Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama

Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama

MADDE 228 - (1) Kumar oynanması için yer ve imkan sağlayan kişi, bir yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Çocukların kumar oynaması için yer ve imkan sağlanması halinde, verilecek ceza bir katı oranında artırılır.

(3) Bu suçtan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

(4) Ceza Kanununun uygulanmasında kumar, kazanç amacıyla icra edilen ve kar ve zararın talihe bağlı olduğu oyunlardır.

T.C.

YARGITAY

2. CEZA DAİRESİ

E. 2010/39487

K. 2011/6193

T. 28.3.2011

• TEMYİZ SINIRININ BELİRLENMESİ ( Kararda Yer Alan Toplam Ceza Miktarının Dikkate Alınarak Belirleneceği )

• TOPLAM CEZA MİKTARI ( Temyiz Sınırının Toplam Ceza Miktarı Dikkate Alınarak Belirlenmesi Gerektiği )

• KUMAR OYNANMASI İÇİN YER VE İMKAN SAĞLAMA ( Temyiz Sınırının Verilen Adli Para Cezasının Toplamı Dikkate Alınarak Belirleneceği )

• ADLİ PARA CEZASI ( Kumar Oynanması İçin Yer ve İmkan Sağlama – Temyiz Sınırının Verilen Adli Para Cezasının Toplamı Dikkate Alınarak Tespit Edileceği )

5237/m.228

1412/m.305

ÖZET : Suç nedeniyle verilen karar içerisinde yer alan cezaların tamamının tek bir hükmü meydana getirdiği; hükmün içinde birden fazla cezanın bulunduğu hallerde, temyiz sınırının belirlenmesi açısından cezaların her birinin miktarına değil, toplam ceza miktarına bakılması gerektiği ve sanığa somut olayda kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan verilen toplam adli para cezasının miktarı dikkate alınmalıdır.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.07.2008 tarih ve 2008/3-173, 2008/190 sayılı kararında da belirtildiği üzere bir suç nedeniyle verilen karar içerisinde yer alan cezalardan her biri ayrı bir hüküm oluşturmayıp, bu cezaların tamamının tek bir hükmü meydana getirdiği; bu nedenle de; hükmün içinde birden fazla cezanın bulunduğu hallerde, temyiz sınırının belirlenmesi açısından cezaların her birinin miktarına değil, toplam ceza miktarına bakılması gerektiği ve sanığa somut olayda kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan verilen toplam adli para cezasının miktarı 2400 YTL olduğundan hükmün 1412 sayılı CMUK’nın hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 305/1. maddesi uyarınca hüküm tarihine göre temyizi mümkün olduğu belirlenerek yapılan incelemede,

SONUÇ : Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün ( ONANMASINA ), 28.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2010/2-213

K. 2010/243

T. 30.11.2010

• KUMAR OYNANMASI İÇİN YER SAĞLAMA ( Sanığın Efrada Kötü Muamele Suçundan Mahkum Edildiği Hapis Cezasının Adli Para Cezasına Çevrildiği – Bu Hükümlülüğün Sanık Hakkında 5237 S.K. Md. 50/3’ün Uygulanma Zorunluluğunu Ortadan Kaldırmayacağı )

• KISA SÜRELİ HAPİS CEZASININ SEÇENEK YAPTIRIMA BAĞLANMASI ( Sanığın Efrada Kötü Muamele Suçundan Mahkum Edildiği Hapis Cezasının Adli Para Cezasına Çevrildiği – Bu Hükümlülüğün Kumar Oynanması İçin Yer Sağlama Suçunda Sanık Hakkında 5237 S.K. Md. 50/3’ün Uygulanmasına Engel Teşkil Etmeyeceği )

• EFRADA KÖTÜ MUAMELE ( Sanık Hakkındaki Hapis Cezasının Adil Para Cezasına Çevrildiği – Bu Hükümlülüğün Kumar Oynanması İçin Yer Sağlama Suçunda Sanık Hakkında 5237 S.K. Md. 50/3’ün Uygulanmasına Engel Teşkil Etmeyeceği )

5237/m.50/3, 228

ÖZET : Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçunda uyuşmazlık; sanığın sabıka kaydında yer alan hükümlülüğün, sanık hakkında kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilmesine ( 5237 Sayılı T.C.K.nın 50. maddesinin 3. fıkrasının uygulanmasına ) engel oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesine ilişkindir. Sanığın önceden efrada kötü mumaele suçundan mahkum olduğu ve “hapis cezasından” çevrilen” “adli para cezasından” ibaret olan cezası, sonradan verilen “bir ay hapis cezasının” 5237 Sayılı T.C.K.nın 50. maddesinin 3. fıkrası uyarınca tedbire veya adli para cezasına çevrilmesi mecburiyetini ortadan kaldırmayacağından, verilen bir ay hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesi zorunludur.

DAVA : Sanık A. A.’ın, kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan 5237 Sayılı T.C.K.nın 228/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1 ay hapis ve 100 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nın 58/6-7. madde ve fıkralarına göre mükerrirlere özgü infaz rejimi ile cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin, Ankara 12. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 5.4.2007 gün ve 86-377 Sayılı hüküm, sanık A. A. tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen. Yargıtay 2. Ceza Dairesince 9.3.2010 gün ve 5613-7080 sayı ile;

“… Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükümün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 Sayılı C.M.K.nın 231/6. maddesinin ( a ) bendinde yazılı ‘kasıtlı bir suçtan mahkum olmama’ koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükümün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede…”,

5237 Sayılı T.C.K.nın 53. maddesi ile ilgili yasaya aykırılık düzeltilmek suretiyle onanmıştır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 7.10.2010 gün ve 193611 sayı ile;

“… Sanık hakkındaki hapis cezası sabıkalı geçmişi gerekçe gösterilerek T.C.K.nun 50. maddesinde yer alan seçenek tedbirlere çevrilmemiştir. Sanığın adli sicil kaydı incelendiğinde, hakkında daha önce hapis cezasına hükmedilmediği görülmektedir.

Türk Ceza Kanununun 50/3. maddesi, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, mahkum olunan 30 gün ve daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin 1. fıkrasında yer alan seçenek yaptırımlardan birine çevrileceği konusunda emredici bir hükme yer vermektedir.

Bu yönüyle, sanığın daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olması karşısında, hakkında verilen 1 aylık hapis cezasının T.C.K.nun 50/3. maddesi gereğince, 50/1. maddesindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmemesi hukuka
aykırılık oluşturmaktadır. Burada sanığın önceki hükümlülüğünün hapis cezasından çevrilme adli para cezası olmasının ise, T.C.K.nun 50/5. maddesinde yer alan açık düzenleme karşısında herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Sanığın hapis cezasının her halde, yasada yer alan seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunludur…”,

Gerekçeleri ile itiraz yasayoluna başvurulmuştur.

KARAR : Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

İnceleme; sanık A. A. hakkında kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan verilen hükme hasren yapılmıştır.

Sanık A. A. hakkında, 20.12.2006 tarihinde işlediği kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan verilen hükümle ilgili olarak Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık A. A.’ın sabıka kaydında yer alan hükümlülüğün, sanık hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nın 50. maddesinin 3. fıkrasının uygulanmasına engel oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesine ilişkindir.

Dosya bu yönüyle incelendiğinde;

Suç tarihinin 20.12.2006 olduğu, sanığın adli sicil kaydındaki karar örneğinden: 16.4.2002 tarihinde işlediği efrada kötü muamele suçundan Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesince 14.10.2003 gün ve 1246-786 sayı ile 765 Sayılı T.C.K.nın 245 ve 51/1. maddeleri uyarınca 2 ay 7 gün hapis cezasına mahkum edildiği, ancak hapis cezasının 647 Sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca 487.090.000 TL ağır para cezasına çevrildiği, aynı mahkemece daha sonra yapılan uyarlama yargılaması sonunda ise sanığın, 5237 Sayılı T.C.K.nın 245. maddesi uyarınca 402 Lira adli para cezası ile cezalandırıldığı, bu cezanın 13.7.2006 tarihinde kesinleştiği ve 13.3.2007 tarihinde de infaz edildiği anlaşılmaktadır.

5237 Sayılı T.C.K.nın 50. maddesinin ( 3 ). fıkrasında; “Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir, ( 5 ). fıkrasında, “uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbirdir’, hükümleri yer almakta, aynı Yasanın 61. maddesinin 6. fıkrasında ise cezanın belirlenmesinde “bir ayın” “30 günü” ifade ettiği belirtilmektedir.

Somut olayda, sanığın önceden mahkum olduğu ve “hapis cezasından” çevrilen” “adli para cezasından” ibaret olan ceza, sonradan verilen “bir ay hapis cezasının” 5237 Sayılı T.C.K.nın 50. maddesinin 3. fıkrası uyarınca tedbire veya adli para cezasına çevrilmesi mecburiyetini ortadan kaldırmayacağından, verilen bir ay hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesi zorunludur.

Açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire düzelterek onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün belirtilen hususla birlikte bozma kararında belirtilen diğer eksiklikten ötürü bozulmasına ve dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1-) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2-) Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 9.3.2010 gün ve 5613-7080 Sayılı düzelterek onama kararının KALDIRILMASINA.

3-)Ankara 12. Sulh Ceza Mahkemesinin, sanık A. A. hakkındaki 5.4.2007 gün ve 86-377 Sayılı hükmünün; “bir aydan ibaret hapis cezasının, 5237 Sayılı T.C.K.nın 50/3. maddesi uyarınca adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi ve 5237 Sayılı T.C.K.nın 53/1-c maddesinde belirtilen kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, koşullu salıvermeye kadar uygulanabileceğinin qöz ardı edilmesi” isabetsizliklerinden BOZULMASINA,

4-) Dosyanın Ankara 12. Sulh Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.11.2010 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi

yarx

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

E. 2010/12158

K. 2010/11245

T. 14.10.2010

• KUMAR OYNATMAK (Sanığa Yapılacak Tebligatta Karara Karşı Başvurulacak Yasa Yolunun Süresinin Türünün Merciinin Doğru Olarak Belirtilmesi Gerektiği – Sürenin Tebliğ Tarihi İle Başlayacağının Açıklanacağı)

• YASA YOLUNA İLİŞKİN BİLGİLER (Sanığa Yapılacak Tebligatta Karara Karşı Başvurulacak Yasa Yolunun Süresinin Türünün Merciinin Doğru Olarak Belirtilmesi Gerektiği)

5237/m.228

ÖZET : Kumar oynatmak suçunda; kararın sanıkların yokluğunda verildiği anlaşılmaktadır. Sanıklara yapılacak olan tebligatta yasa yolunun türü, süresi, mercii ve şeklini doğru biçimde gösterir açıklamalı bir tebligat ile tebliğ edilmesi ve açıklamada mutlaka temyiz yasa yoluna başvuru süresinin tebliğ tarihinden itibaren başlayacağının bildirilmesi gerekir.

DAVA : Kumar oynatmak suçundan sanıklar Turan, Fahri ve Ahmet’in, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 228/1.maddesi uyarınca 2’şer ay hapis ve 40’ar YTL adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair. (MALATYA) 1.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 30.12.2005 tarihli ve 2003/140 Esas. 2005/1066 Sayılı kararın; sanıkların kumar oynatmak şeklinde belirlenen eylemleri sebebiyle 5237 Sayılı Kanunun 228/1.maddesi gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmiş ise de, suç tarihinin 3.12.2002 olması karşısında, 765 Sayılı T.C.K.nun ve 5237 Sayılı Kanun’un ilgili hükümlerinin bir bütün olarak olaya uygulanması suretiyle lehe olan kanunun belirlenmesi gerektiği, somut olayda 765 Sayılı Kanun hükümlerinin sanıklar lehine olduğu, bu sebeple anılan Kanun hükümleri uyarınca hafif hapis ve hafif para cezasına hükmedilmesi gerektiği, ancak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 Sayılı T.C.K.nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un, maddesinin başlığı, 5349 Sayılı Kanunla “Hafif hapis ve hafif para cezalarının idari para cezasına dönüştürülmesi” olarak değiştirilerek aynı maddenin 1. fıkrasında, “Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür.” hükmü ne yer verildiği anlaşılmakla, mahkemesince sanıkların lehine olarak tespit edilmesi gereken hafif hapis ve hafif para cezasının 5252 Sayılı Kanunun 7.maddesinin 1.fıkrası uyarınca idari para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde, suç tarihi ile karar tarihi arasında 765 Sayılı T.C.K.nun 102/5 ve 104.maddeleri uyarınca dava zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gözetilmeksizin, mahkumiyete hükmolunmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 13.9.2006 gün ve 41293 Sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 11.10.2006 gün ve YE.2006220113 Sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:

KARAR : 5271 Sayılı C.M.K.nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma kesin olan ya da temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Henüz kesinleşmeyen kararın kanun yararına incelenmesi olanaksızdır.

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 7.11.2006 gün ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 karar sayılı içtihadında da açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlığı altındaki 40. maddesinin (3.10.2001 tarihli 4709 Sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen) ikinci fıkrası: ‘Devlet işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır” biçimindedir. Bu hükümle bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amaçlanmış , son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerinin belirtilmesi, hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline getirilmiştir.

Bu hükme koşut olarak 5271 Sayılı C.M.K.nın 34. maddesinin 2. fıkrasında. “Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir biçimindeki düzenleme yer almış olup, aynı Kanun’un 232. maddesinin 6. fıkrasında ise. “Hüküm fıkrasında. 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciin in tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir” hükümleri öngörülmüştür.

5271 Sayılı C.M.K.nın 260. maddesinde, kanun yollarına başvurmaya hakkı bulunanlar sayılmıştır. Aynı Kanun’un 40. maddesinin birinci fıkrasına göre, “Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale getirme isteminde bulunabilir, ikinci fıkrasına göre de “Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır hükmü yer almıştır. Bu düzenleme ile kanun yoluna başvurmaya hakkı olanların, kanun yolunun veya merciin belirlenmesindeki yanılgılarının başvuranın haklarını ortadan kaldırmasının, haksızlığa uğramasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

Hüküm uyarınca, ilgililerin, kendi bilgisizliği veya dalgınlığından kaynaklanan hataları sebebiyle yasa yolu veya merciinde yanılgıya düşmeleri halinde başvuru hakları ortadan kalkmayacağı gibi, karar veya hükümde yasa yolunun veya merciin yanlış olarak gösterilmesi sebebiyle de başvuru haklarının ortadan kalkmayacağı tabidir.

Dosyanın incelenmesinde: Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 30.12.2005 gün ve 2003/140 esas, 2005/1066 Sayılı kararının, sanıklar ile sanık Ahmet Yılmaz müdafinin yokluğunda verilmesi nedeniyle; yasa yoluna başvuru süresi tebliğ tarihinden itibaren başlaması gerekirken, anılan sürenin hükümün açıklanmasından itibaren başlayacağı belirtilmek suretiyle ilgililerin yasa yoluna başvuru konusunda yanıltıldığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.12.2009 gün ve 2007/261445 Sayılı yazısı ile bu hususa dikkat edilerek ilgilisine yeniden çıkartılacak tebligatta yasa yolunun türü, süresi, mercii ve şeklini doğru biçimde gösterir açıklamalı bir tebligat ile tebliğ edilmesi ve açıklamada mutlaka temyiz yasa yoluna başvuru süresinin tebliğ tarihinden itibaren başlayacağının bildirilmesi gerektiği açıklanarak dosyanın mahalline iade edilmesi üzerine anılan mahkemece yukarda belirtilen açıklamayı içerir yeni tebligatın sanık Ahmet müdafiine 15.1.2010, sanık Turan’a ise 12.2.2010 tarihinde tebliğ olunduğu, ancak sanık Fahri’ye 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca tebliğ olunan 2.2.2010 tarihli tebligatta anılan açıklamanın yer almadığı, bu sebeple kararın henüz kesinleşmediği ve sanık Fahri’nin bu karara karşı başvuru hakkının ortadan kalkmadığı anlaşılmaktadır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle. Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 30.12.2005 gün ve 2003/140 esas, 2005/1066 Sayılı kararı henüz kesinleşmediğinden, 5271 Sayılı C.M.K.nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, sanık Fahri’nin anılan karara karşı yasa yoluna başvurunun ne olduğu, mercii, yöntemi, süresi ve bu sürenin başlangıcının tebliğden itibaren olacağı şerhini içerir gerekçeli kararın usulüne uygun biçimde tebliğ işleminin mahallinde takdir ve ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 14.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

2. CEZA DAİRESİ

E. 2010/19930

K. 2010/21756

T. 30.6.2010

• KUMAR OYNANMASI İÇİN YER VE İMKAN SAĞLAMA ( Sanıkların Kanun Yolu Mercii Konusunda Bilgilendirilmesi ve Kanun Yoluna Başvurmaları Durumunda Hukuksal Sürecin Tamamlanması Gerektiği )

• KANUN YOLUNA BAŞVURU ( Kumar Oynanması İçin Yer ve İmkan Sağlama – Sanıkların Kanun Yolu Mercii Konusunda Bilgilendirilmesi ve Kanun Yoluna Başvurmaları Durumunda Hukuksal Sürecin Tamamlanması Gerektiği )

5237/m.228

5271/m.34, 40, 232, 309

ÖZET : Sanıkların yokluğunda verilen hükmün, kanun yolu, süresi ve başvuru şekli gösterilmiş, kanun yolu mercii belirtilmemiştir. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün bu husustaki tespiti üzerine, eksikliğin giderilmesi için yeniden çıkarılan ve sanık Bayram Soykök’e tebliğ edilemeyip, sanığa tebliğ edilen bildirimde de kanun yolu merciine yer verilmemiştir. Sanıkların, kanun yolu mercii konusunda bilgilendirilmesi ve kanun yoluna başvurmaları durumunda hukuksal sürecin tamamlanması gerekmektedir.

DAVA : Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan sanıklar H. T. ve B. S.’ün, 5237 s. Türk Ceza Kanunu’nun 228/1. maddesi gereğince 1’er ay hapis ve 30’ar tarih karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmalarına, adli para cezalarının aynı Kanun’un 52. maddesi uyarınca günlüğü 20,00 Türk lirasından hesaplanarak 600,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına, sanıklara verilen kısa süreli hapis cezalarının anılan Kanun’un 51/1-a maddesi gereğince ertelenmesine dair Fatih 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 23/06/2009 günlü ve 2005/1364 esas, 2009/861 s. karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 19.05.2010 tarih ve 2010/5764-31771 s.yasa yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2010 tarih ve 2010/131426 s. tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.

Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;

Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş bulunan sanıklar hakkında tayin edilen 1 ay kısa süreli hapis cezasının 5237 s. Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesi uyarınca anılan maddenin 1. fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı biçimde karar verilmiş bulunulmasında isabet görülmediğinden 5271 S. CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu yasa yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

Gereği düşünüldü:

KARAR : 5271 s. Kanunun 34/2. maddesinde; “Kararlarda, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.”, 232/6. maddesinde; “Hüküm fıkrasında, yasa yollarına başvurma olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmesi gerekir.” biçiminde emredici düzenlemeler bulunmaktadır. Gerek yüze karşı, gerekse yoklukta verilen hüküm ve kararlarda, başvurulacak kanun yolunun, süresinin, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin belirtilmesi zorunludur.

5271 s. kanunun 40. maddesinin 1. fıkrasında, kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişinin, eski hale getirme isteminde bulunabileceği, 2. fıkrasında ise, kanun yoluna başvuru hakkının kendisine bildirilmemesi halinde, kişinin kusursuz sayılacağı hususlarının düzenlenmesi karşısında, kanun yolu, mercii, süre ve şekilden birinin veya birkaçının hiç gösterilmemesi veya yanlış gösterilmesi halinde, 5271 s.Kanunun 40. maddesindeki düzenleme uyarınca eski hale getirme nedeninin varlığı kabul edilmelidir.

Fatih 1. Sulh Ceza Mahkemesinin incelemeye konu 23.06.2009 günlü kararında, sanıkların yokluğunda verilen hükmün, kanun yolu, süresi ve başvuru şekli gösterilmiş, kanun yolu mercii belirtilmemiştir. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün bu husustaki tespiti üzerine, eksikliğin giderilmesi için yeniden çıkarılan ve sanık Bayram Soykök’e tebliğ edilemeyip, sanık H. T.’a 16.02.2010 günü tebliğ edilen bildirimde de kanun yolu merciine yer verilmemiştir. Sanıkların, kanun yolu mercii konusunda bilgilendirilmesi ve kanun yoluna başvurmaları durumunda hukuksal sürecin tamamlanması gerekmektedir.

5271 S. CMK’nun 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma kurumu, kesin olan ya da temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir kanun yoludur. Henüz kesinleşmeyen kararın kanun yararına bozulması olanaksızdır. Kanun yolu mercii gösterilmeyen hükmün kesinleştiğinden söz edilemez.

SONUÇ : Bu itibarla, sanıklara, başvuracakları kanun yolu, süresi, mercii ve başvuru şekli usulüne uygun biçimde açıklanarak, gerekçeli karar yeniden tebliğ edilip, kararın usulüne uygun biçimde kesinleşmesi sağlandıktan sonra yasa yararına bozma isteminde bulunulması mümkün bulunmakla, Fatih 1. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 23.06.2009 tarih ve 2005/1364, 2009/861 sayılı kesinleşmemiş karara yönelik yasa yararına bozma isteminin REDDİNE, 30.06.2010 günü oybirliği ile karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: