İflas Erteleme

İflasın ertelenmesi çok eleştiri alan bir kurum olmasına rağmen işlevini sürdürüyor. İflasın ertelenmesi söylemi kanunun bir söylemidir, konuşma dilinde yaygın olarak iflas erteleme denmektedir.

İflas erteleme sermaye şirketleri ile kooparatiflere özgü bir kurumdur.

Kanunun dilinden de anlaşalıcağı gibi önce iflas hali nevcut olacak ki iflasın ertelenmesi gündeme gelsin.

Kanun koyucu iflas eden sermaye şirketlerine (Anonim, limited şirketler ve kooparatifler) son bir firsat daha tanımak istemiştir.

6102 sayılı TTK ve İİK 179. maddeye göre sermaye şirketleri ve kooparatifler iflas durumunda ise belli koşullarla iflasın ertelenmesine karar verilebilecektir.  Akademik dilde borca batıklık olarak ifade edilen iflas gerçekleşmemişse iflasın ertelenmesi söz konusu olamayacaktır. Yazının devamını oku »

Maraş tahliyeleri geçersiz, tahliye edilenlerin cezaları infaz edilecek

Yargıtay 11. Ceza Dairesi Kahramanmaraş İcra İcra Ceza Mahkemesinin Taahhüdü ihlale verdiği tahliye kararlarını iptal etti.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.09.2007 tarih ve 214-181 sayılı ve 17.04.2004 tarih ve 32-97 sayılı kararlarında belirtildiği gibi infaza ilişkin hususların kazanılmış hak oluşturmayacağından tahliye edilenlerin cezaları infaz edilecek. DEVAMI

Ceza Hukuku, Haciz, İflas Erteleme kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İcra İflas Yasasında Yapılacak Değişiklikler ile ilgili Öneriler

Yargıtay kararları için bu linke tıklayınız

İFLAS ERTELEME YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ KARARLARI VE HUKUK GENEL KURULU

ADALET BAKANLIĞI İCRA İFLAS YASASI DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN GÖRÜŞ VE ÖNERİ BEKLİYOR‏
İcra İflas yasasında yapılacak değişiklikler ile ilgili önerilerim:
İflas ertelemeyi düzenleyen İİK 179, 179a, 179b ve devamı maddeler ile TTK 324 yeterli değildir. İflas erteleme ile ilgili yasal düzenlemelerdeki eksiklikler nedeni ile iflas ertelemeler mahkemenin verdiği süreler içerisinde genellikle İFLAS İLE SONUÇLANMAKTADIR. Tespit edebildiğimiz eksiklikler:
1-İflas erteleme kurumunda alacaklılara hiçbir sınırlama getirilmemiştir. Alacaklı borçlu firmaya karşı icra takibi yamamaktadır. Ancak sözleşme ve yasalara göre dilediği faizi uygulamakta alacaklılar serbesttir. Banka ve finans kurumları ölçüsüz temerrüt faizleri uygulayabilirler.
2- Karşılıklı edimleri içeren bir sözleşme, örneğin hammadde teminine yönelik bir sözleşmeyi iflas erteleme kararı alan firmanın karşı yanı ödemelerin yapılmadığını gerekçe göstererek sözleşmeyi BK 82 ye göre fesih edebilir. Bu durum iflas erteleme sürecindeki firmanın üretimini devam ettirmesini imkânsızlaştırabilir.
3- İİK 179….ye göre iflas erteleme kararından veya tedbir kararından önce yapılan icra işlemleri olduğu yerde durur demektedir.
BU MADDE TAMAMEN ANLAMSIZ BİR MADDEDİR. ŞÖYLEKİ:
Diyelim ki karardan önce şirketin arabaları, bankada paraları v.s haczedilmiştir. Bu işlemler hacizden önce yapıldığı için haczedilen paralar iflas erteleme süreci bitene kadar bankada, arabalar da yedieminde kalacaktır. Alacaklı parayı bankadan almayacak, arabalar satılamayacaktır. Oysa iflas erteleme sürecinin sonunda ya şirket iyileşerek düze çıkacaktır, ya da mahkemenin kararı ile iflas edecektir. Firmanın iyileşmesi halinde yapılan hacizlerin anlamı kalmayacaktır, şirket iflas ederse gene bir anlamı kalmayacaktır yapılan hacizlerin. Sonuç olarak karardan önce uygulanan haciz işlemleri alacaklı ve borçlu açısından sakıncalı ve iflasın ertelenmesi kurumunun amacı ile bağdaşmayan bir durum söz konusudur.
4- Mahkemeler uygulamada tedbir kararlarını birikişi raporlarından sonra vermektedirler. Bu süreçte, uygulamada 15 günde daha uzun bir süre olmaktadır. Bu sırada firmaya hacizler uygulanabilmekte ve yukarıda açıklandığı gibi bu hacizlerde taraflara zarar vermektedir. TEDBİR KARARI MÜRACATTA GEÇİCİ OLARAK HEMEN VERİLMELİ VE SÜREÇ TAMAMLANDIKTAN SONRA DEVAMA YA DA TEDBİRİN KALDIRILMASINA KARAR VERİLMELİDİR.
5- 89 Haciz İhbarnameleri uygulamada sıkıntı yaratmaktadır. Karardan önce yapılmış 89 uygulamaları tereddütler doğurmakta. Çünkü 89 uygulamaları konusunda Yargıtay’ın da farklı kararları vardır. Bu nedenle iflas ertelemede 89 haciz ihbarnamelerinin hukuki durumuna açıklık getirilmeli.
İCRA İFLAS KANUNU HACİZ
1- Menkul hacizleri ile ilgili açık net kurallar getirilmeli. Uygulamada mal kaçıran kötü niyetli borçlular ile iyi niyetli, borçtan sorumluluğu olmayan kişi ve kurumlar zararlar görmektedir. Örneğin bir iş yerinde borçluya ait bir faks bulunması, fiyat listesi bulunması gibi gerekçeler ile haciz uygulamaları yapılmaktadır.
İİK yapılan uygulamalar ile alacaklılar hukuku durumuna taşınmıştır. Borçlu olmak bir suç değildir. Alacaklılar kadar borçluların da hukuku olduğu netleştirilmelidir.
2- HACZEDİLMEZLİK İLE İLGİLİ MADEDLER YENİDEN DÜZENLENMELİ.
Örneğin uygulamada buzdolapları haczedilebilmektedir. Oysa günümüzde insanlar sanayi ürünü gıda maddeleri tüketmektedirler. Doğal günlük gıdalar artık yok. Sanayi ürünü gıda maddelerinin ise mutlaka soğutma ortamın saklanması gerekir sağlık açısından. Bu ve benzeri durumlar netliğe kavuşturulmalı.
3- İşyerlerinde yapılan hacizlerde şirketlerin muhasebe sistemleri haczedilmekte. Ve firmaların iş hayatlarının devamı felç edilmektedir. İcralar, bilgisayarları meslek ve iş hayatının devamı için gerekli eşyadan saymamaktırlar. Bu müthiş yanlış bir işlemdir. Ve bu konuda açık net hükümler getirilmeli.
BORÇ YAPILANDIRMALARI
1- BANKALAR VE FİNANS KURUMLARI ÜSTÜN DURUMLARI NEDENİ İLE ÇOK AĞIR KOŞULLAR İLE KREDİ SÖZLEŞMELERİNİ MÜŞTERİLERİNE İMZALATABİLMEKTEDİRLER. KREDİ SÖZLEŞMELERİ İLE İLGİLİ BANKALARA SOMUT SINIRLAMALAR GETİRİLMELİ. BANKALAR KAFALARINA ESTİĞİ ZAMAN KREDİLERİ GERİ ÇAĞIRAMAMALI
2- BORÇ YAPILANDIRMALARINDA BANKA VE FİNANS KURUMLARINA BAĞLAYICI HÜKÜMLER OLMALI. BELLİ KOŞULLAR OLUŞTUĞUNDA BANKALARIN BORÇ YAPILANDIRMASINA ZORUNLULUK GETİRİLMELİ. BİRDEN FAZLA YAPILANDIRMA MÜMKÜN OLMALI.

İFLAS ERTELEME YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ KARARLARI VE HUKUK GENEL KURULU

İflas Erteleme kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , . 3 Comments »

İyileştirme projesi

İyileştirme projesi, borca batık firmanın düze çıkma, iflas halinden nasıl kurtulacağının projesidir.

Projede, firma hakkında genel bilgiler verilir, firmanın borca batık hale gelişinin hikayesi özetlenir ve iflas halinden nasıl çıkılacağının somut  ve gerçekçi kaynakları belirtilir.

Alınacak tasarruf önlemleri, üretim ve satışla ilgili alınacak önlemler projede anlatılır.

Projede özellikle yeni nakit kaynakların nerelerden sağlanacağı gösterilir

Firmanın iflas halinden 3 yılda çıkacağı öngörülüyorsa ; her yıl için bir gelir gider ve kar tablosu çıkarılır ve yıllara göre borç tasfiye planı tabloya eklenir.

İflasın Ertelenmesi

6102 sayılı yeni TTK’nın 377. maddesi iflasın ertelenmesini somut koşullara bağlamış. Bunlar:

Nakit sermaye koyma,

Nesnel ve gerçek kaynakları ve önlemlerin gösterilmesi olarak maddede gösterilmektedir.

Nakit sermaye koyma pratikte sermaye artışı ile yapılmaktadır.Bazı ticaret mahkemeleri sermaye artışı taahhüdü istemektedirler.

Çözüm Projesi

İYİLEŞTİRME PROJESİ



FİRMA ADI VE ADRESİ  ( Fabrika ) :


Yakuplu Mah. Mermerciler



İLETİŞİM BİLGİLERİ Telefon :


Fax : 0 212 876 93 70



VERGİ DAİRESİ VE NO’SU :



KONUSU : Çözüm Projesi ve Borç Yapılandırma Raporu




A-FİRMA HAKKINDA GENEL BİLGİLER VE AÇIKLAMALAR



Firmamız 01.08.2002 tarihinde kurulmuştur……, fantezi defterler, lüks ajandalar, not defterleri, günlükler, elişi fon kartonu vb. gibi kağıt ürünlerinin üretimini yapmakta ve bu ürünleri yurt içinde ve yurt dışında pazarlamaktadır.



Firmamızın 2002 yılında sadece yurt içinde Toptan kırtasiyecilere pazarlama yapmış ve 2002 cirosu yaklaşık 650.000 YTL (eski para ile altıyüzellimilyar TL) olarak gerçekleşmiştir. 2003 yılında firma pazarlama alanını kırtasiye pazarından süper marketler ve zincir mağazalar alanında genişletmek için yeni satış organizasyonları kurmuş ve 2003 yılında kırtasiye toptancıları yanında bu alanlarda da pazarlamasını genişletmiştir. 2003 yılı cirosu bu yeni organizasyonla 1.500.000 YTL(eski para ile bir trilyon beşyüz milyar TL)’yi geçmiştir.



2004 yılında ise satışlarını %100 arttırmıştır ve firmanın cirosu 3.248.592,93 YTL(eski para ile üç trilyon iki yüz kırksekiz milyar beşyüzdoksaniki milyar TL)’ye doğru tırmanmıştır.Firmamız bu 3 yıl içerisindeki hızlı büyümesini satış, pazarlama, tanıtım giderlerinde yaptığı artışla sağlamıştır. Yani, önemli oranlarda satış, pazarlama ve tanıtım masrafları yapmıştır. Her yıl %100’ü aşan ciro artışlarını gerçekleştirmek, bir yandan hammadde ve yarı mamülleri finanse etmek diğer taraftan da artan satış pazarlama giderlerini karşılamak için yeni banka kredileri kullanmak zorunda kalmıştır. Firma en büyük ciro artışını 2005 yılında gerçekleştirmiştir. 2004 yılı cirosu, 3.248.592,93 YTL(eski para ile üç trilyon iki yüz kırksekiz milyar beşyüzdoksaniki milyon TL) iken 2005 yılında bu ciro 8.438.590,29 YTL’ye (eski para ile sekiztrilyondörtyüzotuzsekizmilyarbeşyüzdoksanmilyon TL) çıkmıştır. 2005 yılında da piyasanın en eski markası “İPEK” markasının “İPEK ART” olarak tescili sağlanmış ve söz konusu Firmanın know how’ı için, firmanın profesyonel yöneticilerinin transferi, Pazar payı, ihracatı ve ihracat kanallarına ulaşmak için yeni sözleşmeler yapılmış, lisanslar kiralanmış yeni marka tescilleri yapılmış ve bunlar için önemli miktarlarda paralar yatırılmıştır. Bütün bunlara ilave olarak yeni makine ve techizatlar da alınmıştır. Bu sayede de ,bütün bu yatırımların sonucunda 2005 yılı cirosu 2004 yılına oranla %100’den fazla artış göstererek 8.438.590,29 YTL (eski para ile sekiztrilyon dörtyüzotuzsekiz milyar beşyüzdoksanmilyon TL) olarak gerçekleştirilmiştir. Aynı yıl yukarıda sayılan yatırımlar sayesinde 2005 yılında yurt içindeki Pazar payını arttırıldığı gibi Rusya, eski Sovyet Cumhuriyetleri, Yunanistan, Ukrayna, Ermenistan, Azerbeycan, Moldavya vb. gibi ülkelere İhracatlar yapılmıştır. 2005 yılında da firmanın kredi borçlanması bir hayli yükselmiştir. Firma 2002 yılından 2006 yılına kadar her yıl %100 ü aşan oranlarda büyümesini gerçekleştirirken küresel olarak artan rekabetle özellikle de Çin rekabetiyle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Sürekli makine yatırımları ve Satış Pazarlama ve tanıtım giderleri yüzünden her ne kadar bilançosunda göreceli olarak karlar görülse de bu kadar hızlı büyümenin bedelleri nedeni ile fiilen zarar etmiş ve diğer giderleri yanında zararlarını da yeni krediler ile karşılamak zorunda kalmıştır.2006 yılında da firma büyüme hızını sürdürmüş, ancak artan küresel rekabet nedeniyle kar edememiştir.Firmamızın yaşadığı bu karsızlık aslında bütün sektör bazında yaşanmaktaydı. Sektörün önde gelen firmaları yaşanılan karsızlığı uzunca bir süre tartıştıktan sonra koruma tedbirleri için Başbakanlığa başvurma kararı almışlardır. Bu doğrultuda Ankara Ticaret odasında yüksek Bürokratlarında katıldığı bir toplantı düzenlenmiş, bu toplantıya Başbakanlık Ticaret Müsteşarlığının ilgili bürokratları da katılmıştır. Firmalar koruma tedbirleri için çalışmaları başlatmışlar ve bu çalışmalar sonucunda Başbakanlığa bağlı Dış Tic. Müsteşarlığına başvurularını yapmışlardır.



İlgili Müsteşarlık yasal sürelerde Firmaların yaptığı başvuruları değerlendirmiş ve 20/11/2007 tarihinde Başbakanlık Ticaret Müsteşarlığının firmamıza verdiği cevapta; başvuran firmaların sektör içindeki payının %24 olduğu gerekçesi ile koruma talebimizi uygun bulmamış ve reddetmiştir. Yasal olarak bizimle aynı sektörde bulunan fakat hedef müşteri kitlesi açısından farklı müşteri grupları için üretim yapan % 76’lık dilim ile mevzuat gereği aynı sektörde bulunmamız bizleri bu red ile karşı karşıya bırakmıştır.



Firmanın ciro artışı 2007 yılında da devam etmiş ancak istenilen karlılığa ulaşılamamıştır. Firma 2007 yılında da geçmiş yıllarda olduğu gibi artan oranda kredi kullanmaya devam etmiştir. 2007 yılının son aylarında küresel kriz Türkiye’yi etkilemeye başlamıştır. Bu tarihe kadar Bankalar ve Finans kurumları ellerindeki bol likitleri cömertçe dağıtırlarken artık bu tarihten sonra finans kurumları ince eleyip sık dokumaya başlamışlardır. Bu kez verdikleri kredileri geri çağırma girişimi başlatmışlardır. Küresel kriz daha çok ABD ve AB kaynaklı olduğu için kredileri ilk geri çağıran bankalar da bu ülkelerin bankaları olmuştur ( FORTİS , HSBC gibi).



Firmanın 2006 dan 2007 yılına kadar cirosu %100 artarken kullandığı kredileri ise %300 artmıştır.



2008 yılına gelindiğinde, bankalarca kredileri geri çağrılan Firma geri çağıran Bankalara mevcut kredi borçlarını ödemek için yüksek faizle çalışan piyasa faktöringlerinden kredi kullanmak zorunda kalmıştır.Böylece 2008 yılında firmanın aktifi ile borçları arasındaki oran hızla açılmış firma ödemelerini yapmakta güçlük çekmeye başlamıştır.



2008 yılında Firmanın yaşadığı diğer zorluk da; piyasadaki kriz nedeniyle uzayan müşteri ödemelerinin vadelerinin uzamasıdır. Yani Firmamızdan mal alan Müşterilerin verdikleri çek ve senetlerin vadelerinin uzamasıdır.





B-OLUMSUZLUKLAR




1- Sektörde rekabet edebilmek için Satış, pazarlama, tanıtım giderleri özellikle yurt dışı Fuar Tanıtım sergi ve iştirak giderleri yani başlangıç yatırımları önemli oranlarda artmıştır.


2- Küresel olarak artan rekabetle özellikle de Çin rekabetiyle mücadele etmek zorunda kalmıştır.


3- Başlangıç yatırımları olarak Rekabet edebilmek için Tesis Makine ve Cihazlarını yenilemek zorunda kalmıştır.


4- Küresel Ekonomik kriz ve bu kriz sonucunda da Bankacılık sektörünün ve piyasanın olumsuz olarak etkilenmesi ,Tahsilatlarda vadelerin uzaması,Müşterilerin çekleri ödeyemeyecek duruma gelmesi v.b.


5- Firmamız İmalatçı bir firma olup Ürettiği ürünlerin son tüketiciye gitmesi ve oradan nakde dönüşmesi için birkaç silsile takip etmesi ve bunun sonucundada vadelerin uzaması(İmalatçı-Toptancı-Perakendeci-Tüketici )







C- ÇÖZÜM PROJEMİZ VE BORÇ YAPILANDIRMA PLANIMIZ



Firmamızın geçmişinde anlatıldığı gibi; kurulduğu yıldan itibaren her yıl %100’leri aşan büyüme hızları gerçekleştirmiştir. Firmamız ilk yılında sadece Türkiye’de mevcut bir kısım kırtasiye reyonlarında mal satarken bugün ürünleri büyük şehirler başta olmak üzere Yurdun her köşesindeki kırtasiye ve büyük alış-veriş merkezlerinde yer almaktadır.



Firmamız, “…….” gibi iki önemli markaya sahiptir. Firmamızın ……markalı elişi kağıtları bazı okullarda özellikle tavsiye edilmektedir. ……… markalı elişi fon kartonu, konulu defterler, sert kapaklı defterler, standart defterlere göre üç katına varan fiyat farklarıyla satılmaktadır.



Yine Firmamızın ürünleri, Türkiye’nin başlıca süper marketlerinde (başta Metro,Migros,Carrefoursa,Tesco Kipa marketleri) ve diğer zincir marketlerin stantlarında yer almaktadır.



Büyük bedeller ödenerek gelinen bu noktada; yurtiçi pazarında çok iyi bir ünvana ve Pazar payına sahiptir.



Firmanın Yurtiçi pazarındaki bu büyüme trendi, Ayakta kalmamızın önemli dayanaklarından biridir.



Firmamızın 2002 ile 2008 yılları arasındaki ciroları aşağıdaki gibidir.



2002 : 650.000,00 YTL


2003 : 1.700.000,00 YTL


2004 : 3.248.592,93 YTL


2005 : 8.438.590,29 YTL


2006 : 12.697.120,11YTL


2007 : 17.227.394,35 YTL


2008 : 11.621.875,12 YTL (01-09/2008 toplam satışlar)



Yine,2005 yılına kadar ihracatı “SIFIR” olan firmamızın 2005 yılından sonra ihracatları aşağıdaki gibidir.



2005 : 552.965,33 YTL ( 412.107,12 USD )


2006 : 1.108.431,52 YTL ( 788.582,47 USD )


2007 : 704.144,93 YTL ( 607.388,02 USD )


2008 : 654.565,97 YTL (531.476,11 USD 01-092008)



2005, 2006, 2007 yıllarında Firmamızın ihracatında kısmi düşüşler yaşanmıştır.



Yukarıda da açıklandığı gibi düşüşlerin ana nedeni; “Küresel Rekabet ve özellikle “Çin Rekabeti” dir.







-Çin Rekabetinde Türkiye Lehine Gelişmeler



2008 yılına girdiğimizde Çin rekabetinin olumsuz etkileri, Çindeki istikrarsızlık ve Fiyat artışları nedeniyle Türkiye lehine değişmeye başladı.Son iki yıl içerisinde ÇİN’de Kağıt ürünlerinde % 60 a varan fiyat artışları olmuştur.Çindeki bu istikrarsızlık ve hızlı fiyat artışları nedeniyle İtalyanın önemli bir markası ‘Moleskinese’ Türkiyede Acar Group A.Ş ile anlaşma yapmış ve üretimini bu firmaya yaptırmaktadır.Yine biz ……


 de aşağıda anlatıldığı gibi Dünyanın ve Almanya’nın en büyük firmalarından ‘Herlitz’ grup ile anlaşma yaptık.


ÇİN ÜRÜNLERİNE ALTERNATİF YENİ ÜRÜNLER


Firmamızın diğer bir önemli başarısı da Çin ürünlerine rekabet olarak ürettiği ürünlerde büyük bir başarı sağlamasıdır.Çin ürünlerine ürettiğimiz bu alternatif ürünlerle Pazar payımızı daha da genişleterek hedeflenen karlılığa ulaşacak duruma gelinmiştir.



2007’nin sonlarında, Çin’de fiyat istikrarı bozulmuş, fiyatlar her gün değişmeye başlamıştır. Batılı Firmalar, mallarını yükleme esnasında düzenlenen faturalarda artan fiyatları görerek sürprizle karşılaşmışlardır. Batılı Firmalar, her yüklemede farklı fiyatlarla karşılaşıyoruz demektedirler. Ayrıca, son bir buçuk yıl içerisinde Çin’de bizim ürünlerin benzerlerinde yüzde elliyi aşan fiyat artışları gerçekleşmiştir. Çin Halk Cumhuriyetinde bir yandan artan fiyatlar diğer yandan mevcut istikrarsızlık Türkiye’nin şansını artırmış, Batılı Firmalar Türk pazarına yönelmeye başlamışlardır. Nitekim, 2008 yılında Firmamız bir Dünya Firması olan Almanya Firması “Herlitz” ile anlaşma yapmıştır. Birçok Avrupa Firması ile anlaşma aşamasına gelmiş bulunmaktadır.


AB FİRMALARI


Avrupa Firmaları Yeni çalıştıkları ülke ve Firmalarla başlangıçta aşırı temkinli ve ihtiyatlı davranmaktadırlar. İlk siparişlerini deneme siparişi düzeyinde tutmaktadırlar. 2008 yılında Batı’dan bu anlamda birçok sipariş alınmıştır.



A.B. Firmaları, günübirlik mal alımı yerine en az 1 yıl sonrasını planlayarak bağlantılarını yapmaktadır.Firmamız Bu anlamda 2009 yılı için ciddi görüşmeler içerisindedir ve bu görüşmeler de sonuçlanmak üzeredir. 30 Eylül-02 Ekim 2008 tarihinde Almanya Stutgart’ta yapılan Uluslararası fuara katılan tek Türk Firmasıdır.Firmamız, İç pazarda bugüne kadar hızlı biçimde büyüyen bir firmadır ve 2008 yılında da A.B. ülkelerinde kaydedilen gelişmeler göz önüne alındığında Firma, yüksek bir iş potansiyeline sahiptir.



A.B . ülkeleri ile yapılan işler, bu ülkelerin firmaları nakit ya da çok kısa vadeli ödeme yaptıkları için Firmaya nakit akışı kazandıracaktır.


ORTAKLARIN MAL VARLIKLARI


Yine Firma Ortakları ve ortakların ilişkide olduğu firmaların gayrimenkulleri gibi sabit varlıklarını nakde dönüştürerek firmaların mali yapısını, düzeltecekleri gibi borçların yeniden yapılandırılmasında kredi kurumlarına bu varlıklarını teminat olarak vereceklerdir. Nitekim, İşbankası, Akbank, Vakıfbank, Şekerbank, Citibank, HSBC gibi kurumlarla yapılan görüşmelerde; tekliflerimiz olumlu karşılanmış bunlardan Akbank, Vakıfbank,,Şekerbank ve HSBC bankın Genel Müdürlükleri teklifimizi onaylamışlardır.Diğer bankaların Genel müdürlüklerinden de kısa zamanda cevap alacağımızı beklemekteyiz. Yine Faktoringlerden GİSAD ile yapılan görüşmede borcumuz faizsiz 1 yıl ertelenmiştir.HSBC faktoringle yapılan görüşmede borcumuzun 36 ay yapılandırılması ile ilgili anlaşma aşamasına gelinmiştir.






Çözüm Projemizin 4 temel dayanağı vardır;



1-Firma tarafından verilen mücadeleler sonucunda İç Pazarda edindiği yer ve Pazar Payıdır. ….. gibi 2 önemli markaya sahip olması ve iç pazardaki hızlı büyüme ivmesi



2-A.B. Ülkelerinde gelinen aşama ve elde edilen kazanımlar,



3-Ortakların ve ilişkide oldukları Firmaların sağlayacakları katkılar,



a-Gayrimenkullerini borç ertelemede teminat olarak vereceklerdir.


b-Nakdi katkılar sağlayacaklardır.



4-Firma yeniden yapılandırılırken alacağı önlemlerle Pazarlama, satış, dağıtım vb giderleri azaltılacaktır.



Geçmiş yıllarda yurtiçi ve yurtdışı pazarlarda yaptığımız satış ve tanıtım giderlerini artık yapmak zorunluluğu yoktur. Mesela; 2007 yılında Firmamızın satış-pazarlama ve tanıtım giderleri 500.000 YTL civarındadır. 2008 yılında ise bu giderler ortalama aylık 40.000 YTL civarındadır. 2008 yılı sonunda bu giderler 600.000 YTL civarında olacaktır. 2009 yılında satış-pazarlama giderlerini %50 azaltabilecektir.Firma nakit sıkıntısı içinde olduğu için finans bölümünde yüksek miktarlarda personel gideri vardır. Yeni Yapılandırmada bu giderler de %50 azaltılabilecektir. İdari personelde %50 indirime gidilecektir.



Bu 4 unsur realize edildiğinde; firmamız Sınai ve Ticari faaliyetini sürdürme imkanına kavuşarak istihdama ve ihracata katkı sağlayacağı gibi borçlarını da ödeyerek alacaklıların mağduriyetini gidermiş olacaktır.



Avrupa Birliği pazarında yaptığımız yeni girişimlerle ve mevcut bağlantılarımız sayesinde satış bedelleri peşin ve çok vadeli ödemelerle tahsil edileceğinden durum firmamızın nakit akışını olumlu yönde etkileyecektir.



Almanya’da bulunan ama küresel bir firma olan Herlitz firması ile anlaşma yapılmıştır. Bu Firma ile yapılan görüşmelerde sadece bu firma ile 2009 yılında 1.000.000 Euro sipariş almamız düşünülmektedir. Yine 30 Eylül -02 Ekim 2008 arasında Stutgart’ta yapılan Toptancılar fuarına katılan tek Türk firması …….


. Yüksek harcamalarla zararlarla ulaştığımız bu önemli pazarların meyvelerini tam toplayacağımız zamanda küresel kriz, ABD ve Avrupada batan bankalar dolayısıyla bütün dünyada yaşanan finansal kriz firmamızın nakit akışını çok etkilemiştir.Firmamızın kurulduğu tarih olan 2002 yılından bugüne kadar firmamız büyük bedeller ödeyerek iç pazarda büyük bir gelişme göstermiş,Türkiyenin her tarafında bütün kırtasiye dükkanlarının raflarına ve başlıca süper marketlerin standlarına girebilmeyi başarmış AB pazarında dünya çapında firmalarla bağlantı yapacak düzeye gelmiştir.







Firmamızın diğer bir önemli başarısı da Çin ürünlerine alternatif olarak ürettiği ürünlerde büyük bir başarı sağlamasıdır. Çin ürünlerine ürettiğimiz bu alternatif ürünlerle Pazar payımızı daha da genişleterek hedeflenen karlılığa ulaşacak duruma gelinmiştir.



Sonuç olarak Gerek yurt içinde gerekse yurt dışında kazandığımız tecrübe yeni Pazar alanları ve yeni müşteriler ile cirosunu 20.000.000-25.000.0000 YTL (eski para ile yirmi trilyon-yirmibeş trilyon TL) düzeyine yükseltirken elde ettiği karlarla kısa vadede nakit akışını istikrarlı hale getirecek ve borçlarını istikrarlı bir şekilde ödeme düzeyine yükseltecektir.



Firmamızın Toplam Banka Borçları yaklaşık olarak 5.500.000 YTL, Faktöringlere yaklaşık 6.500.000 YTL, Yaklaşık Satıcı ve Diğer Müşterilere Cari Hesap Borcu ise 2.000.000 YTL’dir. Banka, Faktoring ve satıcılar olmak üzere toplam borcu ise 14.081.304 YTL’dir. Bu borçların 12.111.266,00 YTL’sini hesaplarda mevcut müşteri çekleri,Alacakları ve Stokları karşılayacak durumdadır.Geriye kalan 1.970.037 YTL 3 yıl vadeye bölündüğünde ilk yıl taksitleri banka portföyünde bulunan çeklerle karşılanacaktır.Toplam borcumuzu 3 yıla böldüğümüzde her yıla 656.679,19 YTL düşmektedir. Banka ve Faktöring firmalarının portföyünde bulunan yaklaşık 5.500.000 YTL’lik çeklerimiz ilk yılın taksitlerini karşılayacağı gibi 2. Yıla da yaklaşık 1.000.000 YTL devredecektir. 2. Yılın da 3 ayını yaklaşık olarak karşılamaktadır. Nitekim İşbankası, Akbank,HSBC,Şekerbank ve Bankaysa gibi büyük bankalarla yaptığımız görüşmelerde bankalar, ortakların varlıklarındaki gayrimenkullerinden verilecek kısmi teminatlarla böyle bir yapılandırmaya sıcak baktıklarını belirtmiş nitekim bunlarla 36 aylık borç yapılandırması için mutabakata varılmıştır.Ayrıca Bankalar krize rağmen faizlerde kolaylıklar yapacaklarını belirtmişlerdir. Firmamız iyileştirme projesinde ortaklar mevcut Banka borçlarına teminat verecekleri gibi ,neticede bunları nakte çevirerek borç ödemeye ve finansmana katkı sağlayacaklardır. Ayrıca firmamızın hali hazır durumunda da aktif ile borçlar arasında fark fazla değildir. Oysa, İç pazardaki Pazar payımız Çin Rekabetindeki Türkiye lehine gelişmeler , Avrupa ve A.B. ülkelerindeki yeni bağlantılar ve ortakların varlıklarının kısmen Firmaya aktarılması ile Firmanın faaliyetlerini devam ettirmesi ve borçlarını ödemesi ekli proje çerçevesinde mümkün olacaktır. Firmamızın Çözüm Projesi ve Borç yapılandırma planı genel hatlarıyla aşağıdaki gibidir.





























































































































































































ÇÖZÜM PROJEMİZ VE BORÇ YAPILANDIRMA PLANIMIZ





A-TOPLAM BORÇLAR


14.081.304,17





1-Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar


13.419.793,77



2-Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar


661.510,40






B-TOPLAM HAZIR DEĞERLER


12.111.266,58


(Bir Yıl İçerisinde Paraya Çevrilebilecek Aktif Değerler Dikkate Alınmıştır)




1-Hazır Değerler


5.508.627,51



2-Ticari Alacaklar


3.338.691,27



3-Diğer Alacaklar


7.961,17



4-Stoklar


3.096.996,56



5-Diğer Dönen Varlıklar


158.990,07






C-BAKİYE KALAN BORÇ


1.970.037,59






Bu Borcun 3 Yıla Yayılması Halinde Aşağıdaki Şekilde Ödenecektir.









ÖNGÖRÜLEN SATIŞ TUTARI


15.000.000,00



ELDE EDİLECEK KAR TUTARI (KAR ORANI = % 30)


4.500.000,00



Yurt içi Piyasada Kar Marjımız Ortalama % 40 a tekabul etmekte olup,Satışlarımız ve İhracatın artacağı düşünülerek ve 2008 Mali Krizden dolayı piyasadaki daralma göz önüne alınarak minumum rakamlar dikkate alınmıştır.




ÖNGÖRÜLEN FİNANSMAN MALİYETİ


(Kalan borcun ve Yeniden gerek duyulacak Finansman maliyeti)


1.000.000,00



ÖNGÖRÜLEN GİDERLER (Yönetim, Personel, Pazarlama vb)


2.000.000,00






TOPLAM GİDERLER


3.000.000,00






NET KALAN TUTARI


1.500.000,00






ÖDENECEK ÖNGÖRÜLEN VERGİ TUTARI


300.000,00






NET KALAN KAR TUTARI


1.200.000,00






1.YILA İLİŞKİN ÖDENECEK BORÇ TUTARI ( 1.970.037,59 3 = 656.679,19)


656.679,19






ÖDEME SONRASI KALAN NET KAR ( Sermayeye İlave Edilecektir.)


543.320,81







AÇIKLAMALAR



(*) 2008 yılındaki Küresel ekonomik kriz dikkate alınarak Elde edilecek Ciro rakamı minumum rakam olarak dikkate alınmıştır


(**) Şirket Ortaklarının koyacağı ayni ve nakdi değerler dikkate alınmamıştır.






ntimage1

İflas Erteleme Tedbir Talebi Dilekçesi

Mali Oligarşinin Cübbelilerine hayır..!

Av.Rahmi Ofluoğlu Hukuk Sitesi için tıklayınız..!

BAKIRKÖY .ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞI’NA

Dosya no:

Bilirkişi Raporuna İtiraz eden (Davacı) :

Vekilleri : Av.O.Rahmi OFLUOĞLUAv. Deniz BÜYÜKYILMAZ

Konusu: Bilirkişi raporuna itirazlarımız ile gerek görüldüğünde ek rapor talebi , Yeni Heyet oluşturulması ve TEDBİR TALEBİ Bilirkişi Raporuna

itirazlarımız ve Nedenleri :1-Bilirkişilerde Sayın Prof. Dr. Selçuk ÖZTEK Türk Hukukundaki İflas ertelemesini düzenleyen yasalara ve iflas ertelemesi konusunda oluşmuş mahkemelerin uygulamalarına ve Yargıtay kararlarına muhaliftir. Hocamızın görüşlerine saygımız vardır.Bilim adamlarının doktirinde yasaları ve uygulamaları eleştirmeleri doğaldır ve gereklidir.Ancak bilim adamları görevleri gereği karar verirken kendi subjektif görüşlerine göre değil mevcut hukuka ve yasalara göre karar vermek durumundadırlar.Prof.Dr.Selçuk Öztek 2006 yılında Türkiye Bankalar Birliğinin “İcra ve İflas Hukukunda Güncel Sorunlar” konulu konferansta sunduğu tebliğde İflas erteleme ile ilgili mevcut yasalara muhalif olduğunu açıkça belirtmektedir. Hoca tebliği birinci sayfasında aynen şöyle demektedir:

“İKİNCİ OLARAK, 21/2/2004 TARİHLİ RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANARAK YÜRÜRLÜĞE GİREN 5092 SAYILI KANUN İFLASIN ERTELENMESİ SÜRESİNİ 1 YIL + 1 YILDAN, 1 YIL + 4 YILA YÜKSELTMİŞTİR. DAHA 6 AY ÖNCE YÜRÜRLÜĞE GİRMİŞ OLAN VE ERTELEME SÜRESİNİ 1 YIL + 1 YIL OLARAK TESPİT ETMİŞ BULUNAN 4949 SAYILI KANUNUN SONUÇLARI HENÜZ ALINMADAN NE OLMUŞTUR DA, 6 AY + 12 AYLIK KONKORDATOMÜHLETİ “FAZLA BULUNARAK” İNDİRİLİRKEN, 1 YIL + 1 YILLIK İFLASIN ERTELENMESİ SÜRESİNİN HEM DE 3YIL BİRDEN UZATILMASI İHTİYACI HASIL OLMUŞTUR? BÜTÜN BU OLANLARA MANTIKLI BİR AÇIKLAMA YAPMAK VE BİR ANLAM VERMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR.”Prof.Dr.Selçuk Öztek’in söz konusu tebliğinin tam metnini dosyaya sunuyoruz.Görüldüğü gibi Sayın Hocamız 21/2/2004 tarihli resmi gazete de yayınlanarak yürürlüğe giren 5092 sayılı kanunun iflas ertelemesi süresini 1+1 YILDAN 4 YILA UZATILMASINA KARŞIDIR.HOCA BU GÖRÜŞÜNÜ YAZMIŞ OLDUĞU BİLİR KİŞİ RAPORUNADA YANSITMIŞTIR.İLGİLİ RAPORUN SONUÇ BÖLÜMÜNÜN 3 MADDESİNİN A FIKRASINDA ŞİRKET ORTAKLARININ 2.175.904,00 YTL TUTARINDAKİ SERMAYE TAAHÜTLERİNİ 2009 YILI OCAK AYI SONUNA KADAR ÖDEMELERİ GEREKTİĞİNİ,AKSİ HALDE İFLAS ERTELEME KARARI VERİLEMEYECEĞİNİ BELİRTMEKTEDİR.3.MADDE- SİNİN B FIKRASINDA DA GERİYE KALAN BORCA BATIKLIK TUTARININ ½ SİNİ YİNE 2009 YILI İÇERİSİNDE BAĞLAYICI TAAHÜDE BAĞLANMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEMEKTEDİR.HOCANIN RAPORDA BELİRTTİĞİ BU PARALAR ÖDENDİĞİNDE ŞİRKETİN 3.970.037,59 YTL OLAN BORCA BATIKLIK TUTARININ TAMAMI ORTAKLAR TARAFINDAN 2009 YILI İÇERİSİNDE ÖDENDİĞİ GİBİ ARTI 190.884,91 YTL DE BORCA BATIKLIĞI AŞAN FAZLALIK OLUŞTURMAKTADIR.

HOCA 2009 YILI İÇERİSİNDE AŞAĞIDAKİ TABLODA GÖRÜLEN ÖDEMELERİN ORTAKLAR TARAFINDAN ÖDENMESİNİ İSTEMİŞTİR.

2009 YILI OCAK AYI SONUNA KADAR ÖDENMESİ İSTENEN SERMAYE TUTARI 2,175,904.00

2009 YILI İÇERİSİNDE ÖDENMESİ İSTENEN BORCA BATIKLIK TUTARININ 1/2 Sİ ( 3.970.037,59 / 2 ) 1,985,018.08

2009 YILI İÇERİSİNDE ORTAKLARDAN ÖDENMESİ İSTENEN TOPLAM TUTAR 4,160,922.08

İYİLEŞTİRME PROJESİNDEKİ HESAPLANAN BORCA BATIKLIK TUTARI 3.970.037,59

FARK
190,884.49

TABLODA GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ HOCA BÜTÜN BORCA BATIKLIK TUTARININ 190.884,49 YTL FAZLASI İLE 1 YIL İÇERİSİNDE ÖDENMESİNİ İSTEMEKTEDİR.( SÖZ KONUSU TEBLİĞDEKİ GÖDÜŞÜNE UYGUN OLARAK) HOCAMIZIN İSTEDİĞİ ÖDEMELERİ ORTAKLAR YAPTIĞINDA BORCA BATIKLIK KISMI OLAN 3.970.037,59 YTL ÖDENDİĞİ GİBİ ORTAKLAR FAZLADAN DA 190.884,49 YTL YTL ÖDEME YAPMIŞ OLACAKLARDIR.

HOCA TEBLİĞİNDE KANUNU ELEŞTİRİRKEN ŞÖYLE DEMEKTEDİR:

BÜTÜN BU OLANLARA MANTIKLI BİR AÇIKLAMA YAPMAK VE ANLAM VERMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR.

GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ HOCA KENDİ SUBJEKTİF GÖRÜŞÜNÜ BİLİRKİŞİ RAPORUNA YANSITMIŞ VE İFLAS ERTELEME SÜRESİNİ 4 YILDAN 1 YILA İNDİRMİŞTİR.

ÇÜNKÜ HOCA ORTAKLARIN 2009 YILI İÇERİSİNDE 4,160,922.08 YTL ÖDEME YAPMASINI İSTEMEKTEDİR.BORCA BATIKLIK TUTARI DA 3.970.037,59 YTL DİR.SÖZ KONUSU TEBLİĞDE HOCA İFLAS ERTELEME SÜRESİNİN 1 +1 YILDAN 1 +4 YILA UZATILMASINI MANTIKSIZ BULMAKTADIR.BİLİRKİŞİ RAPORUNDADA BU GÖRÜŞÜ DOĞRULTUSUNDA ETKİLİ OLMUŞ VE İFLAS ERTELEMEYİ MEVCUT YASALARIN AKSİNE 1 YILA İNDİRGEMİŞTİR.YANİ 5092 SAYILI YASA İLE KANUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİĞİ YOK SAYMIŞTIR.

BİZCE HOCAMIZ BİR BİLİRKİŞİ OLARAK 5092 SAYILI KANUNU YOK SAYMIŞ KANUN YERİNE KENDİ GÖRÜŞLERİNİ KOYMUŞTUR.ZATEN HOCA 5092 SAYILI YASAYI MANTIKSIZ KABUL ETMEKTEDİR.

2- a) İyileştirme projesi ve eklerinde sunduğumuz hususlardan hiçbirisi bilirkişi raporunun sonuç kısmında dikkate alınmamıştır. Bilirkişi raporu firmanın 2009 yılı içerisindeki faaliyetlerini yapacağı ciroyu,satışları , ihracatı ve tüm bu faaliyetlerden elde edeceği gelirleri yok saymıştır.Borca batıklığın giderilmesini sadece ortakların sermaye taahhütlerini yerine getirmesine ve koyacakları yeni sermayelere bağlamıştır.Oysa İflas ertelemede amaç şirketin faaliyetlerini sürdürmesi ve elde edeceği yeni gelirlerle borçlarını ödemesidir.Bilirkişi raporu İflas ertelemeyi İflas koşullarından bile ağır bir şekilde değerlendirerek, şirketi tasfiyeye sokmuş ve Kolektif Şirket hükümleri uygulayarak borçtan ortakları da sorumlu sayarak tasfiye masasına ortakların sınırsız sorumlulukları gereği ( kolektif şirketlerde olduğu gibi) borcu karşılayacak paralar getirmesini ön görmektedir.Türk hukukundaki İflas erteleme düzenlemelerine peşinen karşı olan ve bu karşı duruşunu da rapora yansıtan bir olgu ile karşı karşıyayız.

b) İyileştirme Projesinde ortaklar gayrimenkullerini nakte çevirerek şirkete koyacaklarını belirtmişlerdir. Bu göz önünde bulundurulmamıştır.

c) Şirket borçlu bulunduğu banka ve finans kurumlarının önemli bir bölümü ile borcun 36 aya yapılandırılması konusunda yaptığı görüşmeleri yazışmaları dosyaya koymamıza rağmen bu görüşmeler ve bankalara teminat olarak sunulan gayrimenkuller raporda göz ardı edilmiştir.

d) BANKA VE FİNANS KURUMLARININ RAKAMSAL OLARAK %80 ni İLE BORCUN 36 AYA YAPILANDIRILMASI KONUSUNDA FİKİR BİRLİĞİNE VARMIŞ BULUNMAKTAYIZ.BANKALARDAN VAKIFBANK, AKBANK,FORTİSBANK, VE FAKTORİNGLERDEN STRATEJİ FAKTORİNG İLE SÖZLEŞME İMZALAMIŞ BULUNMAKTAYIZ.

e) İŞ BANKASI, HSCB , YAPIKREDİ BANKASI İLEDE SÖZLEŞME İMZALAMA AŞAMASINA GELMİŞ BULUNMAKTAYIZ.

3- Türk Ticaret Kanununa göre ortakların şirkete mevcut sermaye taahhütlerini ödemeleri bir zorunluluktur.Ayrıca bir taahhüdü gerektirmemektedir.Şirket yönetim kurulu ortakların ödeme güçlerini de göz önüne alarak ortaklardan sermaye borçlarını belirtilen süre içerisinde yerine getirmelerini isteyebilir.Sermaye taahhüdü olan ortaklar yönetim kurulunun belirlediği bu sürelerde taahhütlerini yerine getirmekle yükümlüdürler.Bu nedenledir ki şirket ortakları iyileştirme projesinde mevcut varlıklarını ve gayrimenkullerini şirkete koymayı önermektedirler.Ancak Bilirkişi raporu burada bu sermaye borcunun 2009 yılı Ocak ayı sonuna kadar ödenmesini öngörmektedir.Bu öngörme hangi yasal dayanağa ,hangi hukuka,hangi uygulamaya,hangi içtihat’a dayanmaktadır?Bunu bilmiyoruz.Eğer şirket ortakları sermaye taahhütlerini zamanında yerine getirebilselerdi bilirkişi raporunda ön görüldüğü gibi yeni sermayeler koyabilselerdi ne iflas ertelemeye nede iyileştirme projesine gerek kalırdı.

GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ BİLİRKİŞİ RAPORU TÜRK HUKUKUNDAKİ İFLAS ERTELEME YASALARINA VE UYGULAMAYA KISACA TÜRK HUKUKUNDA MEVCUT İFLAS ERTELEME KURUMUNA KARŞI OLAN BİR MANTIK ÇERÇEVESİNDE DÜZENLENMİŞTİR.

Bilirkişi raporu vardığı sonuçlar itibarı ile kendini yargı yerine koyan sonuçlarda içermektedir.3.maddenin a fıkrasında ………………… iflasın ertelemesi kararı verilemeyeceği…………………. Bu anlatımı biz yargıya emretme biçiminde algılamaktayız.Bilirkişi raporu başından sonuna kadar tarafsız bir değerlendirme yerine subjektif görüşleri yansıtmakta ve yargıya emretmektedir.

4- Şirketimiz hacizlerle karşı karşıyadır. Tedbir kararı için ek bilirkişi raporu veya yeni bilirkişi raporları beklendiğinde sonradan telafisi mümkün olmayan ve şirketimizi kaçınılmaz olarak iflasa sürükleyecek sonuçlarla karşı karşıya kalacaktır.Şirketimiz üretici bir firmadır.Makineler hacizlerden dolayı sökülüp taşındığında giderilemeyecek hasarlar oluşabilir.Şirket hala hazır durumda hacizlerden ötürü faaliyetlerini sürdürememektedir.Tedbir kararından sonra faaliyetlerimizi başlat- mamız mümkün olacaktır.

SONUÇ :

Yukarıda açıklanan nedenlerle gerek görüldüğünde ek bilirkişi raporu istenmesi veya yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirilmesini,şirketimizin içinde bulunduğu durum nedeni ile acilen İCRALARIN DURDURULMASINA karar verilmesini saygıyla dileriz.

Av.O.Rahmi OFLUOĞLU

EKLER

1-Prof.Dr.Selçuk Öztek ‘in “ İcra ve İflas Hukukunda Güncel Sorunlar” Konulu 46 sayfalık Tebliğ Metni
2- Vakıfbank Borç Yapılandırma Sözleşmesi
3- Fortisbank Borç Yapılandırma Sözleşmesi
4- Akbank Borç Yapılandırma Sözleşmesi
5- Strateji Faktoring Borç Yapılandırma Sözleşmesi

Kredilerin Geri Çağrılması

KREDİLERİ GERİ ÇAĞRILMASI VE VADELİ ÇEKLERİN ERKEN İBRAZI

Bankaların kredili müşterilerinin sözleşmelerini çektikleri ihtarnamelerle sonlandırarak 48 saat içerisinde geri ödeme istemelerin hukukla bağdaşır yönü olmadığı gibi hayatın gerçekleri ile de bağdaşmaz. Hiçbir firma milyonlarca(trilyonlarla) parayı 48 saat içerisinde bulup geri iade edemez. Bankalar sistemle alay etmektedirler.

Kredi sözleşmeleri irade serbestîsi içerisinde oluşmamaktadırlar. Bankalar ve finans kurumları Müşterileri karşısında orantısız bir üstünlüğe sahiptirler. Bu üstünlüklerini kredileri geri çağırırken de kullanmaktadırlar. Bu bir yok etme mekanizmasıdır. Çünkü bir banka kredi sözleşmesini kat edip krediyi 48 saat içerisinde geri çağırdığında bunu sistemin mantığı gereği diğer bankalar takip etmektedir. Böylece muhatap firma iflasa sürüklenmektedir.

Hukuk sistemi doğru yorumlandığında ve uygulandığında burada mağdur firmaları koruyacak hükümler mevcuttur. Maliye bakanı Unakıtan yaptığı açıklamalarda bankaları bu konuda ikaz etmektedir. Bakan bu yolla firmaları iflasa sürükleyerek krizin derinleşmesini önlemeye çalışmaktadır. Ancak açıklama yapmak yetmemektedir.YENİ YASAL DÜZENLEMELER GEREKMEKTEDİR.

İRADE SERBESTÎSİ

Bir kere sözleşmeler irade serbestîsi içerisinde yapılmamaktadır. Bu nedenle hukuken sakat doğmaktadırlar. İkinci ve en önemlisi bu kredilerin 48 saat içerisinde geri istenmesi medeni kanunun iyi niyet ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Konunun uzmanları bu ölçüsüz, ekonomik gerçeklerle bağdaşmayan, hiçbir zaman iyi niyetli sayılamayacak uygulamaları hukuk açısından irdeleyip daha başka sonuçlar da çıkarabilirler. Biz şöyle kabaca baktığımızda burada borçlar hukuku ve medeni yasa açısından geçerli bir sözleşme olmadığını ve 48 saat içerisinde kredini geri istenmesinin hukuki geçerliliği olmadığını söyleyebiliriz.

BAŞLANGIÇ

A. Hukukun uygulanması ve kaynakları

MADDE 1.- Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır.

Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa,  hakim, örf ve adet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.

Hakim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.

B. Hukuki  ilişkilerin kapsamı

I. Dürüst davranma

MADDE 2.- Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.

Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

II. İyiniyet

MADDE 3.- Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır.

Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.

İLERİ KEŞİDE TARİHLİ ÇEKLERİN İBRAZI

Kredileri geri çağıran bankalar ve finans kurumları daha da ileri giderek müşterilerin ileri vadeli çeklerini ibraz ederek karşılıksız kaydı vurdurmakta ve icra işlemlerini başlatmaktadırlar. Bankalar ve faktöringler bu davranışları krizi tetiklemekte ve yeni iflaslara, kombilerde yıkımlara neden olmaktadırlar.

YARGITAY

İleri keşide tarihli çekler ile ilgili ceza açısından Yargıtay ileri vadeli çeklerin erken ibrazın kabul etmesi medeni kanun borçlar hukuki ve icra iflas yasası açısından sonuç doğurmaz.

SÖZLEŞME

Banka, faktöring ve finans kurumları kredi müşterilerinin çeklerini bordrolarla teslim almaktadırlar. Bu bordroların imzalı bir sureti müşteri de kalmaktadır. Açıkça kredi veren vadeli müşteri çekleri aldığının bilincindedir. Ayrıca kredi kurumları bu çekleri almadan önce istihbarat yapmaktadırlar ve istihbaratları sonucu bu çeklerin itibarlı çekler olduklarına karar vererek bu vadeli çekleri kabul etmektedirler. Buradaki hukuki ilişkiye biz hukukçular ne isim vereceğiz. Burada en azından bir zımni anlaşma vardır, bence ise yazılı bir anlaşma vardır Bankalar müşteri ile yaptıkları bu anlaşmayı çekleri erken ibraz ederek ihlal etmekteler ve icra takibine başlamaları çek keşidecilerinin maddi manevi zararlarına neden olmakta, kredi müşterilerini birçok anlamda yıkıma uğratmakta. Kredi müşterileri bir şekilde ayakta kalmayı başarsalar bile gelecekte müşterilerini kaybetmiş olacaklardır.

BU NEDENLERLE KREDİ KURUMLARININ BU EYLEM VE İŞLEMLERİ ETİK OLMADIĞI GİBİ YASAL DA DEĞİLDİR.

ÇEKLERDE İLERİ KEŞİDE TARİHİ (P0STDATE)

EK BİLGİ

II. Postdate çeklerde ibraz

1. Genel olarak

İleri keşide tarihli olarak düzenlenen postdate çeklerin de TTK’nın 708 inci maddesinde belirtilen süreler içerisinde ibraz edilmelerinin gerektiği kabul edilmiştir. Ancak postdate çekler açısından bu süreler ne zaman başlayacaktır? Bu soruya hem doktrin(8), hem de Yargıtay(9), TTK’nın 708/5 inci maddesinde belirtildiği üzere, ibraz süresinin keşide tarihinden itibaren başlayacağı şeklinde cevap vermektedir.

2. Keşide tarihinden önce ibraza bağlanan hukukî sonuç

İleri tarihli çekler açısından gündeme gelen bir sorun da, bu çeklerin keşide tarihinden önce ibraz edilip edilemeyeceğidir. TTK’nın 707/2 nci maddesine göre, söz konusu çekler keşide tarihinden önce bankaya ibraz edilebilecektir. Gerçekten anılan madde hükmü, çek keşide edilmesi sırasında keşide tarihinin değil de, ileri bir tarihin çeke keşide tarihi olarak yazılmasına olanak tanıdığı gibi, bu şekilde düzenlenilen çeklerin belirtilen bu ileri tarih gelmeden önce, bankaya ibraz edilmesine ve karşılığı varsa ödenmesine izin vermektedir. Mehaz kanunda “ödenebilir” (payable, zahlbar), şeklinde kaleme alındığı hâlde, bizim Ticaret Kanunumuzda bu durum “ödenir” şeklinde ifade edilmiştir. Kanunda belirtilen şekilde ifade edilmiş olmasına karşın, genel görüş, “ödenir” kelimesinin ne zorunluluk ne de bankanın inisiyatifine bırakmayı ifade ettiği yönündedir.(10) Bundan anlaşılması gereken, keşide tarihinin gelmemiş olmasının, ödemeye engel teşkil etmediğidir.(11)

etmiştir a. Karşılaştırmalı hukuktaki durum

Karşılaştırmalı hukuktaki uygulamalara göz attığımızda, Fransız mahkemesi, 1945 yılında vermiş olduğu bir kararında, keşide tarihinden önce ödemeye ibraz edilip de, karşılıksız çıkan ileri keşide tarihli çek hakkında, karşılıksız çek yaptırımlarını uygulamamış, keşideciyi sadece açık kalan tutarın binde altısı oranında bir cezaya mahkûm.(12)

Almanya uygulamasında ise, keşide tarihinden önce ibraz edilen çeklerin karşılığı varsa ödenmekte, yoksa hiçbir işleme tâbi tutulmadan senet hamile iade edilmektedir.(13) Hamil müracaat hakkını kullanamamaktadır.(14)

İngiltere’de Bills of Exchange Act (1882)’in 13/2 nci maddesi, ileri tarihli çeki geçerli saymakla birlikte, doktrin ve mahkeme kararlarında, bu çekin üzerindeki tarihten önceki durumunun açık olmadığı belirtilmiştir. Söz konusu çekler, keşide tarihine kadar ödenmesi mümkün olmayan bir bonoya benzetilmekte ve ileri keşide tarihli bir çeki dikkatsizlik sonucu ödeyen bankacının, hesap sahibini borçlandıramayacağı, çünkü bankanın bu hususta yetkisinin bulunmadığı, ödenmesi durumunda da bunu kendi sorumluluğu altında yapmış olacağı vurgulanmaktadır.(15)

Amerika’da, sonraki tarihli çek, ancak o tarihten sonra ödeme için ibraz edilebilmektedir. Uygulamada daha önce ibraz edilen çekleri, muhatap, ibraz edileceği tarihe kadar hamil hesabına saklamaktadır.(16)

b. Hukukumuzdaki durum

Türkiye’de ise, ileri keşide tarihli çeklerin keşide tarihinden önce ibraz edilmesi durumunda, TTK’nın 707/2 nci maddesi, hükmün amacını aşar şekilde yorumlanarak, söz konusu çekin karşılığının bulunması durumunda ödenmesine, karşılığının olmaması durumunda, çeki elinde bulunduran hamile alacağını tahsil amacıyla gerekli hukukî yollara başvurma olanağı tanınmıştır. Yargıtay, keşide tarihinden önce muhatap bankaya ibraz edilmiş ve ödenmemiş olan çeklerin de kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe konu olabileceğini kabul etmiştir.(17) Tekinalp, bu uygulamayı eleştirmekte ve TTK’nın 707/2 nci maddesinin hükmünü, çek, keşide tarihinden önce ibraz edildiğinde, karşılığı bulunmuyorsa, müracaat hakkı doğar ve çek takibe konulabilir şeklinde anlamayı haklı gösterebilecek herhangi bir nedenin bulunmadığını, hükümdeki ibraz günü çek ödenir (oysa aslı ödenebilir) ifadesinin, ödeme için keşide tarihinin beklenilmesine gerek olmadığını vurguladığı, buna karşılık, ödememe hâlinde normal çeklere ilişkin yaptırımların uygulanmasına izin verdiği anlamına gelemeyeceğini, bu nedenle hükümde karşılıksızlık varsayımının düzenlenmediğini ileri sürmektedir. Yazar’a göre, bir borç, vadeden önce istisnaen ödenebilir, ancak ödenmesi mecbur tutulamaz. TTK’nın 707/2 nci maddesinin, vadeden önce ödemeye izin vermenin ötesinde, ödeme zorunluluğu getirdiği kabul edilse bile, bir borç vadeden önce ödenmediği için hukuksal yaptırıma tâbi tutulamaz. Hukukta böyle bir tersliğe cevaz yoktur. Vade varsa ödemenin vadede yapılması normaldir. Vadeden önce ifa ise, istisnaî ve anormaldir.(18)

Karayalçın da, keşide tarihinden önce ibraz edilen çekin muhatap tarafından ödenmesinin zorunlu olmadığını, sadece muhatabın ödemeye yetkili olduğunu ileri sürmektedir.(19) Buna göre, ileri keşide tarihli çekin karşılığının bulunmadığı durumlarda, muhatap, zamanında ibrazı tekrar isteyebilecektir.(20)

Doktrindeki bu tartışmalar bir taraftan sürerken, diğer yandan 1985 yılında kabul edilen 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Kanunu” 4 üncü maddesinde getirmiş olduğu, “çekle işleyen hesabın bulunduğu banka şubesi, ibraz edildiği anda karşılığı bulunan çeki ödemek mecburiyetindedir.” şeklindeki hükmü ile bu tartışmalara son noktayı koymuş oldu. Aynı Kanunun 16/1 inci maddesi ile de, “üzerinde yazılı keşide tarihinden önce, 4 üncü maddeye göre ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması sebebiyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden kişiler bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.” hükmüne yer verilmiştir. Bu şekilde, ileri tarihli olarak keşide edilen çekin, keşide tarihinden önce ibraz edilip de kısmen veya tamamen karşılığının bulunmaması durumunda, çekin karşılıksız kaldığı ve söz konusu keşide eden kişinin de karşılıksız çek keşide ettiği kabul edilerek, bu kişinin 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması hükme bağlanmıştır.

Bizim bu yazıda asıl üzerinde durmak istediğimiz konu, ileri keşide tarihli çeklerin, keşide tarihinden önce ibraz edilmesine 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanun”un bağladığı çoğu kimseler tarafından ağır bulunan sonuçlardır.

a. 3167 sayılı Kanunun öngördüğü sonucun değerlendirilmesi

aa. Genel olarak

Karşılıksız çek konusu, öncelerden bugüne kadar, hukukumuzda sorun olarak belli bir yer işgal etmiş bulunmaktadır. 1926 yılında kabul edilen eski Ticaret Kanunu’ndan sonra, karşılıksız çekle ilgili bir ceza yaptırımı getirilip getirilmemesi konusunda tartışmalar olmuş, ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi bir yorum kararı ile, olayda eğer dolandırıcılık fiilinin unsurları varsa, bunun yeterli olacağını, ayrı bir düzenleme yapmaya gerek olmadığını kabul etmiştir. Türk Ticaret Kanununda da, karşılıksız çekle ilgili herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Tabiî, süresi içerisinde ibraz edilmiş bir çek, muhatap tarafından ödenmediğinde alacağını tahsil amacıyla ilgililere başvurma olanağı bulunmaktadır. Yani işin hukukî yaptırımı mevcut idi. Ancak cezaî yönden yaptırım ise, dolandırıcılık suçunun unsurlarının mevcut olması durumunda söz konusu olabilmekte, aksi hâlde, karşılıksız çek keşide eden kişi cezaî yönden sorumsuz kalmakta idi.

1985 yılında, bir ödeme aracı olarak çeke olan güvenin artırılması ve çek kullanımının yaygınlaştırılması düşüncesiyle, 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” kabul edilmiştir. Bu Kanun ile, karşılıksız çek düzenleme, özel bir kasıt aranmaksızın şekli bir suç hâline getirilmiştir. Diğer bir ifade ile, bir çek muhatap bankaya ibraz edildiğinde, karşılığı yoksa, bunun nedeni ne olursa olsun, keşidecinin kastı aranmaksızın, sadece bu olgunun karşılıksız çek keşide etme suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Bu eylem karşılığında da, söz konusu eylemi gerçekleştiren kişilerin, 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması öngörülmüştür.

.

%d blogcu bunu beğendi: