6, 43/1, 62 ve 63. maddeleri uyarınca 14 yıl 2 ay hapis, şikâyetçi sanık ….’ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı kanunun 109/2, 109/3-b, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak Yazının devamını oku »

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dolandıcılık; borca senet verilmesi, resmi belgede sahtecilik; kuşkudan sanık yararlanır

21. Ceza Dairesi         2015/3966 E.  ,  2015/4725 K.
“İçtihat Metni”

Tebliğname No : 11 – 2012/130908
MAHKEMESİ : İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 23/11/2011
NUMARASI : 2011/360 (E) ve 2011/762 (K)
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
Yazının devamını oku »

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çocuğun cinsel istismarı, mağdurenin yaşını tahminde hata

CİNSEL

Ceza Genel Kurulu         2013/812 E.  ,  2014/130 K.

ÇOCUĞUN CİNSEL İSTİSMARI

MAĞDURENİN YAŞINI TAHMİNDE HATA

KİŞİYİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA

CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 308

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 30

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 43

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 62

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 103

TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) (765) Madde 434

 

“İçtihat Metni”

Sanık Y.. S..’in çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı TCK’nun 103/2, 43 ve 62. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı kanunun 109/1, 109/3-f, 109/5 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesince verilen 10.02.2009 gün ve 428-39 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 16.04.2013 gün ve 10590-4554 sayı ile;

“Nüfus kaydına göre 25.12.1991 doğumlu olup suç tarihinde 15 yaş içerisinde olan ve henüz bu yaşı ikmal etmeyen mağdure ile sanığın anlaşarak birlikte kaçıp sanığın Çanakkale ilindeki evinde yaklaşık 5 gün birlikte yaşadıkları, burada sanık ile mağdurenin kendi istekleri ile sanıkla birden fazla ilişkiye girdikleri, daha sonra resmi olarak evlendikleri, iki tane çocuklarının olduğu ve evliliğin de halen devam ettiği olayda; sanığın, mağdurenin kendisine 17 yaşında olduğunu söylediğini ve bu nedenle onu 17 yaşında bildiğini, mağdurenin annesi müştekinin de kızının gerçekte 17 yaşında olduğunu, ancak nüfusa küçük yazdırıldığını beyan etmeleri, Adli Tıp Kurumunun kimi raporlarında bazen hormon gelişimi ve beslenme gibi nedenlerle kemik yaşının kayıtlı yaşından farklılık gösterebileceği belirtilmesi karşısında, TCK’nın 30. maddesi hükümlerine göre hata halinin mevcut olup olmadığının tespiti için mağdurenin suç tarihi itibarıyla görünüm olarak 15 yaşından küçük olduğunun anlaşılıp anlaşılamayacağı, içinde bulundukları sosyal ve kültürel durumları da dikkate alınarak sanığın mağdurenin yaşı konusunda hataya düşmesinin mümkün olup olmadığı araştırılarak mahkemenin dosyadaki tüm verilerle birlikte kendi gözlemini de tespit edip, gerekirse bu konuda bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 20.06.2013 gün ve 158380 sayı ile;

“…Sanığın mağdurenin yaşını 17 olarak bildiğine ilişkin savunmasının, mağdurenin yaşına itiraz olarak değerlendirilebileceği, ancak mağdurenin 15 yaşını doldurmadığı ve kaçınılamaz bir hatanın da söz konusu olmadığı olayda TCK’nun 30. maddesindeki hata hallerinin mevcut olmadığı, Yüksek 14. Ceza Dairesinin uygulamaları incelendiğinde; 15 yaşından küçük mağdureler ile rızasıyla cinsel ilişkide bulunan ancak bilahare mağdure ile resmi evlilik yapan veya birlikte yaşamaya devam eden ve ortak çocukları olan sanıklar ile alakalı davalarda, mağdurenin görünüm itibariyle 15 yaşından küçük olduğunun anlaşılıp anlaşılamayacağı hususunun, TCK’nun 30. maddesi bağlamında değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararları verildiği görülmektedir. 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunundaki 434. madde benzeri bir düzenlemenin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda bulunmaması karşısında, aile birliğini sağlamaya matuf bir uygulamanın hukuki olmaktan ziyade vicdani olarak değerlendirildiği kanaati uyandırmaktadır. Aynı durumda olup da resmi evlilik gerçekleştirmeyen sanıklar yönünden haksızlık oluşturabilecek bu uygulama, cinsel saldırı veya çocukların cinsel istismarı suçunu cebir veya tehdit ile gerçekleştiren sanıklar açısından da uygulanabilirliği düşünüldüğünde, bu nitelikteki suçları işleyenlerin daha az ceza almaları veya eylemlerinin şikayete bağlı suça dönüşme ihtimali karşısında, adaletsiz ve kamu vicdanını zedeleyen kararların verilmesine yol açabileceği düşünülmektedir” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

5271 sayılı CMK’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 14. Ceza Dairesince 23.10.2013 gün ve 7149-10541 sayı ile, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. Yazının devamını oku »

%d blogcu bunu beğendi: