T.C. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 1989/7-45, T. 13.3.1989, Sahte Çek Tanzim Etmek

T.C.
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU

K. 1989/1101
T. 13.3.1989
• SAHTE ÇEK TANZİM ETMEK ( Dolandırıcılık Suçunun Unsuru Olmayıp Müstakil Bir Suç Olduğu )
• DOLANDIRICILIK ( Sahte Çek Düzenleyen Şahsın Verdiği Belgenin Karşılıksız Çıkması )
• ÇEK DÜZENLEME YETKİSİ OLMAYAN ŞAHSIN DÜZENLEDİĞİ ÇEKİN KARŞILIKSIZ ÇIKMASI ( Sahte Çek Düzenlemek ve Dolandırıcılık )
• SAHTE ÇEK TANZİMİ VE DOLANDIRICILIK ( Ayrı Ayrı Suçlar Olduğu ve Cezalandırılacağı )
• ÇEK TANZİM YETKİSİ OLMAYAN ŞAHSIN TANZİM ETTİĞİ ÇEK ( 3167 Sayılı Kanun Kapsamına Girmemesi )
3167-1/m.1,2,3,7,8,10,12,16
765/m.503
6762/m.692
ÖZET : 1 – Çek düzenleme yetkisi bulunmayan kişinin düzenleyip verdiği çekin karşılıksız çıkması halinde, çekte yasal tüm unsurlar bulunsa da, 3167 sayılı yasaya aykırı davranışta bulunmak suçu değil, ancak sahtecilik ve dolandırıcılık suçları oluşabilecektir.

2 – Müdahilin hulus ve saffetinden istifade ederek, hile ve sania teşkil eden hareketlerle ve sahte imza ile karşılıksız çek düzenleten sanık M. S.`in bu eylemiyle “sahte çek tanzim etmek” ve “dolandırıcılık” suçlarını işlediği anlaşılmakla birlikte; sahte senet düzenlemek, dolandırıcılık suçunun unsurlarından ve ağırlatıcı sebebi sayılamayacağından, her iki suçtan da ceza tayini gerekir.

DAVA VE KARAR: “Dolandırıcılık suçundan sanık Ş.`ın beraatine; M. S.`in TCK.nun 503/1, 592. maddeleri uyarınca uyarınca dört ay hapis ve 6.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına; 3167 sayılı Yasanın 16. maddesi uyarınca karar ittihazına yer olmadığına; karar kesinleştiğinde sanık M. S. hakkında sahte senet tanziminden dava açılması için C. Savcılığına suç duyurusu yapılmasına” dair, Ankara Onuncu Asliye Ceza Mahkemesi`nce 23.3.1987 gün ve 1985/549 – 1987/195 sayı ile verilen hükmün, sanık tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyin Yedinci Ceza Dairesi, 29.12.1988 gün ve 11866/13429 sayı ile:

( 1 – Sanık Ş. hakkındaki hükmün onanmasına.

2 – Sanık M. S.`in temyizine gelince;

Muhtevasındaki yazıların kendisine ait olduğu bilirkişi raporuyla tesbit olunan sanık M. S.`in meşru olmaksızın eline geçirdiği diğer sanık Ş.`a ait çek karnesinden bir yaprağını çek şartlarına uygun olarak doldurup imzasını değiştirmek ve Ş.`a ait hesap numarasını göstermek suretiyle karşılıksız çek keşide ettiği dosya içeriğinden anlaşılmasına göre, 3167 sayılı Yasaya muhalefet suçunun oluştuğu dikkate alınmaksızın dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması ) isabetsizliğinden bozmuştur.

Bu karara karşı, 16.2.1989 gün ve 13 sayı ile itiraz yoluna başvuran C. Başsavcılığı`nca:

( 1 – Ayrıntıları dosya içeriğinde açıklandığı gibi, başka bir şahsa ait çek karnesinin ele geçirilmesi çek üzerindeki yazıların sanığın eli mahsulü, imzanın ise sanığın eli mahsülü olmadığının tesbit edilmesi, Ş. diye tanıtılan kişinin başka bir kişi olması, çekin sahte ve karşılıksız olduğunu bilmesi nedeniyle ciro etmekten kaçınması, kendisine ait çeki imha etmesi sanığın dolandırıcılık kastı ile hareket ettiğini gösterir.

3167 sayılı Yasaya muhalefet suçu şekli bir suç olduğundan sanığın kastının suç vasfını etkilemeyeceği görüşü, suçun cürümlerden madut olması itibariyle etkili olmayacaktır.

2- 3167 sayılı Yasanın 1/2 maddesinde “Bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır” denilmektedir. 3167 sayılı Yasa karşılıksız çek keşide edenlerin hangi şartlarla ve hangi prosedür yerine getirildikten sonra mahkum edileceğini düzenlemektedir. 16. madde suçun şikayete tabi olduğunu açıklarken, fiili işleyenin düzeltme hakkını kullanması ve hamilin zararını karşılamış olması halinde şikayet hakkının doğmayacağı belirtilmektedir. Eylem 3167 sayılı Yasaya uygun kabul edilse, 7 ve 8. maddeler gereği düzeltme hakkı bulunan bir keşideciyi ihtarname göndermeden mahkum etmek mümkün değildir. Dava konusu olayın sanığı, bankada hesap sahibi olmadığına ve çeki meşru olmayan yollarla eline geçirdiğine göre mahkumiyet şartı olan ihtarnameye muhatap olmayacaktır.

3 – Bir an için bunun dahi mümkün olduğu varsayılırsa, o takdirde müdahilin şikayetten vazgeçmesiyle dava düşecektir. Bu halde başkasına ait çeki bilinmeyen bir şekilde ele geçiren ve bu çeki keşide eden şahsın dolandırıcılık suçu şikayete tabi ve vazgeçme ile düşen bir suça dönüşecektir.

4 – Olayın özelliklerine göre, suç vasfı yönünden sahtecilik, dolandırıcılık veya 3167 sayılı Yasaya muhalefet ihtimalleri söz konusu olmaktadır. Sanık işlediği tek fiil de kanunun muhtelif ahkamın ihlal etmiş olduğundan TCK.nun 79. maddesi delaletiyle en şedid ceza ile cezalandırılması gerekir. Bu nedenle, Yedinci Ceza Dairesi`nin bozma kararının kaldırılması ve hükmün açıklanan nedenle bozulmasına karar verilmesi ) talep olunmuştur.

Dosya içeriğine göre:

Müdahil E., 900.000 lira borçlanarak R. adlı şahıstan aldığı otomobilini, sanık M. S.`e satmış, karşılığında adı geçen sanıktan 650.000 liralık çek almıştır.

Bir süre sonra sanık M. S. “ödeyeceğini” söyleyerek bu çeki geri alıp yırtmış ve müdahile yeni bir çek vermiştir.

Muhatap bankaya ibrazında karşılığı bulunmadığı anlaşılan bu ikinci çekin asıl hesap sahibinin, sanık M. S. olmayıp, bir süre önce çek karnesini kaybettiğini ileri süren Ş. olduğu ve altındaki kime ait olduğu belirlenmemekle birlikte, bu çek üzerindeki yazıların sanık M. S.`in eli mahsulü bulunduğu bilirkişi incelemesiyle saptanmıştır.

Oluş ve sübutta Özel Daire ile, C. Başsavcılığı arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu; sanığın eyleminin Yerel Mahkemece kabul edildiği şekilde sahte çek tanzim etmek ve dolandırıcılık suçlarını mı, Özel Daire kararında açıklandığı şekilde sahte çek tanzim etmek ve 3167 sayılı Yasaya aykırı davranışta bulunmak suçlarını mı oluşturacağı; her iki halde de iki ayrı suç oluşturacak olan sanığın eyleminden dolayı iki ayrı ceza mı, yoksa TCK.nun 79. maddesi gereğince sadece “sahte çek tanzim etmek” suçundan mı ceza verilmesi gerektiği hususlarıdır.

TTK.nun 692. maddesinde; “çeki keşide edenin imzası” çekin unsurları arasında sayılmıştır ve 693. maddeye göre; “692. maddesinde unsurlardan birini taşımayan senet, çek sayılmaz”. Ceza Genel Kurulu`nun 1.6.1987 gün, 7-95/321 sayılı kararı ve sonraki birçok kararında açıklandığı gibi “unsurlarından biri bulunmadığı için çek sayılmayan bir belgeyi düzenleyerek müştekiye veren sanığın eylemi, 3167 sayılı Yasaya aykırı davranışta bulunmak suçunu değil, unsurları gerçekleştiği takdirde dolandırıcılık suçunu oluşturur.”

Çekte keşideci, onu imzalayan veya imzalatan kişi midir? Başka bir deyişle, çek keşide etmeye hakkı olmayan kişi, herhangi bir çeki imzaladığı takdirde “keşideci” sayılabilecek midir?

Bu soruların cevabı konumuz bakımından büyük önem taşımaktadır. Zira, çekin yasaya uygun ve keşide hakkı ile yetkisini yasal olarak haiz kişilerce düzenlenmesi halinde 3167 sayılı Yasa uygulanabilecektir. Çek düzenleme yetkisi bulunmayan kişinin düzenleyip verdiği çekin karşılıksız çıkması halinde, çekte yasal tüm unsurlar bulunsa da, 3167 sayılı yasaya aykırı davranışta bulunmak suçu değil, ancak sahtecilik ve dolandırıcılık suçları oluşabilecektir ( İsmail Malkoç, Karşılıksız Çek Keşide Etmek Suçu, Mali Hukuk Dergisi, 1986/4 ).

3167 sayılı Kanunnun 3. maddesine göre; çek karneleri ancak bankalar tarafından basılacak veya bastırılabilecektir. Anılan madde ile, TTK.nun 692. maddesinde sayılanlara ilave olarak, iki şekil şartı daha getirilmiştir. Bunlar “çek karnelerinin her yaprağına çekle işleyen hesabın bulunduğu şubelerin adını ve keşidecinin hesap numarasını” yazmaktır. Kanun, yazma yükümlülüğünü bankalara vermiş, cezai müeyyidesini 15. maddede göstermiştir.

Baskı şeklinde tekdüzeliğin sağlanması için Merkez Bankası`na da görev verilmiştir. Merkez Bankası artık, Bankalar Birliği`nin görüşünü de alarak, çek karnelerinin baskı şekline dair esasları tesbit edecektir. Nitekim Merkez Bankası, konu ile ilgili ilk tebliğini 24.9.1985 gün ve 18878 sayılı Resmi Gazete`de yayınlamıştır.

Çekin kullanımı hususunda da yeni düzenlemelere gidilmiştir. Bu konudaki merasimi kısaca özetlersek: Herhangi bir kimsenin çekle işleyen hesap açtırmak için bir banka şubesine başvurması halinde banka, kendi istihbarat kaynaklarıyla müracaatcıyı araştıracaktır. Bu araştırma eskiye oranla daha titiz yapılacaktır. Çünkü, 3167 sayılı Kanun`un 10. maddesine göre, ileride hesap sahibinin çeki karşılıksız çıkarsa bunun 20.000 liralık bölümünden banka sorumlu tutulmuştur. Ayrıca 3167 sayılı Kanunu`nun 2. maddesiyle bankalara genel bir sorumluluk da yüklenmiştir. Bu maddeye göre bankalar, çekle işleyecek hesap açarken, çek karnesi verirken ve bu kanunla kendilerine verilen görev ve mükellefiyetleri yerine getirirken, bu işlemlerin gerektiği basiret ve itinayı göstermekle zorunlu tutulmuştur.

Banka, müracaat eden bir şahsı araştırıp çek karnesi vermeye karar verirse, aralarında muhakkak bir anlaşma yapacaktır. Bu kendi iç düzeniyle ilgili olmakle birlikte, banka çek karnesi verir vermez, 3167 sayılı Kanunu`nun 3/4. maddesine göre, karne sahibinin açık kimliğini Merkez Bankası`na bildirecektir.

Bu şekilde çek karnesi olan ve kullanmaya başlayan kişinin, çektiği çeklerin karşılığı bulunursa, herhangi bir sorun olmayacaktır.

Şayet bu kişinin çeki kısmen veya tamamen karşılıksız çıkarsa işlemlere devam olunacaktır. Önce muhatap banka, 3167 sayılı Yasanın 10. maddesine göre 20.000 liralık kısmı hamile isteği halinde ödeyecektir. Bu miktar ileride Hazine ve Dış Ticaret Müşteşarlığı tarafından yayınlanan toptan eşya fiyatları yıllık endekslerindeki artışlar gözönünde tutularak Merkez Bankası`nda artırılabilecektir.

Bu şekilde kısmen ve tamamen karşılıksız kaldığı tesbit edilen çek sahibine, banka, kendisinin veya temsilcisinin elinde bulunan bütün çek karnelerini aldığı bankalara geri vermesini, 8. madde hükümleri gereğince düzeltme işlemlerini yerine getirmeden bir yıl müddetle çek keşide edemeyeceğini ve aksine davranışların cezai müeyyideleri gerektireceğini, ibraz tarihini izleyen on gün içinde iadeli taahhütlü mektupla tebliğ edecektir. Ancak bununla bankaların işi bitmeyecek, ayrıca karşılıksız kalan çek sahibinin kayıtlarını inceleyerek ve eğer o şahıs 3167 sayılı Kanunu`nun 8. maddesi gereğince düzeltme hakkını koruyorsa mektupla tebligatın yapılmasını bekleyecektir. Bu bekleme süresi, mektupla tebligatın 3167 sayılı Kanunu`nun 12. maddesine göre yapılmış sayıldığı tarihten itibaren yedi işgünüdür ( Mustafa Güven, Kusurlu Karşılıksız Çek ve Karşılıksız Çek Suçu, Yargıtay Dergisi, 1988/4, S. 237 ).

Mektubu alan çek sahibi, 3167 sayılı Kanunun 8. maddesine göre belirlenen yedi iş günü içinde çek tutarını veya karşılıksız kalan bölümünün % 10 tazminat ve gecikme faizi ile birlikte muhatap bankaya yatırdığı takdirde, işlem burada bitecektir. Zira, 3167 sayılı Yasanın 16. maddesi gereğince 8. maddeye veya suç tarihi itibariyle geçici maddeye göre düzeltme hakkı kullandırılmadan “şikayet hakkı doğmaz” ve düzeltme hakkı yalnız çek hesabı sahibine tanınmıştır.

Açıklanan hususlar gözönünde tutulduğunda, çek hesabı bulunmayan kişi aleyhine 3167 sayılı Yasaya aykırı davranışta bulunmak suçundan kamu davası açılamayacağının ve çek keşide etme hakkı yalnız çek hesabı sahibi veya temsilcisine tanındığından, başkası tarafından imzalanan bir çekde çekin yasal unsurlarından “keşidecinin imzası”nın bulunmadığının kabulünde zorunluluk bulunduğundan; müdahilin hulus ve saffetinden istifade ederek, hile ve sania teşkil eden hareketlerle ve sahte imza ile karşılıksız çek düzenleten sanık M. S.`in bu eylemiyle “sahte çek tanzim etmek” ve “dolandırıcılık” suçlarını işlediği anlaşılmakla birlikte; ayrıntıları Ceza Genel Kurulu`nun 30.12.1985 gün ve 6-345/679 sayılı kararında da açıklandığı gibi “sahte senet düzenlemek, dolandırıcılık suçunun unsurlarından ve ağırlatıcı sebebi sayılamayacağından, her iki suçtan da ceza tayini gerekmekte” ise de, sanık hakkında yalnız dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığını gözönünde tutarak, sahte çek düzenlemek suçundan suç duyurusunda bulunan Yerel Mahkeme kararında yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, C. Başsavcılığı itirazının değişik bu gerekçelerle kabulüne karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşünekatılmayan Üyeler: ( Sanığın tanzim ettiği çekde tüm yasal öğeler bulunduğuna ve bu çek de karşılıksız çıktığına göre, sanığın 3167 sayılı Yasaya aykırı davranışta bulunmak suçundan cezalandırılmasına karar verilmesinde zorunluluk bulunduğundan, C. Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiğini ) ileri sürerek, bu yolda oy kullanmışlardır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, C. Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile kabulüyle, Yedinci Ceza Dairesi`nin 29.12.1988 gün ve 11866/13429 sayılı kararının KALDIRILMASINA, usul ve kanuna uygun bulunan Yerel Mahkeme hükmünün ONANMASINA, 13.3.1989 gününde ve üçte ikiyi geçen çoğunlukla kararverildi.

About these ads

Bir Yanıt to “T.C. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 1989/7-45, T. 13.3.1989, Sahte Çek Tanzim Etmek”

  1. aytaç Says:

    Kardeşime ait olan 10 adet çek yaprağını imzalayıp ortaklarıma hatır çeki olarak verdim çeklerin 7 tanesi ödendi 3t anesi avukatlık oldu ve tutuklama kararları çıktı. ortaklar iflas etti niyetlerini ifade etmelerine rağmen, 3 çeki ve bana olan borçlarının ödeyemiyorlar kardeşim ve ben madur durumdayız ne yapmamızı tavsiye edersiniz.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: