Görevi kötüye kullanma

Görevi kötüye kullanma

MADDE 257 - (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir (Değişik ibare: 6086 – 8.12.2010 / m.1) “menfaat” sağlayan kamu görevlisi, (Değişik ibare: 6086 – 8.12.2010 / m.1) “altı aydan iki yıla kadar” hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir (Değişik ibare: 6086 – 8.12.2010 / m.1) “menfaat” sağlayan kamu görevlisi, (Değişik ibare: 6086 – 8.12.2010 / m.1) “üç aydan bir yıla kadar” hapis cezası ile cezalandırılır.

T.C.

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2012/2099

K. 2012/4184

T. 24.4.2012

• GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA ( Sanıklar Yararına Olan Yasa Hükmü Gereği Hapis Cezası İçin Öngörülen Sınırın 2 Yıla Çıkarılması ve Anılan Maddenin 2. Fıkrası İle de 231/14. Md.sindeki Soruşturulması ve Kovuşturulması Şikayete Bağlı Suç Olma Koşulunun Kaldırıldığı)

• ŞİKAYETE BAĞLI SUÇ OLMA KOŞULU ( Kaldırılması Karşısında 25.7.2010 Tarihinde Yürürlüğe Giren 6008 S. Kanunun 7. Maddesiyle Eklenen Cümle de Nazara Alınarak Mahkemece Mahkumiyet Hükümlerinin Açıklamasının Geri Bırakılıp Bırakılmayacağının Karar Yerinde Tartışılması Gerektiği)

• MAHKUMİYET HÜKÜMLERİNİN AÇIKLAMASININ GERİ BIRAKILIP BIRAKILMAYACAĞI ( Şikayete Bağlı Suç Olma Koşulunun Kaldırılması Karşısında Karar Yerinde Tartışılması Gerektiği)

• ŞİKAYETE BAĞLI SUÇ OLMA KOŞULUNUN KALDIRILMASI ( Görevi Kötüye Kullanma – Sanıklar Yararına Olan Yasa Hükmü Gereği Hapis Cezası İçin Öngörülen Sınırın 2 Yıla Çıkarılması ve Anılan Maddenin 2. Fıkrası İle de 231/14. Md.sindeki Soruşturulması ve Kovuşturulması Şikayete Bağlı Suç Olma Koşulunun Kaldırıldığı)

5237/m.7/2,257

5271/m.231

ÖZET : Hükümden sonra yürürlüğe giren ve T.C.K.nın 7/2. maddesi uyarınca sanıklar yararına olan 5728 Sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrasıyla değişik C.M.K.nın 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, bu maddenin 6. fıkrasına 25.7.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 Sayılı Kanunun 7. maddesiyle eklenen cümle de nazara alınarak mahkemece mahkümiyet hükümlerinin açıklamasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu, bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : Hazinenin sanıklara yüklenilen irtikap suçunun zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak C.M.K.nın 234/1-b maddesi gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için Maliye Bakanlığı Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü’nün duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hükümler kurulması,

Kabule göre de;

Hükümden sonra 19.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 Sayılı Kanunla mahkümiyete konu görevi kötüye kullanma suçunun düzenlendiği 5237 Sayılı T.C.K.nın 257. maddesinde değişiklik yapılmış olması karşısında; aynı Kanunun 7. maddesi uyarınca sanıklar H. E., A. Y. ve A. K.’nın hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Hükümden sonra 8.2.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve T.C.K.nın 7/2. maddesi uyarınca sanıklar yararına olan 5728 Sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrasıyla değişik C.M.K.nın 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, bu maddenin 6. fıkrasına 25.7.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 Sayılı Kanunun 7. maddesiyle eklenen cümle de nazara alınarak mahkemece mahkümiyet hükümlerinin açıklamasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısı, sanıklar müdafiileri ve suçtan zarar gören vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin bu sebeplerle 5320 Sayılı Kanunun 8/1 inci maddesi de gözetilerek C.M.U.K.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 24.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2012/2456

K. 2012/2206

T. 19.3.2012

• YETKİLİ OLMADIĞI BİR İŞ İÇİN YARAR SAĞLAMA ( Ön İnceleme Raporunda Adları Geçen Vergi Dairesi Müdürü Müdür Yardımcısı ve Şef İle Evrak Kayıt Bölümünde Çalışan Diğer Görevlilerin Bilgilerine Başvurulması Gereği )

• VERGİ DAİRESİ MEMURUNUN CEZA İTİRAZI İÇİN GELENLERDEN PARA ALMASI ( Ön İnceleme Raporunda Adları Geçen Vergi Dairesi Müdürü Müdür Yardımcısı ve Şef İle Evrak Kayıt Bölümünde Çalışan Diğer Görevlilerin Bilgilerine Başvurulması Gereği – Yetkili Olmadığı İş İçin Yarar Sağlama )

5237/m.257

ÖZET : Vergi Dairesinde evrak kayıt bölümünde görevli olan sanığın, hakkında vergi cezası tahakkuk ettirmesi sebebiyle cezaya itiraz etmek amacıyla evrak kayıt bölümüne gelen katılanın vergi cezasını düşüreceğini ve ödeyeceğini beyan ederek katılandan para aldığının iddia edilmesi karşısında; sanık hakkında düzenlenen ön inceleme raporuna da esas alınan benzer olaylara dair şikayetler konusunda var ise soruşturma ve dava dosyalarının delil olarak dosya arasına konulması, ön inceleme raporunda adları geçen Vergi Dairesi müdürü, müdür yardımcısı ve şef ile evrak kayıt bölümünde çalışan diğer görevlilerin bilgilerine başvurulması, bundan sonra hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekir.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : … Vergi Dairesinde evrak kayıt bölümünde görevli olan sanığın, hakkında vergi cezası tahakkuk ettirmesi sebebiyle cezaya itiraz etmek amacıyla evrak kayıt bölümüne gelen katılanın vergi cezasını düşüreceğini ve ödeyeceğini beyan ederek katılandan para aldığının iddia edilmesi karşısında; sanık hakkında düzenlenen ön inceleme raporuna da esas alınan benzer olaylara dair şikayetler konusunda var ise soruşturma ve dava dosyalarının delil olarak dosya arasına konulması, ön inceleme raporunda adları geçen olay tarihlerinde … Vergi Dairesinde görev yaptıkları anlaşılan Vergi Dairesi müdürü M. N. Y., müdür yardımcısı… ve şef D. A.’la evrak kayıt bölümünde çalışan diğer görevlilerin bilgilerine başvurulması, bundan sonra hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, onaylı örnekleri temin edilmeden fotokopilerden oluşan bir kısım soruşturma evrakına dayanılarak, eksik soruşturma ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde beraet kararı verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8/1 inci maddesi gözetilerek C.M.U.K.nın 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 19.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2011/5-432

K. 2012/70

T. 28.2.2012

• GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA ( Doktor Olan Sanığın Bıçak Parası Talep Ettiği İddası/Görevsizlik Kararı Veren Asliye Ceza Mahkemesinin Eylemi İrtikap Ağır Ceza Mahkemesinin Görevi Kötüye Kullanma Olarak Nitelendirdiği – Özel Dairece Öncelikle Tartışmalı Olan Suç Vasfının Belirleneceği )

• İRTİKAP ( Doktor Olan Sanığın Bıçak Parası Talep Ettiği İddası/Görevsizlik Kararı Veren Asliye Ceza Mahkemesinin Eylemi İrtikap Ağır Ceza Mahkemesinin Görevi Kötüye Kullanma Olarak Nitelendirdiği – Özel Dairece Öncelikle Tartışmalı Olan Suç Vasfının Belirlenmesi Gereği )

• DOKTORUN BIÇAK PARASI ALMASI ( Görevsizlik Kararı Veren Asliye Ceza Mahkemesinin Eylemi İrtikap Ağır Ceza Mahkemesinin Görevi Kötüye Kullanma Olarak Nitelendirdiği – Özel Dairece Öncelikle Tartışmalı Olan Suç Vasfının Tespit Edileceği )

• SUÇ VASFININ BELİRLENMESİ ( Doktor Olan Sanığın Bıçak Parası Talep Ettiği İddası/Görevsizlik Kararı Veren Asliye Ceza Mahkemesinin Eylemi İrtikap Ağır Ceza Mahkemesinin Görevi Kötüye Kullanma Olarak Nitelendirdiği – Özel Dairece Öncelikle Tartışmalı Olan Suç Vasfının Tespiti Gerektiği )

5237/m. 250, 257

ÖZET : Görevi kötüye kullanma suçunda; suç vasfının tartışmalı olduğu bir durumda Özel Dairece esası incelenmeyen yerel mahkeme hükmünün sonradan yürürlüğe giren yasa sebebiyle karşılaştırma yapılmak üzere bozulmasının isabetli olup olmadığı öncelikle değerlendirilmelidir. Doktor olan sanığın, yapmış olduğu ameliyat sebebiyle bıçak parası adı altında mağdurdan ücret talep ettiği iddiasıyla başlatılan soruşturmada kolluk görevlerince seri numaraları alınmış paranın sanığın üzerinde ele geçirildiği olayda, sanığın eyleminin görevsizlik kararını veren Asliye Ceza Mahkemesince irtikap, inceleme konusu hükmü veren Ağır Ceza Mahkemesince görevi kötüye kullanma suçu olarak kabul edilmesi karşısında, Özel Dairece öncelikle tartışmalı olan suç vasfı belirlenmelidir. Bu belirleme yapılmadan yerel mahkemenin kabul ve uygulamasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve hükümden sonra görevi kötüye kullanma suçunun düzenlediği yasa maddesindeki değişikliğin sanık bakımından değerlendirilmesi gerekçesiyle yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.

DAVA : Görevi kötüye kullanma suçundan sanık S. H. hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Çorum Asliye Ceza Mahkemesince 7.12.2004 gün ve 838-1357 sayı ile; sanığın eyleminin irtikap suçunu oluşturduğundan bahisle verilen görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği Çorum Ağır Ceza Mahkemesince 30.12.2005 gün ve 373-541 sayı ile; eylemin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanığın 765 Sayılı T.C.K.nın 240/1, 59/2, 647 Sayılı Kanunun 4 ve 6 ncı maddeleri uyarınca 3.666 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 2 ay 15 gün süreyle memuriyetten yoksun kılınmasına ve cezalarının ertelenmesine karar verilmiş, hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 26.09.2011 gün ve 3526-21162 sayı ile;

“… Hükümden sonra 8.2.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve T.C.K.nun 7/2 nci maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 Sayılı Kanunun 562 nci maddesinin 1 inci fıkrasıyla değişik C.M.K.nun 231/5 inci maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2 nci fıkrası ile de 231/14 üncü maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması ve 19.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 Sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle T.C.K.nun 257/1-2 nci madde-fıkralarında yer alan ‘kazanç’ sözcüğünün ‘menfaat’ olarak değiştirilmesi, bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının indirilmesi ve 3 üncü fıkra için yeni bir ceza ihdas edilmesi karşısında T.C.K.nun 7/2 nci madde-fıkrasındaki ‘suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunla sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur’ hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu…”,

Gerekçesiyle diğer yönleri incelenmeyen hükmün BOZULMASINA karar verilmiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise 4.11.2011 gün ve 84383 sayı ile;

“… Suç tarihi itibariyle Çorum Devlet Hastanesinde genel cerrahi uzmanı olarak çalışan sanık, müştekinin eşi olan C.’ı ameliyat ettikten sonra suça konu parayı istemesi karşısında; suç konusu eylemde manevi cebir unsuru gerçekleşmediğinden sanığın eyleminin cebri irtikap suçunu oluşturmadığı ve eylemin yapması gereken işi yapmak için menfaat temin etmek yoluyla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin tespiti doğru ve yerindedir. Bu bağlamda; sanığın ‘görevi kötüye kullanma’ suçundan dolayı cezalandırılması kararı usul ve yasaya uygundur.

Sanığın eyleminin esastan incelenmesi sonunda; suçun ‘görevi kötüye kullanma’ suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, öncelikli incelenmesi gereken husus bu eylemin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespitidir. Sanığın üzerine atılı eylemin 765 Sayılı T.C.K.nun 240/1 inci maddesine girmesi sebebi ile, eylemin zamanaşımı süresi 765 Sayılı T.C.K.nun 102/4 üncü maddesinde düzenleme altına alınmış ve asli zamanaşımı süresi 5 yıl olarak tespit edilmiştir.

Sanığın üzerine atılı eylemden dolayı 30.12.2005 tarihinde verilen ‘mahkumiyet hükmü’ zamanaşımını kesmiş ve bu tarihten sonra zamanaşımını kesen başka herhangi bir işlem yapılmamıştır. Bu bağlamda; en son zamanaşımını kesen 30.12.2005 tarihli mahkumiyet hükmü ile, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin temyiz incelemesi sonunda verdiği; 26.9.2011 gün ve 2007/3526-2011/21162 Esas -Karar sayılı ilamı arasında asli zamanaşımı süresi olan 5 yıllık süre geçtiğinden, sanık hakkındaki kamu davasının 765 Sayılı T.C.K.nun 102/4 üncü maddesi ve C.M.K.nun 223/8 inci maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekil ve gerekçeyle bozulması usul ve yasaya aykırıdır…”,

Görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, gerçekleşen zamanaşımı sebebiyle sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine karar verilmesi isteminde bulunmuştur.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Özel Daireyle Yargıtay C.Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Özel Daire inceleme tarihi itibarıyla dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesine dair ise de; suç vasfının tartışmalı olduğu bir durumda Özel Dairece esası incelenmeyen yerel mahkeme hükmünün sonradan yürürlüğe giren yasa sebebiyle karşılaştırma yapılmak üzere bozulmasının isabetli olup olmadığı öncelikle değerlendirilmelidir.

İncelenen dosya içeriğinden;

Sanık hakkında 20.07.2004 tarihinde işlediği iddia olunan görevi kötüye kullanma suçundan dolayı 765 Sayılı T.C.K.nın 240. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle Çorum Asliye Ceza Mahkemesine kamu davasının açıldığı,

Çorum Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sırasında sanığın eyleminin 765 Sayılı T.C.K.nın 209/1 inci maddesinde düzenlenen irtikap suçunu oluşturduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın Çorum Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği,

Çorum Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın görevi kötüye kullanma suçundan lehe kabul edilen 765 Sayılı T.C.K.nın 240/1, 59/2, 647 Sayılı Kanunun 4 ve 6 ncı maddeleri uyarınca 3.666 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 2 ay 15 gün süreyle memuriyetten yoksun kılınmasına ve cezalarının ertelenmesine karar verildiği,

Hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Özel Dairece esası incelenmeyen hükmün 5728 Sayılı Yasayla kapsamı genişletilen C.M.K.nın 231/5 inci maddesi ve 6086 Sayılı Yasayla 5237 Sayılı T.C.K.nın 257/1-2 nci maddelerinde yapılan değişiklikler yönünden yeniden değerlendirilmek üzere BOZULMASINA karar verildiği,

Anlaşılmaktadır.

Başlangıçta yalnızca yetişkin sanıklar yönünden, şikayete bağlı suçlarla sınırlı olarak hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, 8.2.2008 tarih ve 26781 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 Sayılı Kanunun 562 nci maddesiyle, 5271 Sayılı Kanunun 231 inci maddesinin 5 ve 14 üncü fıkralarında yapılan değişiklikle, hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezaları için de uygulanabilir hale getirilerek, Anayasa’nın 174 üncü maddesinde güvence altına alınan inkılap yasalarında yer alan suçlar ayrık olmak üzere tüm suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş, 1.3.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 Sayılı Yasayla 3713 Sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde yapılan değişiklik ve 1632 Sayılı Askeri Ceza Yasasına eklenen Ek 10. madde ile; 15 yaşından büyüklerin işledikleri terör suçlarıyla 1632 Sayılı Yasada yer alan suçlar yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsam dışına çıkarılarak kurumun uygulanma alanı tekrar daraltılmış, 25.7.2010 gün ve 27650 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 Sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle 231 inci maddenin 6 ncı fıkrasına eklenen cümle ile, sanığın kabul etmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği esası getirilmiş, 3713 Sayılı Kanunun 13 üncü maddesindeki “onbeş yaşını tamamlamamış” ibaresi yürürlükten kaldırılmak suretiyle bu kurumun terör suçu işleyen 15 yaşından büyük çocuklar yönünden de uygulanmasına olanak sağlanmıştır.

Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının, 5271 Sayılı C.M.K.nın 223 üncü maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurması nedeniyle, sanıkla Devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.

5320 Sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 Sayılı cyuy’nın 320. maddesinde; Yargıtayca yapılacak temyiz incelemesinde, hükmü etkileyecek derecede yasaya aykırılıkların saptanması halinde, bu konuda istem olmasa dahi bu hususun inceleneceği belirtilmiştir.

Yargıtay’ın görevi, yasaların ülke genelinde hukuka uygun olarak uygulanıp uygulanmadığını denetlemek, içtihatlarıyla ülkede yasaların ve hukuk kurallarının uygulanmasındaki birliği sağlamaktır. Bu görev gözetildiğinde, temyiz incelemesine konu olan hükümde, suç vasfında bir isabetsizlik saptandığı takdirde, aleyhe temyiz olmasa bile bu husus bozma nedeni yapılacaktır. Aksine kabul, hukuk kurallarının Türkiye genelinde farklı uygulanmasına yol açar ki bu da Yargıtay’ın kuruluş amacına ve eşitlik ilkesine aykırı olur. Zira, aynı eylem sebebiyle değişik mahkemelerde yargılanan sanıklardan, suç vasfı doğru olarak belirlenen sanığın mahkumiyetiyle ceza zamanaşımı, memuriyetten yoksun bırakılma, seçilme hakkının kaybı, olası bir af yasası karşısında değişik durumlarla karşılaşılması gibi sonuçlarla muhatap olmasına rağmen, suç vasfı yanlış olarak belirlenen sanığın, açıklanan sonuçlarla karşılaşmaması ve hatta hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan yararlanması söz konusu olur ki bu durum, eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi, hak ve adalet duygusunu da incitir.

Ceza Genel Kurulunun 13.12.2011 gün ve 333-256 Sayılı kararında da belirtildiği üzere, temyiz incelemesi sırasında Özel Dairece öncelikle suç vasfının doğru olarak belirlenip belirlenmediği, daha sonra da belirlenen suç vasfına göre uygulamanın doğru olup olmadığı denetlenmelidir. Özellikle suç vasfının tartışmalı olduğu durumlarda Yargıtay’ca yapılan temyiz incelemesinde öncelikle suç vasfı Özel Dairece belirlenmeli ve yerel mahkeme hükmü buna göre denetlenmelidir. Belirlenen suç vasfına göre koşullar oluştuğunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve lehe yasa değerlendirilmesinin yapılması sağlanmalıdır.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Doktor olan sanığın, yapmış olduğu ameliyat sebebiyle bıçak parası adı altında mağdurdan ücret talep ettiği iddiasıyla başlatılan soruşturmada kolluk görevlerince seri numaraları alınmış paranın sanığın üzerinde ele geçirildiği olayda, sanığın eyleminin görevsizlik kararını veren Çorum Asliye Ceza Mahkemesince irtikap, inceleme konusu hükmü veren Çorum Ağır Ceza Mahkemesince görevi kötüye kullanma suçu olarak kabul edilmesi karşısında, Özel Dairece öncelikle tartışmalı olan suç vasfı belirlenmelidir. Bu belirleme yapılmadan yerel mahkemenin kabul ve uygulamasına göre C.M.K.nın 231/5 inci maddesinin ve hükümden sonra görevi kötüye kullanma suçunun düzenlediği yasa maddesindeki değişikliğin sanık bakımından değerlendirilmesi gerekçesiyle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.

Zira, Özel Daire tarafından suç vasfının irtikap olarak belirlenmesi halinde sanığa verilmesi gereken ceza miktarı itibariyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanma olanağı bulunmayacaktır.

Aksinin kabulü halinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 gün ve 47-43, 23.3.2004 gün ve 41-70 ile 17.11.1998 gün ve 282-348 Sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, sanığın; yanılgılı uygulama sebebiyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan, 2. kez mahkumiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılmasını sağlayacak, hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açılmış olacaktır.

Öte yandan, sanığın eyleminin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu belirlenmeden bu suç yönünden yasada yapılan değişiklik gerekçe gösterilerek bozma kararı verilmesi de isabetsizdir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, hükmün esastan incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- ) Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne,

2- ) Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 26.9.2011 gün ve 3526-21162 Sayılı bozma kararının kaldırılmasına,

3- ) Dosyanın esastan incelenmesi için Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 28.02.2012 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

E. 2009/15759

K. 2012/2075

T. 22.2.2012

• SAHTE NÜFUS CÜZDANI DÜZENLEME ( Nüfus Müdürü Vekili Sanığın Muhtarı Azmettirmesi Nedeniyle 5490 S.K. Md. 67 Uyarınca Cezalandırılacağı – Fotoğrafın Adına Düzenlediği Kişiye Ait Olup Olmamasına Göre Görevi Kötüye Kullanma veya Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan da Cezalandırılacağı)

• MUHTARI SAHTE NÜFUS CÜZDANI DEĞİŞTİRME BELGESİ DÜZENLEMEYE AZMETTİRME ( 5490 S.K. Md. 67 Uyarınca Nüfus Müdürü Vekilin Cezalandırılması Gerektiği)

• GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA ( Nüfus Müdürü Vekilin Sahte Nüfus Cüzdanı Düzenlemesi Eyleminde Cüzdandaki Fotoğrafın Adına Düzenlediği Kişiye Ait Olması Durumunda Bu Suçtan Cezalandırılacağının Gözetileceği)

• RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK ( Nüfus Müdürü Vekilin Sahte Nüfus Cüzdanı Düzenlemesi Eyleminde Cüzdandaki Fotoğrafın Adına Düzenlediği Kişiye Ait Olmaması Durumunda Bu Suçtan Cezalandırılacağı)

• NÜFUS MÜDÜR VEKİLİ OLAN SANIĞIN NÜFUS CÜZDANI DÜZENLEMESİ ( Muhtarı Azmettirmesi Nedeniyle 5490 S.K. Md. 67 Uyarınca Cezalandırılacağı – Fotoğrafın Adına Düzenlediği Kişiye Ait Olup Olmamasına Göre Görevi Kötüye Kullanma veya Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan da Cezalandırılacağı)

5490/m.67/1

5237/m.204/1, 257/1

ÖZET : Sanık hakkında terör örgütüne yardım ve yataklıktan yakalama kararı bulunan ve bu nedenle yurt dışında kaçak olarak yaşadığını bildiği kişiye yasal istemi olmamasına rağmen nüfus cüzdanı düzenlemesi eyleminde, düzenlenen nüfus cüzdanındaki fotoğrafın bu kişiye ait olduğunun belirlenmesi halinde nüfus cüzdanının içeriğinde sahtecilik bulunmayacağından, sanığın diğer sanığa sahte nüfus cüzdanı değiştirme belgesi düzenlemeye azmettirme eyleminin Nüfus Hizmetleri Kanununun 67/1. maddesindeki suçun ve görevi kötüye kullanma suçlarını oluşturacağı, ait olmadığının belirlenmesi halinde ise; yine azmettirme eyleminin Nüfus Hizmetleri Kanunu içeriği itibariyle sahte nüfus cüzdanı düzenleme eylemi ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturacağı gözetilmelidir.

DAVA : Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Olay tarihinde O… İlçe Nüfus Müdür vekili olan sanık K.T.’nin hakkında terör örgütüne yardım ve yataklıktan yakalama kararı bulunan ve bu nedenle uzun yıllardır yurt dışında kaçak olarak yaşadığını bildiği kişiye yasal bir istemi olmamasına rağmen nüfus cüzdanı düzenlemesi eylemi nedeniyle terör örgütüne yardım ve yataklık suçu nedeniyle işlem yapılması olanaklı görülmüştür.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanıkların mahkumiyet için yeterli delil bulunmadığına ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ilişen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

O… ilçe nüfus müdür vekili olarak görevli bulunan sanık K.T.’nin olay tarihinde Ö… Köyü muhtarı olarak görevli diğer sanık A.H.K.’yı nüfus müdürlüğüne çağırarak önceden tanıdığı ve bir terör örgütüne yardım ve yataklık suçlaması nedeniyle aranıp yurt dışında kaçak olarak yaşadığı anlaşılan A.A.K. adlı kişi adına düzenlediği “nüfus cüzdanı talep belgesini” mühürleyip imzalamasını istediği, sanık A.H.’nin bu kişiyi tanımadığını ve kendi köyünde oturmadığını ileri sürerek imzadan imtina etmesi üzerine sanık K’nin ben bu kişiyi tanıyorum söz ve ısrarı sonucu kendi köyünde oturmadığını bildiği A.A.K. adına anılan köyde oturuyormuş gibi düzenlenmiş içeriği itibariyle sahte suça konu “nüfus cüzdanı değiştirme” belgesini mühürleyip imzaladığı, ilçe nüfus müdür vekili olan sanık K.T.’nin bu belgeye dayanarak görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu A.A.K. adına nüfus cüzdanı düzenlediği, A.A.K. adına düzenlenen suçun konusunu oluşturan her iki belgedeki fotoğrafların anılan kişinin uzun yıllardır yurt dışında kaçak olarak yaşaması nedeniyle bu kişiye ait olup olmadığının kesin olarak saptanamadığı ancak belgedeki kimlik bilgilerinin nüfus kütüğüne uygun olarak yazıldığının anlaşılması karşısında;

1- Suç tarihinde köy muhtarı olarak görevli bulunan sanık A.H.K.’nın kendi köyünde oturmadığını bildiği kişiye görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu nüfus cüzdanı değiştirme talep belgesi verme şeklindeki eyleminin, özel düzenleme olan 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 67/1. maddesindeki suçu oluşturduğunun gözetilmemesi,

2- A.A.K. adına düzenlenen nüfus cüzdanındaki fotoğrafın bu kişiye ait olup olmadığı açıkça anlaşılamadığından, öncelikle bu belgedeki fotoğrafın A.A.K. adlı kişiye ait olup olmadığı duraksamaya yer bırakmayacak şekilde araştırılıp saptandıktan sonra, fotoğrafın bu kişiye ait olduğunun belirlenmesi halinde nüfus cüzdanının içeriğinde bir sahtecilik bulunmayacağından, sanık K.T.’nin diğer sanık A.H K.’ya sahte nüfus cüzdanı değiştirme belgesi düzenlemeye azmettirme eyleminin 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 67/1. maddesindeki, hakkında terör örgütüne yardım ve yataklık suçundan yakalama kararı bulunan A.A.K adlı kişi adına yasal bir istemi bulunmadığı halde nüfus cüzdanı vermek şeklindeki eyleminin ise 5237 sayılı TCK’nun 257/1. maddesindeki görevi kötüye kullanma suçlarını oluşturacağı, nüfus cüzdanındaki fotoğrafın A.A.K.’ye ait olmadığının belirlenmesi halinde ise; düzenlenen nüfus cüzdanı içeriği itibariyle sahte olacağından diğer sanık A H K’ya sahte nüfus cüzdanı değiştirme belgesi düzenlemeye azmettirme eyleminin 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 67/1. maddesindeki, içeriği itibariyle sahte nüfus cüzdanı düzenleme eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 204/2. maddesindeki suçları oluşturacağının gözetilmemesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık K.T. yönünden ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkın korunmasına, 22.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: