My Way bildiriyor Şişli 6. Asliye Ceza kararları, CGK’unda haberi “Haberler” bölümünde
İnsanlığın geçirdiği tarihsel evrim sonucunda gelinen son aşama kapitalizm çağıdır. Kapitalizmden bir başka düzene geçiş henüz gerçekleşmiş değildir. İnsanlığın geçirdiği evreler; ilkel kominal toplu, Sami Selçuk bu çağa “avcılık çağı” diyor, köleci toplum, feodal toplum, kapitalist toplum şeklinde sıralanabilir. Bütün bu evreler bin yılları kapsar. Bizim ömrümüz bu tarihsel gelişim süreçlerinde hiç bir şey ifade etmez.07 Kasım 2009 Cumartesi — CoCenk | Düzenle
Son günlerde çek kanunu konusunda birçok haber çıktı basında.Hükümetin bu şekilde bir değişiklik yapması, yani bütün herkese şartlı erteleme düzenlemesi yapması pratik olarak mümkün görünmüyor.Bu yeni bir karmaşa yaratacaktır.Olabilirliği yoktur böyle bir düzenlemenin.
——————————————————————————————————————————————————————
Su Tav, SK ve Miço’nun desteklediği ve öncülük ettiği çek mağdurları, 7-8 Kasım Cumartesi-Pazar, yani bugün ve yarın Taksim Meydanı’nda adalet ve hukuk mahrumlarına mesaj göndermek üzere, siyah çelenk bırakma eylemi yapacaklar. Amaçlarının çek mağdurlarının seslerini duyurmak olduğunu söyleyen eylem sözcüleri, kanunsuz ceza verilmesine ve adalet duygusunun zedelenmesine karşıyız dediler. (Haber)
Eylem Bildirisi : Hukuk ve Adalet İstiyoruz!
Suçlu Değil! Borçluyuz!
Kol Kola Siyah Çelenkler ile,
Bugün ve Yarın Taksim’e yürüyoruz!
![]()
Yüreklerin kulakları sağır!
Bugün ki Takvim Gazetesine göre çekte hapis kalkıyor. Haberin veriliş biçimi bu; ancak haberin içeriğini okuduğunuz zaman görüyorsunuz ki; başbakan kurmaylarına talimat veriyor ve üç alternatif sunuyor. Takvimin haberini Sabah Gazetesinin haberi ile birlikte değerlendirdiğimizde şunu görüyoruz:
Başbakan kurmaylarına üç alternatif sunmuş, bu alternatiflerden ilkinde cezalar mevcut tasarıda olduğu gibi devam ediyor. İkinci alternatifte sadece sahte çekler cezalandırılıyor, sahte çekten sanıyoruz kötü niyetliler kast ediliyor, üçüncü alternatifte ise adli para cezası kaldırılıyor, yerine idari para cezası geliyor.
ÇELİŞKİ
Dün görüştüğümüz parti yöneticisinin söyledikleri ile bu haberler tam bir çelişki halinde. Parti yöneticisi tasarıyı komisyona sevk ettik ve cezalar korunuyor diyordu.Oysa gazete haberlerinde tasarı komisyona değil Babacan’a gönderilmiş ve üç alternatiften birisine karar verme yetkisi Babacan’a bırakılmış.
Haber mantığı doğru mu?
Bu mantıklı mı? Yani başbakan ve MYK üyelerinin hepsinin birden kendi iradelerini bu kadar önemli bir konuda bir tek bakana bırakmaları siyasi teamüllere uygun mu?
Gördüğünüz gibi haberlerde hiçbir netlik yok, tam bir karmaşa, ama umut tükenmedi.
Saat 18.30 gibi idi, aradığım kişiye ulaştım. Kısa bir girişten sonra sorularımı sormaya başladım. Yetkili ile doğru yanlış tartışmasına girmeyi yararsız bulduğum için direkt sorular sormaya başladım ilk soru:
-Parti yetkililerine, hatta size dayanarak gelen haberler var, örneğin, cezaların ertelenmesi söz konusu mu?
Yetkili, hayır öyle bir şey yok.
-Ama bu habere siz de kaynak olarak gösteriliyorsunuz.
-Hayır, siz tasarıyı biliyorsunuz, ceza maddesinde bir değişiklik yok.
-Bu ne demek, 3167 den farklı bir yasa tasarısı değil mi bu?
-Evet değişik, bankaların sorumluluğunu artırıyoruz, bankalar eskisi gibi çek karnesi veremeyecek, bu da karşılıksız çek oranını azaltacak.
-Lehte hiçbir düzenleme yok mu?
-Mahkemelerin uygulayacağı lehe uygulamalar. Örneğin atanan genel müdürün cezası kalkabilir, bunun gibi, özünde ceza korunuyor, tasarının bu maddesini değiştirmedik.
-Siz hangi düzeyde görüştünüz?
-MYK’da görüştük, başbakan da görüşlerini açıkladı, biz de görüşlerimizi söyledik ve tasarıyı bildiğiniz hali ile Adalet Komisyonuna gönderdik.
-Peki, TCK ile uyum kaygınız olmadı mı? Biliyorsunuz TCK ile suç teorisi değişti, 3167 de objektif suç düzenlemesi var. TCK’da ise, 21. Maddede suçun oluşması için kast koşulu var. Uyum kaygısı olmadı mı?
-Tasarının ceza bölümünde bir değişiklik yok.
-İyi niyet, kötü niyet ayırımı yok mu?
-Tasarı bildiğiniz hali ile komisyona gönderildi.
-Çek mağdurları meclis ziyaretlerinde farklı izlenimler alıyorlar.
-Bu konuda abartılar var, sayılar abartılıyor.
-Biliyorum, sayılar söylendiği gibi değil, 800.000 dava var ama bu 800.000 sanık demek değildir.
-Yok sanık çok daha az.
-Biliyorum, benim tahminin 70.000 gibi.
-Hayır, daha da az.
Bu kısmı söylerken kelime seçmekte zorlandı ve sonunda şöyle dedi.
-Bazı kişiler bu mağduriyetlerden kendilerine sosyal bir mevkii çıkarmaya çalışıyorlar.
-Ne gibi? Ben bu hareketi yakından takip ediyorum.Bir blogun başındaki arkadaşın yakınları mağdur. Bir çıkar düşünen yok.
-Hayır, sosyal mevkii diyorum, bilmem neyin başkanı gibi..
-Evet, anladım ama o tipler dışlandı.
-Telefonlarla, mesajlarla çok rahatsız edildik. İnatçı bir grup var, çok saldırganlar. Aslında yasa seneye kalacaktı. Bu yüzden erkene aldık.
Telefon konuşmasının özeti bu.. Bu konuda yorumlarımızı yapacağız.